English
Men
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Sosyal Medya Adreslerimiz
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

KAPADOKYA TURİZMİNDE İZ BIRAKANLAR: SAFFET YATAĞAN

KAPADOKYA TURİZMİNDE İZ BIRAKANLAR: SAFFET YATAĞAN

Yazan: Ayça Olcaytu İşçen
Ağustos 2009

1970’li yılların başında Kapadokya genelinde turiste hitap edebilecek otel sayısı yok denecek kadar azken Ürgüp’deki 108 yataklı Büyük Otel’in işletmeciliğini aldığında henüz 31 yaşındaydı. Çağının ilerisindeki görüşleri, zekası, bilgisi, enerjisi ve yaptıklarıyla efsaneleşti. Aşık olduğu Kapadokya’da kaldığı 22 yıl boyunca oteller, restoranlar, diskolar işletti, turizmci yetiştirdi, kültürel etkinlikler organize etti. Onun sayesinde binlerce turist ve gezgin Kapadokya’yı sevdi. Kapadokya turizminin temel taşlarından olan bu efsanenin izini sürüp teybi çalıştırmak bize farz oldu. “Ben de sizin gibi birilerini bekliyordum anlatmak için” dedi ve Ankara’daki evinde eşi Meral Hanım’ın da katıldığı, saatler süren çok lezzetli bir sohbet yaptık. Saffet Yatağan’ın aylarca dinlesek bitmeyecek Kapadokya macerasını ancak çok özetleyerek sizlere sunabiliyoruz. Keşke nefis mimiklerini, Kapadokya denince gözlerinde yanan ışığı ve coşkulu gür sesini de yazımızda verebilmek mümkün olsaydı.

Peribacası Dergisi: Kapadokya’ya ilk gelişiniz ne zamandı?
Saffet Yatağan: 1962, turist olarak. Büyük Otel’in karşısındaki Turist Pansiyon’da kaldım. O zamanlar Büyük Otel’i Tusan işletiyordu. Belçika’dan yeni dönmüştüm. Büyük Otel’e bakarken “Şu otelin güzelliğine bak. Müdürü kimbilir ne mutlu heriftir” dedim kendi kendime. Kısmet, tak dedi düştü önüme.
Peribacası D.: Nasıl düştü bu kısmet?
Saffet Y.: 1965’de askerlik bitince Tusan Otelcilik şirketinde çalışmaya başladım. Ankara, Efes derken Ürgüp’e tayin oldum. 1970’e kadar Ürgüp Tusan’da çalıştım. Anlaşmazlık olunca işi bırakıp Ürgüp’ten ayrılmaya karar vermiştim ki Ali Baran Numanoğlu kalmak için beni ikna etti. Büyük Otel’in ihalesine girip işletmesini aldım ve mücadele başladı. Ardından Tepe Otel, Göreme’de Turist Pansiyon, sonradan Saksağan, Armağan, Papağan, Çırağan geldi. Ben oldum ahtapot gibi. Her dalda bezim vardı ama hiç şikayetçi değildim. Eşim Meral en büyük yardımcımdı; orada primadonna oynadı devamlı. Kadrom çok iyiydi, 200’den fazla personelim vardı.
Peribacası D.: O zamanların Kapadokya’sında turizm yapmak zor olmalı.
Saffet Y.: Hem de nasıl.
Meral Yatağan: Yumurta bile yoktu, düşünebiliyor musunuz?
Saffet Y.: Ankara’dan kutu kutu yumurta gelirdi otobüsle. Meral Kayseri’ye mübayaaya giderdi. Neredeyse 24 saat çalışıyorduk. Mesela çamaşırcı, bulaşıkçı işi bırakır, yerine biri bulunana kadar Meral, muhasebe müdürü, resepsiyondakiler hep beraber iner çamaşır, bulaşık yıkarlardı. Personel bulmak çok zordu, hele kadın personel çalıştırmak mümkün değildi. Bir anımı anlatayım; oteli açacağım zaman personel kıyafeti yaptırmak için Kulak ustaya gidip “pantolon dik” dedim. “Saffet Bey ben potur, kaba ceket dikerim ama böyle alafranga pantolon filan yapamam” dedi. “Dikersin” dedim, çıkardım ayağımdaki pantolonu verdim, “aynısını yap” dedim. Benim pantolonun stilinde personele pantolon dikti. Personeli mutlaka Ürgüp ve köylerinden seçerdim, çünkü bölge insanına faydamız dokunsun isterdim. Ben onlara yardım etmek için çok uğraştım. Meral olsun ben olayım büyük bir sosyal yardımlaşma örneğiydik. Basket sahaları yapmaktan polis lojmanını inşa etmeye, yetiştirme yurduna yardım etmekten hastane boyamaya kadar bir sürü şeyi severek, isteyerek yaptık.
Meral Y.: Bakın size ilginç bir şey anlatayım. Birkaç sene önce bayramda bizi bir çocuk aradı. “Benim adım Uğur ama siz beni hatırlamazsınız. Ben Ürgüp’de yetiştirme yurdunda kalıyordum, siz benimle çok ilgilendiniz” dedi. Okumuş, şimdi sigortada çalışıyormuş. Bayramlarda arar, ziyaretimize gelmeyi istediğini söyledi ama henüz görüşemedik.
Peribacası D.: Biz sizi Türkan Şorayla çektirdiğiniz ve dergimizde de yayınlanan fotoğrafınız sayesinde tanıdık. Buradan yola çıkarak şunu sormak istiyorum; film ekiplerinin Ürgüp’ü keşfetmesinde sizin bir payınız var mı?
Saffet Y.: Olmaz olur mu? Türker İnanoğlu, Halit Refiğ, bunlar benim İstanbul’dan ahbaplarım; aynı muhitin çocuklarıyız. İlk kez Halit Refiğ Göreme’de “Bir Türk’e Gönül Verdim” filmini çekti. Hatta benim de ufak bir rolüm vardır; lisedeyken Ayla ve Beklan Algan’la tiyatro yapmıştım, yatkınım. Başka filmlerde de oynadım. Bölgesel yapımcı gibi hizmet veriyordum onlara. Kılıç, at eğeri, at, silah, aklına gelecek her türlü malzemeyi depomdan çıkarır verirdim kullansınlar diye. Güvendiklerinden filmin oradaki prodüksiyon parasını bana bırakırlardı. Öğlen yemeği için otele gelemiyorlar, köfte ekmek yemekten de bıkmışlar, sete sulu yemekleri götürüyorum, masalar kuruluyor, servis yapılıyor. Bir ay kalacaklarsa her gün catering yapıyordum araziye. Bunlar çok güzel hatıralar, tatlı hatıralar. Türkan Şorayla olan fotoğrafımızın da hikayesini anlatmam lazım. Rezervasyonları ayın 18’inde bitiyor ve rejisörden haber geldi bir gün daha kalacaksınız diye. Mümkün değil, otel sürekli dolu, rezervasyonlar var. Yıkıldım, kaldım, işte şuraya oturdum (fotoğrafı gösteriyor), Türkan hanım başladı ağlamaya. “Siz bizi sevmiyorsunuz Saffet Bey” diye. Anlatamıyorum bir türlü, turizm bu, rezervasyon bu. Nihayet bir espri oldu güldük de bu fotoğraf çekildi.
Peribacası D.:  Sonra ne oldu? Kaldılar mı gittiler mi?
Saffet Y.: Gittiler. Ben ağlamaya başlayacaktım Türkan Şoray gibi yoksa.
Peribacası D.: Kapadokya’nın tanıtılması için neler yaptınız?
Saffet Y.: Ürgüp’teyken en azından Türkiye’de yapılan beş-altı fuara iştirak ettim. İzmir, İstanbul, Ankara ve neresi olursa olsun gidiyorduk. Folklor ekibimizle birlikte –ki çoğu benim personelimdi, standımızı kurar bölgeye has eşyalarla enteresan bir hava vermeye çalışırdık. Festivaller, konserler düzenlerdik. En önemlisi turizmle uğraşanlara, personelime hep şunu öğütlerdim; Kapadokya’yı tanıyın, sevin. Benim kadar her taşını sevip tanıyamasanız bile 10 tane kilise ismi sayın, turistlerle sohbet edin, onları misafirinizmiş gibi ağırlayın. Buna bir örnek; Büyük Otel’in altında diskotekte halk oyunları gösterisi düzenlerdim. Akşam servis yapan garson, folklor elbisesini giyiyor, iniyor aşağıya. Patron aşağıda, aşçı aşağıda. Herkes görünce şaşırıyor, aaa bu akşamki garson değil mi? Hepsi de canavar gibi oynarlardı halk oyunlarını. Sonra ben alıyordum mikrofonu elime, 2-3 lisanda anlatıyordum folkloru, saz nedir, bizim için neyi ifade eder? Arkasından “hanımlar, beyler biz doğuluyuz, ama batı bizim ilerimizdir, doğudan geldik, batıya gidiyoruz, işte bunun misali” derdim ve bir anda Strauss’un valsi çalmaya başlar, bütün personel turistlerle vals yapardık. Personelin hepsine vals öğrettim. Bu bir espri, turisti yaklaştırıyor sana. Bu bir kaynaşma, bunları anlatırdım turizmcilere, ben yapıyorum, siz de yapın diye. Turizm öyle bir nosyondur ki, resim gibi, müzik gibi Allah vergisi olmazsa yapamazsınız. İyi bir turizmci olamazsınız. Ben bunu okuldaki öğrencilerime de anlatıyorum. Kendinizi, o tamam dediğiniz kabiliyetinizi ortaya çıkarın. Yoksa sıradan bir otelci olursunuz. Kapadokya’ya gelenlerin kendilerini aileden biri gibi hissetmesi, o sıcaklığı bulması lazım. O dönemde otelimde kalan yabancı turistlere “Kapadokya’yı beğendiniz mi” diye sorduğumda %80 “çok beğendik, ilk fırsatta tekrar geleceğiz” cevabını alırdım. Çünkü gelenlere Kapadokya’yı tanıtmak, sevdirmek için çok çabaladım, çok çılgınlık yaptım, yeri geldi kavga ettim.
Peribacası D.: Neden?
Saffet Y.: Kapadokya’nın doğal güzelliğinin bozulmaması, turizmin doğru şekilde yapılması için. Mesela Kapadokya’ya gelen grupların üç gece konaklamasını sağladım. Bu konaklamanın bir gecesinde Zelve’de catering yapardım. Ihlara’da öğlen catering verirdim, bütün malzemeler bir minibüse yüklenir, gider masalarımızı kurar, örtülerimizi serip yemeği verir, toparlanır geri dönerdik. Vadilerde kuzu çevirme yapardık. Turisti daha Ürgüp’e girmeden davul zurnayla karşılar, bütün personel vedalaşarak, arkalarından el sallayarak gönderirdik. Ben nereye turist götürdüysem oraya bir satış tezgahı kurdular. Manzara seyrettiğimiz, yürüdüğümüz her yere. Zelve’nin, Paşabağı’nın bu tezgahlardan kurtarılması için gitmediğim vali kalmadı; Turizm Bakanlığı’nda uğraştım, çok bağırdım. Bir gün böyle konuşuyorum yine, Esat Kıratlıoğlu “Saffetciğim uğraşma şu gariplerin işleriyle, iki kuruş ekmek parası kazanacaklar” dedi. “Esat Bey, onlar iki kuruş kazanacak diye bu tarafta binlerce insan aç kalacak. Türkiye genelinde turizmi baltalıyorsunuz, yapmayın” dedim ama başaramadım. Çok projelerim vardı Kapadokya için kimseye dinletemedim.
Peribacası D.: Ne tür projeler?
Saffet Y.: Göreme Açık hava Müzesi’ndeki bazı kiliselerin kopyalarının başka vadilerde yapılmasını önerdim. Çünkü Kapadokya’ya gelenlerin artacağını, buraları korumamız gerektiğini düşünüyordum. 1989’da Dedeman’da yapılan uluslararası bir toplantıda dedim ki “Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok, Göreme’nin sahtelerini yapmamız lazım. Çeşitli vadilerde Göreme’nin 7 ana kilisesinin benzerini, milletlerarası bir yarışma açarak yaptıralım. Ama üzerine yazacağız: Bu kilise orijinalin iyi bir kopyasıdır diye. Dünyada örnekleri çok.” Yabancılar beni alkışladı, bizimkiler, müsteşar bile, o zaman Mustafa Türkmen’di, “ya Saffet bana biraz ters geliyor, gerçeği varken sahtesini niye gezdirelim” dedi. “Layıksan eğer müsaadesini al orijinalini gör, layık değilsen ben sana sahtesini gösteririm. Benim en güzel zenginliğim, elimden gidiyor” diye kavga ettim. Bunu yazın Ayça Hanım, bugün olmasa bile ileride yapılmak zorunda kalınacaktır. Götürdüğüm bir diğer teklif şuydu; Ortahisar’ın oradaki düzlük arazide bir araba park yeri yapalım, turistleri orada indirelim ve trenlerle tünellerden geçerek Kapadokya’da turlar yapsınlar. Trenler devamlı gelip gitsin karşılıklı. Göreme’ye de araba park edilmesin, o kargaşa, kirlilik olmasın.
Peribacası D.: Kapadokya’daki işletmelerinizi bırakıp gitme kararınız çok ani olmuş. Böylesine sevdiğiniz bir yerden neden ayrılmak istediniz?
Saffet Y.: Öyle bir hale geldik ki Ayça hanım, ben devamlı yabanı oynadım orada. Bütün ömrümü, emeğimi, kültürümü, çabamı, paramı verdiğim halde hiçbir zaman memnun edemedim onları, babasının mezarı burada değil ya derlerdi. Hayatımı kazanmadım mı, kazandım. Kapadokya sayesinde ünlü oldum, mutlu oldum, Kapadokya’yı 24 saat yaşadım ben. Çok şeyim oldu, evim, arabam oldu, para da kazandım. Ama Kapadokya’ya verebileceğimin onda birini alamadılar benden. %90’ı bende kaldı, gerçekten çok üzülüyorum. Çok üstüme geldiler. Halktan çok belediye geldi. Başkanlığa her aday olan “ilk işim Saffet Yatağan’ı buradan göndermek olacak” derdi.
Meral Y.: Yılbaşı gecesi elektriklerimiz kesildi. Düşünebiliyor musunuz? Sularımızı keserlerdi. Şimdi herkes soruyor öyle bir yer bırakılır mı diye? O kadar çık sıkıntı çektik ki unutulmuyor. Yılların birikimiyle boğuluyorsunuz ama çok güzel yanları da vardı.
Saffet Y.: Güzel ve çok sevimli günlerdi. Şikayet ettiğimizi düşünmeyin ama çok daha iyisini yapabilirdik ve bugün Kapadokya böyle olmazdı. 1987’de ani bir kararla bitirdim. Hiç kimse inanmadı. Armağan Disko’nun karşısında bir büro kiraladım, bütün malzemeleri oraya yığdım. Kendime de bir ev tuttum. Haraç mezat her şeyi sattım, çalışanların tazminatlarını ödedim, olmayana araba verdim, işyeri açtım, helalleşip öpüşerek ayrıldık. Günde 3 paket sigara içiyordum. Bir sene sonra sigarayı da bıraktım ve bir daha da içmedim. Bütün kötü huylarımdan vazgeçtim, tertemiz geldim.

Saffet Yatağan kimdir?
İstanbul Büyükada’da 1939 yılında doğdu. Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra hukuk fakültesi 4. sınıf öğrencisiyken burslu olarak Belçika’ya gitti ve turizm okudu. Askerliğini yaptıktan sonra 1965’de Tusan Otelleri’nde Ankara merkez rezervasyon müdürlüğü, Efes ve Ürgüp’de müdürlük yaptı. 1970’de Ürgüp Tusan’daki görevinden ayrılıp belediyeye ait olan Ürgüp Büyük Otel’in işletmeciliğini aldı. Kapadokya’dan ayrıldığı 1988 yılına kadar Büyük Otel başta olmak üzere, Ürgüp Tepe Otel, Göreme Turist Pansiyon, Saksağan Otel&Restaurant, Papağan Restaurant, Çırağan Restaurant ve Armağan Disco’nun işletmeciliğini yaptı. Aynı zamanda lisanslı basketbolcu olan Yatağan, 1970’li yıllardan 1988’e kadar Ürgüpspor’un başkanıydı. Kapadokya’dan ayrıldıktan sonra Barmek İnşaat’ın Kuşadası’ndaki 4 yıldızlı otelini işletti ve yine Kuşadası’nda Ağankan Restaurant’ı açtı. Ankara Dedeman Oteli’nin koordinatörlüğünü, Erciyes Dedeman Oteli’nin genel müdürlüğünü yürüttü. Gazi Üniversitesi ve Atılım Üniversitesi’nde turizm dersleri verdi. Şimdi, Başkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Turizm İşletmeciliği’nde ders  veriyor. Meral Yatağan ile evli ve 3 çocuk babası olan Yatağan Skål Ankara Kulübü üyesi.

Saffet Yatağan için ne dediler?
Mustafa Kaya - Araştırmacı Yazar ve Edebiyat Öğretmeni

Saffet Yatağan, turizmle ilgili eğitim kuruluşlarının olmadığı dönemlerde işletmiş olduğu Büyük Otel’de yetiştirdiği gerek kat hizmetleri, gerek resepsiyon ve aşçılıkta tam anlamıyla bir okul görevi yapmıştır. Bölgede başarılı turizmci olan pek çok kişi onun yanında yetişmiştir. Aynı zamanda çok önemli bir çevreciydi. Örneğin, Ürgüp-Avanos yolunun imara açılması söz konusu olduğunda ben de arkeologlarla birlikte sağ yanının imara açılması görüşünü savunuyordum. Böylelikle imar vampirlerinin elinden kurtulur sanıyorduk. Ama şimdi Altınevler’den anlıyorum ki Saffet Yatağan’ın tezi çok doğruydu; Ürgüp-Avanos yolunun hem sağının hem de solunun imara açılmasına karşı çıkmıştı. Hep minnetle anılacak, takdir edilecek bir turizmcidir.

Hasan Kalcı - Anatolian Houses, Alaturca Restaurant ve Gallery Anatolia’nın sahibi
Saffet ağabeyi 8-10 yaşlarımda tanıdım. Göreme’de babamla ortak iş yapıyorlardı. Çağının çok ilerisinde, Kapadokya’ya yaptıklarıyla o dönemde 3-5 gömlek büyük gelen bir adam. Çok bilgili, ileri görüşlü, ufku açık, vizyonu geniş, etkileyici ve karizmatiktir. Turizmi, Göreme’nin dışında da bir hayatın olduğunu ben ondan öğrendim.

Halil Elalan – Selçuklu Evi, Hotel Surban ve Gallery Yunak’ın sahibi
Saffet Bey Kapadokya’ya geldiğinde lise çağlarındaydım; kendisi turizm konusunda bize ders vermeye gelirdi. Çok yetenekli, ufku açık, vizyonu geniş, yurt dışında bulunmuş, çevresi geniş, turizmi çok iyi bilen biridir. Bölgenin doğasına, kültürüne aşıktır. O dönemlerde Türkiye’de turizmi bilen bir avuç insandan biri olarak Kapadokya’da turizmin gelişmesine önemli katkılar yaptı. Nedense bölgede kalıcı değil, geçici yatırımlar yapmayı tercih etti. Ani bir kararla buradan ayrıldı. Kapadokya için büyük kayıptı. 

Hasan Yakış – Han Odası Restaurant’ın sahibi, eski çalışma arkadaşı
Kendisiyle 20 Haziran 1969’da 24 yaşımdayken tanışıp çalışmaya başladım. O zaman Ürgüp Tusan Oteli’nin müdürüydü. Çamaşırhanede başladım, sonra resepsiyona geçtim, ardından hep metrdotel olarak devam ettim. O dönemde Saffet Bey’in yanında yetişenlerin hepsi de mesleklerinde aranılan adamlar oldu. 1984’ün eylül ayına kadar yanında çalıştım; ardından 1985’de Han Odası Restaurant’ı açtım. Saffet Yatağan, bölgede gelmiş geçmiş en iyi turizmcidir; her yönüyle dört dörtlüktür. Çok ileri görüşlüdür. 1960’larda Türkiye’de turizm yokken, Rusların Türkiye’ye turist olarak akın akın geleceğini söylemiş biridir. Göreme’ye turizmi getiren odur. Papağan Restaurant’ı 1976’da açtığında Göreme’de sadece bir restoran bir tane de üç odalı pansiyon vardı. Bölgeye yaptığı hizmetlerle, yardımseverliğiyle herkesin sevgisini kazanmıştır.

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Ağustos 2009 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz. www.cappadociaexplorer.com

 

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 23691 Eklenme Tarihi Tarih: 2010-01-06

Saffet Yatağan
Saffet Yatağan
Saffet ve Meral Yatağan
Saffet ve Meral Yatağan
Ürgüp Büyük Otel
Ürgüp Büyük Otel
Turizm fuarında Ürgüp standı
Turizm fuarında Ürgüp standı
Ürgüp Büyük Otel personeli
Ürgüp Büyük Otel personeli
Ürgüp Büyük Otel
Ürgüp Büyük Otel
Ürgüp Büyük Otel personeli
Ürgüp Büyük Otel personeli

Suna Kan ve Gürer Aykal-1981
Suna Kan ve Gürer Aykal-1981
Saffet, Meral ve Mahir Yatağan
Saffet, Meral ve Mahir Yatağan
Meral Yatağan, yetiştirme yurdundan çocuklarla
Meral Yatağan, yetiştirme yurdundan çocuklarla
Yazar Esat Mahmut Karakurt ile birlikte
Yazar Esat Mahmut Karakurt ile birlikte


Saffet ve Meral Yatağan oteldeki kıyafet balolarından birinde
Saffet ve Meral Yatağan oteldeki kıyafet balolarından birinde


Türkan Şoray ve Saffet Y.
Türkan Şoray ve Saffet Y.


Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 67566900 ziyaretçi
Bugün : 22657 ziyaretçi
Dün : 41748 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 2.38 sn

toplu mail


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com