English
Menü
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Facebook-Twitter Sayfalarımız
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

DÜMENİ OLMAYAN YELKENLİ: BALON

Yazan: Yavuz İşçen
Ağustos 2004

Ekonomik çizelgeler, istatistikler, grafik göstergeler, fon akış eğrileri ve karlılık hesaplamaları derken, birdenbire bütün bu çabaların sonuçta tek bir amacı olduğunu kavrayıverdim. İş hayatı dediğimiz şey aslında gidiş yönü çok iyi hesaplanan ve bu anlamda sonu belli olan yaşamları üretmeye çalışmaktan başka bir şey değildi. Olası sonuçları önceden doğru olarak hesaplayabilmek ve buna göre şimdiden gerekli yatırımları yapabilmek, bu yaşamda başarının temel şartı gibi görünüyordu. Birden fena halde sıkıldığımı hissetmeye başladım. Kendimi büyük bir hapishanenin içinde gibi hissediyordum.
Farklı bir şeyler yapmalıydım. Alıp başımı rasgele bir yerlere gitmek istiyordum. Yıllar önce yaptığım otostop gezisi aklıma geldi. El kaldırdığım araba nereye gidiyorsa biniyor ve ben de oraya gidiyordum. Önceden belli bir program olmaksızın olabildiğince özgür olarak gezmek gerçekten harika bir duyguydu. Ancak bugün içimde kıpırdanan şey daha farklıydı; ben uçmak istiyordum. Gerçekten uçmak istiyordum. Kendimi rüzgarın akışına bırakmak ve bir tüy kadar hafif olarak havalanıp gökyüzünde süzülmek istiyordum. Nereye konacağımın ise hiç mi hiç önemi yoktu.
Böyle bir şey olsa olsa rüyada olabilirdi. Uçabilmek için ilk aklıma gelenler delta kanat ve parapant oldu. Bunları hiç denememiştim. Bu yaştan sonra da becerip beceremeyeceğimden doğrusu emin değildim. Sonra birdenbire balonla uçmak fikrine kapıldım. Ancak balon konusunda hiçbir bilgim yoktu. En son gördüğüm balon yeğenimin yaşgününde şişirirken patlattığım balondu. Süratle balonla uçma konusunda bilgi sahibi olmam gerekiyordu. İşte böyle başladım balonla uçma olayını araştırmaya.

Rüzgarın götürdüğü yere doğru...
Biraz araştırınca gördüm ki, balon tam benim aradığım araçtı. Bir kez havalandıktan sonra sessizce havada süzülürken nereye gideceğinizi kesinlikle bilemiyordunuz. Her şey rüzgarın nereden nereye estiğine bağlıydı. Rüzgarın götürdüğü yere gitme duygusu beni fazlasıyla heyecanlandırmıştı. Havada ilerlerken yelkenli teknelerde olduğu gibi rüzgarı arkanıza alıyordunuz, ama elinizde bir dümen olmaksızın. Dümensizlik duygusu yaşamın bunca belirlenmişliği arasında yakalanabilecek hoş bir özgürlük anıydı benim için. Gerçi “yer ekibi” denilen bir ekip sürekli aşağıdan balonu izliyor ve iniş sırasındaki olası riskleri kontrol altına almaya çalışıyordu ama, pekala yukardan üzerlerine kum torbası atılarak bertaraf edilebilirlerdi. Balonun nereye konacağı yani iniş yeri belirsizdi. İniş noktasının bir x olması aslında gidilen yeri değil, gidilen yolu ön plana çıkartan hoş bir ayrıntıydı bence. Böylece bir yere ulaşmak duygusundan sıyrılıp gerçekten uçuşun her anının tadını çıkartabilirdiniz.

Balonun mucitleri
Fiziğin ilk formüle edilen kanunlarından biri yer çekimi kanunuydu. Sevgili Newton bu kanunu bir elma ağacının altında otururken başına elma düşmesi sonucu bulmuştu. Hamamda yıkanırken suyun kaldırma kuvvetini bulan kişi ile lütfen karıştırmayınız. Bu kanuna göre bir cismin uçabilmesi için yer çekimini yenebilmesi gerekiyordu. Yer çekimini eğer bir motor gücü ile yenmeyecekseniz bunun geriye bir tek yolu kalıyordu, o da havadan daha hafif olmak.
İşte balonun mucitleri bu düşünceden hareket ettiler. Sıcak havanın soğuk havadan daha hafif olduğunu bulan Fransız Joseph ve Etienne Montgolfier kardeşler, içine sıcak hava doldurulmuş bir balonun uçtuğunu keşfettiler. Bir çok deney yaptıktan sonra 1783 yılında ilk sıcak hava balonunu uçurmayı başardılar. Bu balon insanoğlunun havaya ilk uçurduğu alet olarak tarihe geçti. Bu bilgiyi isterseniz bir yere not alın, “kim 500 milyar ister” yarışmasında soru olarak çıkabilir. Daha sonra Montgolfier kardeşler kendilerinin binebileceği şekilde tasarladıkları bir balonla uçarak ilk uçan insan olmayı da başardılar.

Bebelere değil büyüklere balon
Montgolfier kardeşlerden bugüne balon teknolojisi kuşkusuz çok değişti. Ama işin özü ve temel mantığı hep aynı kaldı. Balonun ana gövdesi yanmaz ve dayanıklı bir kumaştan yapılıyor. Bu bölümün içi genellikle sıcak hava ile doldurularak uçuş sağlanıyor. Balonun gövdesinin tepesinde bulunan ve aşağıdan ipler yardımı ile açılıp kapanması ayarlanabilen bir delik aracılığıyla, balonun içindeki hava kontrol edilebiliyor. Böylece alçalmak ya da inmek istenildiğinde delik uygun şekilde açılarak amaca ulaşılabiliyor. Sıcak hava balonları genellikle 500-1500 m. yükseklik arasında uçuyor. 28 derece sıcaklık ve aşırı rüzgarlı havalarda balon uçuşları riskli olduğundan turistik uçuşlar genellikle havanın serin ve rüzgarsız olduğu sabahın erken saatlerinde yapılıyor.
Atmosferin farklı yüksekliklerinde rüzgarlar farklı yönlere esebiliyor. Balonu yönlendiren pilot, bulunduğu yüksekliği ayarlayarak gitmek istediği yöne doğru esen bir rüzgar yakalama şansına sahip. Bu bakımdan uçuş öncesi rüzgarın esme hızının ve rüzgar esiş yönlerinin bilinmesi  gerekiyor. Gene de çok usta pilotların bile sıcak hava balonlarını tam anlamıyla kontrol edebildikleri söylenemez. Balon pilotluğu ehliyet yerine geçen özel bir sertifika gerektiriyor. Bu sertifika ülkemizde Türk Hava Kurumu tarafından düzenlenen kursları başarı ile bitirenlere veriliyor.

Balon çeşitleri
Balonlar, içine doldurulan gaz açısından üç ana grupta toplanıyor. En yaygın olarak kullanılanları sıcak hava balonları olarak adlandırılanlar. Bu balonları yükseltebilmek için sepetin üzerindeki ocak ateşlenerek balonun içindeki havanın ısıtılması sağlanıyor. Isıtılma işlemi sırasında yakıt olarak propan gazı kullanılıyor. Sıcak hava balonları üç saat kadar havada kalabiliyorlar. Diğer balonlar ise gaz balonları olarak adlandırılıyorlar. Gaz balonlarının içinde hidrojen ya da helyum gazı bulunuyor. Bu tür balonlar çok uzun süre havada kalabiliyorlar. Bir de sıcak hava ve gaz balonlarının bileşimi olarak üretilen ve Rozier denilen üçüncü bir balon grubu daha bulunuyor.
Balonun ana gövdesinin altında insanların binmesi için tasarlanmış bir sepet bulunuyor. Bu sepetin üst bölümünde aynı zamanda havayı ısıtmaya yarayan ocak ve yakıt tankı yer alıyor. Balonlarda kullanılan sepetler 4 ile 20 kişi arasında insan taşıyabilecek şekilde değişik büyüklüklerde olabiliyor. Balonun sepeti içinde çıkılan yüksekliği belirlemeye yarayan bir altimetre, tırmanma açısını gösteren bir variometre ve balonun iç sıcaklığını saptayan bir pyrometre yer alıyor. Ayrıca balon pilotunun yer ekibi ile teşrik-i mesaisini sağlamak için bir de telsiz bulunuyor. Böylece balonun alıp başını başka kıtalara gitmesi halinde durumdan haberdar olan yer ekibiniz yakınlarınıza telefon etme işini üstlenebiliyor.

Türkiye’de balonculuk
Türkiye’ye ilk sıcak hava balonu 1985 yılında Türk Hava Kurumu (THK) tarafından getirilmiş. Kurban bayramlarında adını sıkça duyduğumuz bu kurum, aynı zamanda balon uçuş eğitimi ve pilotluk sertifikası da veriyor. Bu sertifikayı alabilmek için kurumun zaman zaman düzenlediği kursa katılmak gerekiyor. Üstelik bu kurslara katılım bedava. Ancak sakın bu kurslara katılabilmenin o kadar kolay olduğunu sanmayın. Gereken belgeleri ve şartları okuduğunuzda, bir anda kendinizi 657 sayılı kanuna bağlı devlet memuru olabilmek için KPSS kuyruğunda bekleyen 10 binlerce kişiden biri gibi hissedebilirsiniz. Hatta uçmaktan vazgeçip kendi preslenmiş yaşantınıza geri dönmek size daha cazip görünebilir. Gene de hemen umutsuzluğa kapılmayın THK’na yapacağınız 1 milyar TL ve üstü bir bağış ile kursa kabul edilmeniz kolaylaşabiliyor. Benden söylemesi.
Türkiye’de balonculuk daha çok turistik amaçlarla yapılıyor. Başta Kapadokya bölgesi olmak üzere Antalya ve Pamukkale üzerinde turistik balon uçuşları organize ediliyor. Bunun yanı sıra bazı özel kuruluşların reklam amacıyla uçurdukları balonlar da bulunuyor. 

Kapadokya’da balonculuk
Turizm amaçlı balonculuğun en gelişmiş olduğu merkezlerimizden biri Kapadokya bölgesi. Bölgedeki eşsiz doğal güzellikleri kuş bakışı olarak havadan izleyebilmenin keyfine doyum olmadığını söyleyebiliriz. Bölgede düzenlenen balon turlarının ağırlıklı müşteri grubunu yabancılar oluşturuyor. Balon turu düzenleyen firmalar servis araçlarıyla müşterilerini sabahın erken saatlerinde otellerinden alıyorlar. Balonların şişirilmesini beklerken verilen çay ve kahvaltı molasını takiben uçuşa başlanıyor. Balon uçuşları 45 dakikadan 1.5 saate kadar sürebiliyor. Uçuş süresine göre katılımcılardan talep edilen ücretler değişiyor. Uçuş sonrası katılımcıları yerde şampanyalı bir kutlama bekliyor. Daha sonra gene servis araçlarıyla katılımcılar otellerine bırakılıyor. Kapadokya’da balon turu düzenleyen başlıca firmalar arasında, Kapadokya Balloons ve Göreme Balloons başta geliyor.

Copyright 2009 - Tüm hakları gizlidir. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.

 

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 4164 Eklenme Tarihi Tarih: 2010-01-19

Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 16144375 ziyaretçi
Bugün : 7980 ziyaretçi
Dün : 11175 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 0.5 sn

evlilik sitesi toplu mail stand hostesi Stromverteiler hazır site


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com | web tasarım