English
Menü
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Facebook-Twitter Sayfalarımız
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

UNUTULMUŞ KRALLIĞIN PEŞİNDE: KAPADOKYA KRALLIĞI

Yazan: Demir Kumanoğlu
Aralık 2005

M.ö. 4. yüzyılda; Küçük Asya’da  batıda Halis’ ten  ( Kızılırmak )  doğuda Fırat’a; güneyde  Toroslardan  kuzeyde Karadeniz’e  kadar uzanan bölgeye  “Kapadokya”  adı veriliyordu. Anadolu’da  kurulan satraplıklardan en büyüğüne verilen  “ Kapadokya” adı, coğrafi birlikten çok mülki ve idari bir bölümü ifade ediyordu.(1) Kapadokya  215 yıl  Ahamanişler’in yönetiminde kaldı. Coğrafi,  ticari ve stratejik önemleri nedeniyle Pers İmparatorluğunun bel kemiği olan Kapadokya’da Pers asilzadelerine çok sayıda  malikaneler verilmiş, Pers kültür  ve dininin yerleşmesine özen gösterilmiştir.
Büyük İskender, Perslere karşı yaptığı sefer sırasında Kapadokya’ya doğru ilerlemiş, bölgenin Kızılırmağın  güneyinde kalan kısmını ele geçirdikten sonra  “Sabiktas” adlı bir Persliyi  Kapadokya Satrabı olarak atamıştı. Bu sırada karargahı Gaziura’da ( Turhal ) bulunan ve “Pontos Kapadokyası” olarak bilinen Kuzey Kapadokya’ ya egemen olan  “Ariarathes” bu karara karşı çıktı.  Ariarathes, Büyük İskender’in Perslere karşı yaptığı sefer sırasındaki karışıklıktan yararlanarak yaklaşık 15 bin atlı ve 30 bin piyadeden oluşan ordusuyla m.ö. 332’de kendisini bağımsız Kapadokya Satrabı ilan etti.
Ariarathes I, yetenekli, azimli, cesur ve enerjik biriydi. Birkaç yıl gibi bir sürede Kapadokya’da zamanı için hatırı sayılır bir devlet kurdu. Gaziura kalesini devlet merkezi yaptı. Sinop’tan Trabzon’a kadar uzanan sahili hakimiyeti altına aldı.
Ariarathes’in kurduğu krallık ancak Büyük İskender’in ölümüne kadar; yani on yıl yaşayabildi. İskender’in oğluna vasi seçilen  Perdikkas, Anadolu’daki Makedonya eyaletleri arasında zengin ve güçlü bir ordusu bulunan bağımsız bir krallığın yaşamasını imparatorluğu için tehlikeli gördüğünden büyük bir orduyla Kapadokya’ya yürüdü. 80 yaşlarında bulunan kral Ariarathes  yaşlılığına ve düşmanın sayıca üstünlüğüne aldırmadan ordusuyla savaş alanındaki yerini aldı. Kanlı bir çatışma  sonunda Kapadokya ordusu yenildi. Ariarathes zengin hazinesiyle esir düştü. Vahşi işkencelerden sonra ailesi ve ele geçen komutanlarıyla birlikte çarmıha gerilen Ariarathes m.ö. 322 de öldü.
Perdikkas, Kapadokyalılardan geride kalanlarına hayatlarını bağışladı. Kapadokya’nın idaresini Diyadoklardan Evmenes’e verdi. Böylece Kapadokya Makedonyalıların egemenliğine girmiş oldu.

Genç  krallığın  kurtarılışı
Makedonyalılarla yapılan kanlı savaş sırasında Ariarathes’in kardeşi Orafern’in  yine Ariarathes adındaki oğlu bir kısım askerle savaş meydanından kaçarak dağlara sığınmıştı. Oğlu olmayan  I. Ariarathes evlat edindiği bu yeğenini kendisine veliaht edinmişti. Genç Ariarathes yirmi yıl sonra krallığı kurtaracak ve tahta oturacaktır.
Makedonyalıların egemenlik yılları Kapadokyalılar için zulüm ve tedhiş yılları olarak geçiyordu. Büyük İskender’in diyadoklarının kanlı çarpışmaları Kapadokya halkına çok pahalıya mal oluyordu. Bu çatışmalar sırasında yerli halk telef olduğu gibi, mahsullerde mahvoluyordu. Köyler ve şehirler yağma ediliyor, pek çok masum insan idam ediliyordu.
Ahamanişler döneminde barış ve huzur içinde yaşamaya alışmış olan Kapadokyalılara, Makedonyalıların egemenliğindeki bu olumsuz koşullar çok ağır geliyordu. Kapadokyalılar Makedonya boyunduruğunun bir an önce parçalanmasını dört gözle bekliyorlardı.
M.ö. 303 ‘te  Antigon’a karşı diğer diadoklar arasında kurulan büyük ittifak, Kapadokyalıların umutla bekledikleri günün nihayet geldiğini müjdeliyordu. Kayıp veliaht  II. Ariarathes saklandığı yerden çıktı. Aşağı Murat ve Yukarı Kelkit arasındaki satraplığın başı olan Ardotes’in yardımıyla Kapadokya Krallığı’nı kurtarma mücadelesine girişti. İsyana hazır olan Kapadokyalılar  II. Ariarathes’i canla başla desteklediler. Genç Ariarathes , Antigon’un düşmanlarıyla gizli ilişkiler kurmayı da ihmal etmemişti.
Bütün diadokları ortadan kaldırarak İskender İmparatorluğunu hakimiyeti altına almak gibi büyük emelleri olan Antigon, Kapadokya isyanını bastırmak için hemen harekete geçti. Bu görevle Kapadokya’ya gönderdiği komutanı Amintas, genç Ariarathes’e karşı giriştiği  “ İpsos Savaşı” nda ordusuyla birlikte yok edildi. Aşağı Halys vadisine hakim olan genç isyancı, II. Ariarathes unvanıyla kral ilan edildi. ( M.ö. 301 )  Gaziuralı Ariarathes’in ölümünden yirmi yıl sonra Kapadokya Krallığı  bağımsızlığına kavuşmuştu.
Ne var ki bu sırada Kapadokyalıların ırkdaşı olan Mitridat Kristes’te kuzeyde Pontos Kapadokyası’nda  ayrı bir devlet kurarak Kapadokya Krallığını ikiye bölüyordu.
Berlin Müzesinde bulunan ve üzerinde Aramice  “ Ariarathes” adının yer aldığı bronz bir sikkeyi  II. Ariaraethes’in bastırdığı sanılmaktadır.
II. Ariarathes’e üç oğlunun en büyüğü olan  Ariaramnes ( M.ö. 280-230 ) halef olmuştu. Ariaramnes döneminde Selevkos’un ölümüyle Suriye’deki imparatorlukta baş gösteren kargaşa; Galatların Anadolu’yu istilalarıyla beliren parçalanma ve Suriye Selevkosları ile Mısır arasında şiddetlenen çarpışmalar sırasında Kapadokya’yı egemenliği altına almaya kalkışan olmadı. Kapadokyalılar çok pahalıya kazandıkları bağımsızlıklarını korudular.
Ariaramnes, Selevkos İmparatorluğu ile dostça geçinmek istediğinden; daha çocuk olmasına karşın tahta iştirak ettirdiği oğlu Ariarathes’i Antakya kralı Antiokhos Theos’un kızıyla evlendirdi. Bu prens on yıl kadar babasının tahtına iştirak etmiş; Ariaramnes’in ölümünden sonra  III. Ariarathes unvanıyla tahta geçmiştir. Ariaramnes , sikkelerinde Arami Alfabesi yerine Grek alfabesi kullandı.(2)
 Bazı tarihçiler III. Ariarathes’i gerçek Kapadokya Kralı olarak kabul ederler. Çünkü III. Ariarathes’ten önce tahtta olanların sikkelerinde “ Kral” unvanı yer almıyordu.  III. Ariarathes’in sikkelerinde “ Basileus” yani kral sözcüğü vardır. Bu nedenle III. Ariarathes’in kral unvanını aldığı m.ö. 255 yılı Kapadokya krallığı takviminin başlangıç tarihidir.(3)
Kral, Ariaratheia adında bir kent kurmuş ve burayı krallığın başkenti yapmıştır. Kataonia ve Meliten’i krallığının topraklarına katmıştır.
M.ö. 220 de başa geçen Ariarathes IV. Evsebes, Selevkos Kralı Büyük Aniokhos’un kızıyla evlenerek krallığının güneydoğu sınırlarının güvenliğini sağlama almıştır. Ariarathes IV Evsebes zamanında Küçük Asya’yı Romalıların egemenliği altına sokan  Magnesie Muharebesinden sonra Roma ile Kapadokya arsında ilk temas başlamış oldu.
Yaptığı anlaşmalara sadık kalan Ariarathes IV Evsebes’in önceden müttefiki olan Galatlar aleyhine Bergama Krallığıyla ittifak yapması, cesur Galatların düşmanlığına neden oldu. İntikam almak için Kapadokya’ya yürüyen Galatlar IV. Ariarathes tarafından yenilgiye uğratılarak Kapadokya topraklarından çıkarıldı.(4)
Ariarathes IV. Evsebes’in ölümü üzerine tahta Mitridat geçti ve adını Ariarathes V. Evsebes Filopator olarak değiştirdi.( m.ö. 163 ) Babasının akıllı siyasetini güderek Roma’ya altın bir taç gönderip Romanın güvenini kazanmasını bildi. Ariarathes V. Evsebes Filopator Kapadokya’yı refaha ulaştırmıştır. V. Ariarathes  Yunan kültürü ile yetişmiş; iyi eğitimli biriydi. Filozof Karneades’in öğrencisi olan V. Ariarathes Helenizm’in ve Helenistik kurumların kendi ülkesinde kök salması için çalışmıştır. Kralın tüm çabalarına karşın, Kapadokya Hellenize olmamış; yerel adetler ve köy ekonomisi devam etmiş; Yunan dili, yerel dil ve lehçeler karşısında tutunamamıştır.
Strabon , V. Ariarathes’in Mazaka ( Kayseri ) ya 40 stadia mesafede bulunan Melas ( Karasu) ın dar bir geçitle Halis’e karıştığı yerde bir baraj inşa ettirdiğinden söz eder. Ayrıca Nissa, Anisa ve iki tanede Eusebeia adında kentler inşa ettirmiştir. Eusebeia’dan biri daha sonra başkent olacak olan Mazaka (Kayseri ) idi.(4)
Romalılar. Bergama tahtında hak iddia eden, Aristonik’e karşı kanlı bir savaşa girdikleri zaman, Roma ile aralarındaki ittifaka sadık kalan V.Ariarathes ‘de ordusuyla savaş alanındaki yerini aldı. Kapadokya kralı V. Ariarathes  kahramanca çarpışarak savaş meydanında öldü. (m.ö. 130 )
Kapadokya Krallığının güçlü dönemi V. Ariarathes’in ölümünden sonra devam edememiştir. Onun ölümü sürekli bir iç çatışmaya; kargaşaya neden oldu.

ARİARATHES VI. EPİPHAN ( M.Ö. 125 – 111 ) : Bu kralın dönemine ilişkin fazla bir bilgi yoktur. VI. Ariarathes  “ Gordios” adlı Kapadokyalı bir asilzade tarafından öldürülmüştür. Gordios , Kapadokya Krallığı ile Pontus’un birleşmesi fikrini savunanların ele başıydı. Tahtı ele geçirmeye çalışan katil bunu başaramayınca Pontus’a sığınmaya mecbur oldu. Kapadokyalılar öldürülen kralın henüz çocuk olan büyük oğlunu Ariarathes VII. Filometor unvanıyla kral ilan ettiler.(m.ö 111)  Pont kralı Mitridat VI. Evpator’un kız kardeşi olan Laodike’de VII. Ariarathes’in kral naibi oldu. Yönetimi ele alır almaz çok büyük sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı.

Mitridat  Kapadokya’da 
Zamanında tek devlet olan Pont ve Kapadokya arasındaki dil, din, ırk ve kültürün aynı olması nedeniyle iki krallığın eskiden olduğu gibi tek bir kralın yönetiminde birleşmesi düşüncesi hızla  güçleniyordu. Pont Krallığının güçlü ve kudretli bir kral olan Mitridat VI. Evpator’un yönetiminde günden güne güçlenmesi; bir çocuk ve bir kadın elinde kalan Kapadokya’nın ise günden güne gerilemesi bu fikri savunanların elini güçlendiriyor ve onları eyleme geçmeye sürüklüyordu.
Gün geçtikçe zayıflayan krallığın topraklarına göz dikenlerde gün geçtikçe cesaretleniyordu. Paflagonya ve Galatya’yı Pont Kralı ile paylaşan ve bu suretle Kapadokya’ya komşu olan Bitinya Kralı  Nikomedes ; Kapadokya da gözü olan Pont Kralından önce hareket ederek Kapadokya’yı işgale başladı. Telaşa düşen Laodike, bir yandan Pont Kralı olan kardeşinden yardım isterken, diğer taraftanda Bitinya Kralı Nikomedes ile uzlaşma yolları arıyordu. Çok geçmeden Laodike Nikomedes’le anlaştı ve onunla evlendi.
Bir süre sonra Mitridat, Kapadokya Kralının babasının katili Gordios’un Kapadokya’ya dönmesi için  VII. Ariarathes’e baskı yapmaya başladı. Ariarathes buna karşı çıktı. Bunun üzerine Mitridat Kapadokya’ya 90,000 kişilik bir orduyla girdi. Hileye baş vuran Mitridat, öz yeğeni olan Kapadokya Kralı VII. Ariarathes’i kendi elleriyle öldürdü.(m.ö. 99) Kendi oğlunu IX. Ariarathes adıyla Kapadokya’da tahta geçirdi. Oğlu henüz sekiz yaşında olduğundan yanına Gordios’u verdi.(5)
Bu gelişmeler üzerine Kapadokyalılar ayaklanarak tahta VII. Ariarathes’in kardeşi VIII. Ariarathes’i geçirdiler. (m.ö. ? 98 ) Gelişmeleri öğrenen Mitridat güçlü bir orduyla tekrar Kapadokya’ya girdi. Yeni kralın dayandığı ihtilalcileri yendi. Genç kralı yanına alarak Kapadokya’dan kaçırdı. Genç kral kısa bir süre sonra hastalanarak öldü. VIII: Ariarathes’in ölümüyle Ariaratheslerden erkek kimse kalmadığı için bu hanedanlık tarih sahnesinden silinmiş oldu.
Ariarathes hanedanından sonra Gordios ve Ariobarzan adlı Kapadokyalı asilzadelerin taht için çekişmelerine tanık oluyoruz. Arabuluculuk yapması istenen Roma Senatosunun kararıyla Gordios Kapadokya’dan bir kez daha ayrılıyordu. Kapadokya tahtına “Roma dostu” olarak anılan Ariobarzan geçti.
Cesaretsiz ve zayıf bir kişilik sahibi olan Ariobarzan dönemi sürekli olarak çalkantılarla geçmiştir. Ariobarzan döneminde de Pont Kralı Mitridat Kapadokya üzerindeki emellerinden vaz geçmemiştir. Mitridat’ın Ariobarzan’ı tahttan indirmesi için gönderdiği ordularla savaşmayı aklından bile geçirmeyen Ariobarzan hazinelerini de yanına alarak soluğu Roma’da aldı. Roma’nın yardımıyla yeniden tahtına kavuşan Ariobarzan birkaç kez daha aynı şekilde tahtından indirildi. Ariobarzan  döneminde Kapadokya Krallığının o eski gücü ve ihtişamından eser kalmamıştı.
M.ö 62 yılında Ariobarzan’ın ölümüyle Kapadokya tahtına II. Ariobarzan
geçtiğinde Kapadokyalılar en ufak bir üzüntü duymadılar. Yeni kral Kapadokya’nın kaderini tamamen Roma’nın insafına bıraktı. M.Ö. 52 yılında II. Ariobarzan’ın ölümüyle yerine  X. Ariarathes  adında birinin kral olduğu ele geçen metinlerden anlaşılıyor.( m.ö. 42- m.ö. 36 )  ne var ki Kapadokya Kralları artık kendi başlarına hareket edemiyordu. Krallar Roma’nın bir valisi konumundaydılar. X. Ariarathes’in ölümünden sonra yerine Arkhelos geçirildi. Kendi adına Arkhelos ( Aksaray ) şehrini inşa ettirmiştir. ( m.ö. 36 ) (6)
Roma Senatosunun bir oyununa kurban edilen Arkhelos ‘un m.ö. 17 yılında Roma’da ölümünden sonra Roma imparatorunun gönderdiği Prokütör
( Roma memuru ) ler Kapadokya’yı yönetmeye başladılar. Böylece Antik Çağa damgasını vuran, büyük krallık tarih sahnesinden çekilmiş oluyordu. Kapadokya artık Romanın bir eyaletiydi.

Kapadokya  Krallığı’nda  kültür  ve  ekonomi
Kapadokya’da büyük şehirler yoktu. Birbirinden oldukça uzak ; dağınık köyler ve kentlerden oluşan Kapadokya pek mamur değildi. Büyük kaleler; kentleri koruyan surlar inşa edilmemişti. Bu günkü eyalet sistemine benzeyen ve on stratej (bölgeden) den oluşan bölgesel sistem uygulanırdı.bölgelerinYöneticisi konumundaki Stratej ( vali) lerin şatoları vardı. Bu şatolarda kralın hazineleri saklanırdı.
Zamanla Kapadokya mimarisi ilerleme sağlamıştır. Su kemerleri, barajlar, mahkeme salonları, köprüler, yollar ve yol kenarlarındaki sınır ve mesafe belirten taşlar, tapınaklar, sunaklar ve şatolar inşa edilmiş; ne var ki bunların pek azı günümüze kadar ulaşabilmiştir. Tiyana ( Kemerhisar- Niğde) Kapadokya mimarisinin günümüze ulaşabilen örneklerinin görülebileceği en önemli yerleşimdir. Kapadokyalılar kralları için tümülüs yapmamışlardır. Krallarını kayadan oyma mezarlara gömmüşlerdir.
Çalışkan ve oldukça barışsever insanlar olan Kapadokyalılar tarımla ve hayvancılıkla uğraşırlardı. Krallık Kapadokyasının katırları oldukça ünlüydü. Suriye’de bunlara oldukça iyi para veriliyordu. Yine yün üretiminde de oldukça ilerlemişlerdi. Galatlardan sucuk yapmayı öğrenen Kapadokyalılar; meyve ve sebze üretiminde, şarapçılıkta zamanının hatırı sayılır ülkelerinden biri olmuştu.
Kültür ve dinde Pers etkisi her konuda kendini hissettiriyordu. Kapadokyalılar çok tanrılı bir dine sahipti. Ay tanrısı Farnak Men; Ana Tanrı Ma; Yer  tanrısı; Güneş Tanrısı gibi bilinen ve bugün bilinmeyen pek çok tanrılara inanırlardı. Komana  (Gömenek) kutsal şehirdi. Ana Tanrı Ma Tapınağı Komana’daydı. İnançları gereği Kapadokyalılar sünnet olur ve domuz eti yemezlerdi.
Kapadokyalıların kendilerine özgü bir alfabesi yoktu. Başlarda Arami alfabesi kullanan Kapadokyalılar daha sonra Grek alfabesi kullanmaya başladılar. Arşive ve yazılı metinlere pek önem vermeyen Kapadokyalılarla ilgili bilgilere komşu devletlerin arşivlerinden ulaşabiliyoruz.
Kapadokya ve daha sonra Kapadokya’dan ayrılan Pontus halklarıYunan değildi. Yerel Anadolu halklarının birbirleriyle ve kısmen Perslilerle kaynaşması sonucu; Kapadokyalılar ortaya çıkmıştı. Heredot Yunanlıların Kapadokyalılara  “ Beyaz Suriyeli” dediklerini söyler.(7)
Kapadokyalıların dili Yunanca değildi. Philostratos; Kapadokyalıların Yunancayı çok kötü konuştuklarından bahseder. V. Ariarathes’in tüm çabalarına karşın Yunanca Kapadokya’da kabul görmemiş ; yerel dil ve lehçeler karşısında zayıf kalmıştır.(8) Krallıkta yaşayan etnik gruplar kendi dil ve lehçelerini konuşurlardı.
Kapadokya sikkelerinde altın, gümüş ve pirinç kullanılırdı. Ufak paralarda pirinç kullanılırken büyük paralarda Altın ve gümüş kullanılırdı. Altın ve gümüş sikkeleri kral bastırırken; Pirinç sikkeleri basma yetkisi o günkü belediyelerdeydi. Sikkelerde kralın adı ve saltanat yılını gösteren rakamlar bulunurdu.
III. Ariarathes’in kral unvanını aldığı m.ö. 255 yılı Kapadokya takviminin başlangıcı sayılır. Kapadokya Takvimi, 30 ar günlük 12 ay ve 5- 6 günden ibaretti.
Gaziuralı Ariarathes’in iki bin üç yüz yıl önce yaktığı meşalenin günümüze ulaşabilen ışıltıları bu bilgilerle kısıtlı olmasa gerek. Ancak bu güne kadar üzerinde ciddi bir çalışma yapılmamış olan Kapadokya Krallığı ile ilgili ileride daha fazla bilgiye sahip olacağımızdan kuşkumuz yok. Belki de her gün üzerinden geçtiğimiz pek çok eser gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor. Kapadokya’nın Kayıp Krallığı tarihin tozlu sayfalarından bizlere sesleniyor : Ben burada; Kapadokya’dayım.

KAYNAKÇA:
1.Ord. Prof. Şemseddin Günaltay  Romalılar Zamanında Kapadokya, Pont ve Artiksiad Krallıkları Yakın Şark 4  Türk Tarih Kurumu Ankara 1987 s.17.
2.Konstantin Kavafis  Kapadokya Krallığı Kapadokya Ayhan Şahenk Vakfı s. 201
3.Konstantin Kavafis  a.g.e.   s. 201
4.Murat Arslan Antikçağ Anadolusunun Savaşçı Kavmi Galatlar  Arkeoloji ve Sanat yayınları
5.Hüseyin Köker Toplumsal Tarih aylık tarih ve kültür dergisi sayı : 35; mart 2005  s. 62.
6.John Freely Anadolu Türkiye Uygarlıklar Rehberi 5. cilt Yapı kredi yayınları  İstanbul 2004 s. 103
7.Kemal Talih Türkmen Bilinmeyen Kapadokya’dan Bir Kesit Ürgüp Ürün yayınları – Ankara 1999  s. 11.
8.Konstantin Kavafis  a.g.e.   s. 203

Copyright 2009 - Tüm hakları gizlidir. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.

 

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 10438 Eklenme Tarihi Tarih: 2010-01-19

Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 15521398 ziyaretçi
Bugün : 11079 ziyaretçi
Dün : 11617 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 0.5 sn

evlilik sitesi toplu mail stand hostesi Stromverteiler hazır site


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com | web tasarım