Körlük’ün bağ olma öyküsü...
“Avanos’un ilk seyahat acentasını 1988’de ben kurdum. Güray Çömlekçiliğin sahibi olan Güray Tüysüz o zamanlar acentamızın temsilciliğini yapıyordu. 1989 Aralık ayında bir gün, babasıyla birlikte beni köy bağı denilen bölgeye götürdüler. Herşeyin donduğu bir ayda, burada eldesti iriliğinde üzüm salkımları vardı. Çok şaşırdım tabii. O üzümlerden koparıp yedikten sonra bu bölgede bir bağ sahibi olmaya karar verdim. 7 yıl sonra 1996’nın sonlarına doğru buranın satılık olduğu öğrendim ve pazarlık bile etmeden, hemen satın aldım. Çok kötü, bakımsız, bir bağdı; yani körlüktü. Başka engellerle de karşılaştık. Avanoslular bizi önce kabullenemedi. Bağ evi yapıp kadın oynatacağız, oturak alemleri yapacağız sanıyorlardı. Ama yapmak istediklerimizi görünce kabullendiler ve şimdi herşeyi bize danışıyorlar.”
Osman Yüksel, insansız, elektriksiz ve susuz bir yıl geçirdikten sonra ertesi yıl öncelikle suyu bulmak için sondaj yaptırmış, ancak olumlu sonuç alamamış. 600-700 m. ilerden elektrik getirmişler, sonra herşey hızla ilerlemiş, sondajlarda 260 metreye kadar inmişler. İçimi ve kalitesi güzel bir maden suyu bulup MTA’da içerik analizini yaptırmış, kalp hastalıklarına iyi geldiğini öğrenmişler. Şimdilerde bağdaki küçük havuzu maden suyuyla doldurup içine giriyorlarmış şifa olsun diye.
Bağda ağaç ve üzüm çeşitleri çok azmış. Babadan kalma iyi bir aşı bilgisi olan Yüksel, ağaç sayısını çoğaltmak, bir ağaçtan iki-üç çeşit meyve alabilmek için aynı ağaca farklı aşılar yapmış. Örneğin, aslı erik olan ağacın bir tarafına reçellik sarı erik, bir tarafına olgunlaşmadan yenilmeyen sofralık erik, diğer tarafına da kayısı aşılamış. Aşının formülünü ise şöyle anlatıyor:
“Tek çekirdekli ağaçlar birbirlerinin ailesidir, genleri uyuşur. Yani şeftali, badem, kayısı ve erik. Bu dördünün hepsine de birbirlerini aşılayabilirsiniz. Denedik, başarılı da olduk; şu anda meyvelerini yiyoruz. Badem ağacından kayısı, kayısı ağacından erik yiyoruz. Mahlep (bir tür yabani kiraz) gibi ormanlarda kendiliğinden yetişen, bana göre çok kıymetli türleri de kullandık. Çok güzel bir ağaçtır mahlep. Çünkü, ağaçların yüzde 90’ı hep dibinden yürüyerek köklerinden başka ağaçları verirler ve bahçeyi işgal ederler. Ama mahlep ağacına bir kiraz yaparsanız, o artık mahlep ağacına yapılmış bir kirazdır ve mahlep ağacı yürümez. Köklerinden yeniden bir şey vermez ve sizin bahçenizi de işgal etmez. Onun için çok ideal bir ağaçtır aşı için. Bağda yaptığımız aşılarda başarı oranımız yüzde 90 civarında. Yüzde elli bile iyi başarıdır aşıda, kaldı ki biz bunu aşıyoruz.”
Ondokuz çeşit üzüm
Her sene yeni çeşitler ekliyor bağına Osman Yüksel. Bu sene “Kalecik Karası”nı ve bir Fransız üzümü olan “Cabarnet”i getirmiş. Yörenin üzümü olan “Emir”, çekirdeksiz İzmir, siyah Dimrit ve “İsmailoğlu” bağdaki ondokuz çeşitten yalnızca dördü. Sadece üzüm mü, oniki çeşit elma, on çeşit armut, onbir çeşit erik, kayısı, kiraz hatta ahududu bile var bağda. Meyve dışında sekiz çam türü, oniki gül türü, türlü türlü menekşe, sümbül, zambak, hüsn-ü yusuf, kadife, karanfil, orkide ve çiçek de var. Sebzeleri de unutmamak gerek; domates, biber, marul, turp, mısır, fasulye, salatalık, patlıcan...
Çeşit konusundaki yeni hedefi kivi ve kızılcık. “Deneyip de yetiştiremediğiniz tür var mı” diye sorduğumuzda şöyle yanıtlıyor bizi:
“Bölgede olmayan ağaçları da denedim ama olmadı. Örneğin zeytini, narı ve inciri yetiştiremedik. Neden yetiştiremedik? Dona dayanamıyor bunlar. Ama burada olmayan meyve türlerini yetiştirmeyi başardım. Örneğin; ahududu, böğürtlen, Samsun’un “Deveci Armutu”, reçellik sarı kiraz. Ahududu bu iklimi çok sevdi. Deveci armutunun da aşısını birçok insana verdik, böylece yörede çoğaldı.”
Bağlar Mahallesi’ndeki 250 yıllık koca cevizi görünce meraklanıyoruz, “bir ceviz ağacı ne zaman kesilir acaba?”. O, “Sıfır cevizi bile işleyebilirsiniz ama, çok iyi damarlar, resimler oluşması için asgari bir 50 yılı geçirmesi gerekiyor. Ceviz, bölgemizde sanayi için değil de yemek için ekildiğinden ancak çok yaşlanırsa içinin çürümemesi için kesilir. Onun dışında zaten Orman Bakanlığı kararları ile de ceviz kesimi izne tabidir” diyor ve her bir kelimesini özenle vurgulayarak “Zaten biz de buraya herhangi bir ağaç kesmeye değil, ağaç çoğaltmaya geldik.” diye eklemeyi de ihmal etmiyor.
Bağda bağbozumu festivali
Kapadokya’nın tanıtımına katkıda bulunmayı seven Osman Yüksel, ilginç organizasyonlara ev sahipliği de yapmış. Geçtiğimiz yıl, 500 kişinin katıldığı ve aralarında 18 büyükelçinin ve eşlerinin olduğu bağbozumu festivali burada gerçekleştirilmiş. Festivalde büyükelçilere üzüm kestirmişler, eşlerine de üzüm çiğneterek pekmez yaptırmışlar. Bir resim ve fotoğraf sergisi bile açılmış. Organizasyonu Avanos Belediyesi yapmış, o da mekanları oluşturarak konuklara sunulacak çömlek kebaplarını hazırlatmış. Festivalin önemini “Avanos’ta bağcılığın canlanması için bu tür organizasyonlara ihtiyacımız var. Avanos’un bağları çok geniş arazilere yayılmış durumda ama sadece bu alan sulanıyor. Halbuki vakti zamanında en güzel bağlar Avanostaymış.” diye özetliyor. Avanos’ta korunması gereken diğer şeyleri de çanakçılık ve halıcılık olarak vurgulayıp “Avanos’ta çanakçılık erkek sanatıdır, babadan oğula geçer. Halıcılık da kadın sanatıdır, anneden kıza geçer. Çanak yapmayı bilmeyen erkeğe kız vermezler. Halı dokumayı bilmeyen kız da evde kalır.” diyor.
“Buraya imar gelmemesi için gerekirse meclise kadar giderim”
2 bin 500 m2 ile bağcılığa başlayan Osman Yüksel’in bağ alanı 10 bin m2’ye çıkmış durumda. Niyetinin bağ alanını 20 bin m2’ye çıkarmak olduğunu, ancak fiyatların aşırı yükseldiğini söylüyor. “Bunu sağlayan siz misiniz?” diye soruyoruz, “Maalesef. Yakında 2 bin m2 bir yer var, fiyatı 8 milyar TL. Adam etmek için de en az bir 8 milyar TL. gerekiyor. 16 Milyar TL’ye Ankara-Kızılay’da da arsa alabilirsiniz.” diye cevaplıyor.
En büyük korkusunun buralara imar gelmesi olduğunu söyleyen Osman Yüksel, bunun Avanos’ta canlandırılmaya çalışılan bağcılık ve doğa açısından son derece zararlı olduğunu belirtiyor ve “Buraya imar gelmemesi için gerekirse meclise kadar gider, onu engellemeye çalışırım.” diyor.
Copyright 2009 - Tüm hakları gizlidir. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.