English
Menü
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Facebook-Twitter Sayfalarımız
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

EVELYN KOPP

Yazan: Ayça Olcaytu İşçen
Ağustos 2004

UÇHİSAR’DA BİR KAPADOKYA SEVDALISI: EVELYN KOPP

“Uçhisar Unfolding-The Many Faces of a Cappadocian Village” (Uçhisar Açılımları-Bir Kapadokya Kasabasının Birçok Yüzü) isimli kitapla Uçhisar meydanında dolaşırken bir dükkanda karşılaştık. Kapadokya’ya dair bildik kitapların arasında kendini hemen belli ediyordu. Girişinde şöyle demişti yazarı Evelyn KOPP: “Bu kitaptaki tüm hikayelerin, destanların ve genel bilgilerin Uçhisar halkı tarafından bana anlatıldığını söylemekten onur duyuyorum... Hikayeler onların yaşamlarıyla yazıldı...” Dükkan sahibiyle yaptığımız kısa sohbette Evelyn KOPP’un Uçhisar’da evi olduğunu öğrenince ilgimiz bir kat daha arttı. Almanya’dan buraya gelip, Kapadokya’nın tarihinden doğasına, gelenek ve göreneklerinden destanlarına kadar araştırma yapıp, bunları bir kitapta toplayarak bulunmaz bir kaynak yaratmayı başaran bu Alman hanımı tanımak, böylesi bir çalışmanın bizi nasıl duygulandırdığını anlatmak istedik. Kendisine Galeri Faruk’un sahibi Sayın Faruk KUMAŞ’ın yardımıyla ulaştık; ne şanslıymışız ki evindeydi ve bizimle görüşmeyi kabul etti.
Eşi Reinhard ile birlikte 4 yıl boyunca çalışarak bir harabeden yarattıkları evlerine gittiğimizde ekibimizi son derece sıcakkanlı ve heyecanlı bir şekilde karşıladılar. Evelyn ve Reinhard KOPP çiftiyle hem tadına doyamadığımız bir sohbet yaptık, hem de yöredeki restore edilecek evlere eşsiz bir örnek oluşturacak denli özenle çalıştıkları, dokusunu, özelliklerini bozmadan onardıkları evlerini bir müzeyi gezer gibi hayranlıkla gezdik. Misafirperverlikleriyle de bizi etkileyen bu çiftten ve evden Uçhisar Belediye Başkanı Sayın Mustafa ZÜHAL ile olan randevumuz nedeniyle ayrılırken aklımız Reinhard’ın pişirdiği nefis kahvede kaldı. Arabamıza binerken Evelyn arkamızdan şöyle sesleniyordu: “Bir dahaki sefere inşallah.”

Cappadocia: Buraya kitap yazmak için gelmediğinizi biliyoruz. Böylesine bir çalışma yapma fikri nasıl doğdu?

E. Kopp: Aslında her şey bir muskayla başladı! Şöyle ki; eşim İstanbul’da havaalanında, USAŞ’ta çalışıyor. Yaklaşık 10 senedir Türkiye’deyiz. Buraya gelir gelmez önce Türkçe öğrendim, sonra okuyup İstanbul’u gezmeye başladım. İstanbul tarih dolu bir şehir. Evden çıkarken eşim hep nereye gittiğimi soruyordu, ama ben bile nereye gittiğimi bilmiyordum. Bir yerden başlıyordum, oradaki esinleme beni nereye sürüklüyorsa devam edip gezimi bitiriyordum. Kapadokya’ya da  Türkiye’deki ilk yılımızda tatilimizi yapmak için gelmiştik ve ben aşık oldum buraya. Her sene tatilimizi mutlaka Kapadokya’da geçirdik, kimi zaman yılda iki kez geldiğimiz de oldu. Derken 2000 yılında Uçhisar’da bir ev gördük, aldık ve restore etmeye başladık. Restorasyon çalışmaları sırasında evin içinde birkaç muska bulduk. Ne olduğunu merak edip komşulara sordum. Aldığım cevaplar beni daha da meraklandırdı ve kafamda yeni sorular oluştu. Aldığım her cevap başka sorular oluşturduğundan Kapadokya’nın tarihini, halkın gelenek ve göreneklerini sürekli araştırmaya, insanlarla sohbet etmeye başladım. Arkasından not alma, yazma aşaması geldi ve böylece bu kitap çıktı. Kitabımda sadece Uçhisar’a özgü şeyleri değil, sünnet, düğün gibi Kapadokya’nın tümünde görülebilen gelenek, görenekleri de anlattım.

Cappadocia: Kitabınızı oluştururken nasıl bir yöntem izlediniz? Karşılaştığınız zorluklar neler oldu?

E. Kopp: Kitabı oluşturma aşamasında yapıp yapamayacağımı çok düşündüm ama burada çok şey öğrendiğim için zorlukları göze alarak yazmaya karar verdim. Merak ettiğim şey küçücük bir ayrıntı olsa bile bir ay boyunca sürekli araştırdığım oldu. Yoruldum, ama yılmadım. Her öğrendiğim şey beni daha da meraklandırdı, önceleri gezerken ilgilenmediğim şeyler dikkatimi çekmeye başladı. Asistanım Mustafa bana rehberlik yaptı, beraber gezdik. Uçhisar’ın eski belediye başkanından yardım istedim. Köyde yaşı 80’in üstünde ne kadar yaşlı varsa hepsini kahvede topladı bir gün. Tanışıklık sağlandıktan sonra tek tek evlerine gittim, yaşamlarını inceledim, merak ettiklerimi sordum. İlk önceleri “kızım neden öğrenmek istiyorsun bunları” diyorlardı; zamanla onlarda da ilgi yaratmayı başardım. İlgilenince daha çok yardımcı olmaya başladılar ve böylece kitap ortaya çıktı.

Cappadocia: Sizin aklınızda bu yöreye ilişkin başka çalışmalar yapmak var mı? Örneğin evinizi restoran, otel gibi değerlendirmeyi düşünüyor musunuz?

E. Kopp: Kesinlikle hayır. Herkes böyle bir şey yapacağımızı düşünüyor, çünkü bu tür evleri satın alanların amacı genellikle işletme haline getirmek oluyor. Ama bizim için Uçhisar’daki evimizin anlamı çok farklı. Bu ev bizim yaşam alanımız, nefes aldığımız mekan.

Cappadocia: Uçhisar’da yaşadıklarınızdan, yaptıklarınızdan etkilenerek gelip buraya yerleşen arkadaşlarınız oldu mu?

E. Kopp: İstanbul’a pek çok arkadaşımız geldi. Kapadokya’yı da seviyorlar. Almanya’dan zor, çünkü oradakiler için Antalya önemli. Kapadokya’ya gelseler de en fazla 2-3 gün kalıp dönüyorlar; ama gelen herkes buraya bayılıyor. Reinhard’ın bir akrabası geldi ve evimizden, buradan çok etkilendi. Yerleşmek isteyenler de oluyor ama herkes için bu mümkün değil, çünkü buradaki hayat çok farklı. Yazdığım tarih çok genç, 30 yıllık ve yaşanmaya devam ediyor. Kitabımda anlattığım fırın hala var ve ekmeğimizi oradan alıyoruz. Ama Almanya’da biz bu tarz yaşamı unuttuk. İstanbul’da bile hayat çok farklı artık.

Cappadocia: Gelen turistler Kapadokya’yı yeterince gezip tanıyabiliyorlar mı sizce?

E. Kopp: Kapadokya’ya ilk kez geleceğimiz zaman bu bölgeyi gezen arkadaşlarımıza sormuştuk, “3 gün yeter” demişlerdi. Oysa, 9 yıldır buraya geliyoruz, hala görmediğimiz yerler var. Kapadokya’da gezilecek, keşfedilecek şey çok. Her köşede bir şey bulabilirsiniz.  Gelen turistler sadece kiliselere gidiyorlar, buraya özgü pek çok şeyi göremeden dönüyorlar.

Cappadocia: İstanbul’da neler yapıyorsunuz?

E. Kopp: Kışı İstanbul’da geçiriyoruz. Osmanlı hayatı ile ilgili olduğumdan bu konuda resimler, tuğralar vb. yapıyorum. İnternet sitemde (www.evelynkopp.com) yaptığım resimleri görebilirsiniz.

Cappadocia: Başka kitaplarınız var mı?

Evelyn Kopp: Basılan ilk kitabım; ancak, hazırlanmış iki kitabım daha var. İlki Türkiye’ye geldiğimde karşılaştığım problemleri esprili bir dilde anlattığım bir kitap. Basılmak üzere bekliyor. Ayrıca başladığım bir hikaye kitabım var, 300 sayfa yazdım ama daha bitmedi, çünkü hala ilginç şeyler yaşıyorum.


“Uçhisar Unfolding-The Many Faces of a Cappadocian Village”
273 sayfa, İngilizce, Çitlembik Yayınları, İstanbul
Fiyatı 15.000.000.-TL
İsteme adresi:
www.citlembik.com.tr.   www.evelynkopp.com
E-posta: kitap@citlembik.com.trkiko92@superonline.com

Copyright 2009 - Tüm hakları gizlidir. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 3423 Eklenme Tarihi Tarih: 2010-01-19

Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 16144384 ziyaretçi
Bugün : 7989 ziyaretçi
Dün : 11175 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 0.5 sn

evlilik sitesi toplu mail stand hostesi Stromverteiler hazır site


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com | web tasarım