English
Men
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Sosyal Medya Adreslerimiz
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

AZİZ MAMAS MEZARI ve KİLİSESİ

AZİZ MAMAS MEZARI ve KİLİSESİ

Yazan: Yavuz İşçen
Ağustos 2009

Aziz Mamas’ın mezarı ve adına yapılmış olan kilise, Aksaray merkeze bağlı eski adı Mamasun olan Gökçe Köyü içindedir. Aksaray-Nevşehir yolunun 15. km’sinden sağa ayrılan yola girip 5 km daha gidilirse Gökçe Köyü’ne ulaşılabilir. Hıristiyan dünyasında Aziz Mamas adıyla bilinen azize ait mezar ve bu mezar üzerine sonradan yaptırılan kilise, günümüzde Müslümanlar tarafından ‘Şemmas Baba’ türbesi olarak adlandırılmaktadır. Türbe, Hıristiyanlık dönemine ait kilisenin genişletilerek İslami biçime dönüştürülmesiyle bugünkü şeklini almıştır.

Hıristiyan toplumunda din uğruna ölen veya kusursuz bir Hıristiyan yaşamı sürdürerek, Tanrıyla yakın ilişkiler kurduklarına inanılan kişiler, azizlik mertebesine yükseltilmişler ve büyük saygı görmüşlerdir. Onların tanrısal güçleri olduğuna ve çeşitli mucizeler gerçekleştirebileceklerine inanılmıştır. Bugün bütün Hıristiyan dünyası tarafından kabul gören Aziz Mamas, 3. yüzyılda yaşamış Kapadokyalı yerel bir aziz olarak karşımıza çıkmaktadır. Anlatıya göre, Roma İmparatorluğu döneminde 12-13 yaşlarında bir çocukken Hıristiyanlığı yaydığı gerekçesiyle zulme uğramış ve dağlara kaçmıştır. Dağda uzun süre aç kalan çocuğu bir geyiğin her gün gelerek sütü ile beslediği söylenmektedir. Roma İmparatoru Aurelianus’un emri üzerine askerlerin çocuğu yakalayarak Kayseri’de hapse attıkları biliniyor. Karnından mızrakla öldürülüşünü resmeden ikonografik tasvirlerde gösterildiği gibi sonunda askerler tarafından işkence edilerek öldürülmüştür.

Aziz Mamas’ın kemikleri
Roma’nın Hıristiyanlığı kabul etmesi ve arkasından Bizans dönemi ile birlikte bu çocuğun ünü, zamanla Kapadokya ve Anadolu sınırlarını aşarak bütün Hıristiyan dünyasına yayılmıştır. Kapadokyalı küçük çoban böylelikle aziz mertebesine çıkartılmış ve Aziz Mamas adıyla anılmaya başlamıştır. Öldürüldükten sonra Kayseri’ye gömüldüğü kayıtlarda yazılı olan Mamas’ın, aziz olarak benimsenmesiyle birlikte Bizans döneminde 5. ya da 6. yüzyılda mezarının (kemiklerinin) doğum yeri olduğu düşünülen Mamasun Köyü’ne (Gökçe Köyü) taşındığı tahmin edilmektedir. Sonradan bulunan mezarı ve kemikleri bu görüşü doğrular niteliktedir. Köyün adının Bizans döneminden bu yana Mamasun olarak bilinmesi kuşkusuz azizin adıyla bağlantılıdır. 
Azizin kemiklerinin bir kısmı ise aynı dönemde İmparator I. Leon tarafından İstanbul’da Aziz Mamas adına yaptırılmış olan saray kompleksi içindeki kiliseye taşınmıştır. İstanbul’un Beşiktaş kıyılarında Ihlamur Deresi'nin üzerindeki köprünün yakınlarında olduğu düşünülen Aziz Mamas saray kompleksinden günümüze bir kalıntı ulaşmamıştır. Aziz Mamas saray kompleksi 700-900 yılları arasında aralıklarla Bulgarların işgali ve yağmasına uğramış, 1200’lü yılların başında ise Haçlı Seferleri sırasında tekrar yağmalanmıştır. Bugün Kıbrıs’ın Güzelyurt ilçesi, Yunanistan, Girit ve Fransa gibi bazı ülkelerde Aziz Mamas adına yaptırılmış kiliseler ve bu kiliselerde Aziz Mamas’a ait oldukları söylenen kemikler bulunmaktadır. Bu kemiklerin Bizans döneminde İstanbul’daki Aziz Mamas Kilisesi’nden yağmalanan eserler olduğu tahmin edilmektedir.
Günümüz İstanbul’unda, adı Uzuncadere olarak değiştirilmiş olan ancak halk arasında hala Mama deresi adıyla anılan Aya Mama Deresi, adını Aziz Mamas’dan almaktadır. Bugün Ataköy 9. kısım ile Hava Harp Okulu'nun arasındaki bölgede kalan alanda Aya Mama Deresi'ne yakın bir yerde, 1950’li yılların başlarına kadar Aziz Mamas’a atfedilen bir ayazmanın olduğu bilinmektedir. Azizin kutsal günü olarak kabul edilen 2 eylül tarihinde eskiden Rumların faytonlarla buraya kadar gelip yasak bölge sayıldığı için Baruthane Müdürlüğü’nden  izin alarak dua ettikleri, ayazmanın kutsal suyundan içtikleri söylenmektedir.

Aziz Mamas’dan Şemmas Babaya dönüşüm
Büyük Basileos ve Nazianzos'lu Gregorius’un notlarında da adı geçen Aziz Mamas, geyik sütü içerek yaşamını sürdürmüş küçük bir çoban olarak anlatılmaktadır. Aziz Mamas’ın hayat hikayesinde hayvanların önemli bir yeri olduğu dikkati çekmektedir. Aynı anlatım bölgesel değişikliklere uğrayarak farklı toplumlarda farklı versiyonlarla ortaya çıkmıştır. Aziz Mamas’ın, Mamasun Köyü’ne taşınan mezarı üzerine sonraki yıllarda küçük bir kilise inşa edilmiştir. Yapı kapalı Yunan haçı planlı tipik bir Kapadokya kaya kilisesidir. Orta mekanı kapatan kubbe, üçerli iki sıra halinde dizilmiş 6 sütun üzerine oturtulmuştur. Kilise 8 ya da   9. yüzyıla tarihlenmektedir. Aziz Mamas Kilisesi, Türk-Müslüman toplulukların bölgeye yerleşiminden sonra zaman içinde terk edilmiş ve unutulmuştur.
Kilisenin yeniden keşfedilmesi oldukça yakın zamanlıdır. 1800’lü yılların başlarında Mamasun Köyü’nde samanlık ve ahır olarak kullanılan yapının genişletilme çalışmaları sırasında kilise ve içinde yer alan Aziz Mamas’ın mezarı ortaya çıkarılmıştır. Azizin mezarı kilisenin girişe göre sol duvarı üzerinde bir niş içinde yer almaktadır. Azizin kemikleri taştan yapılmış bir lahite yerleştirilmiş şekilde bulunmuştur. Bulunduğu yıllarda kemiklerin üzerinin gümüş plakalar ile kaplı olduğu belirtilmektedir. Gümüş plakaların bazılarının üzerinde ise Ermenice dualar yazılı olduğu söylenmektedir. Aziz Mamas’ın mezarının bulunduğu haberinin yayılması ile birlikte Mamasun Köyü yoğun bir Hıristiyan ziyaretçi akınına uğramıştır. Ziyaretçiler arasında özellikle bedensel ve zihinsel özürlü hastaların çokluğu dikkat çekmiştir. Lahitin içindeki kemikler ziyaretçiler tarafından sürekli okşanıp yüze sürüldükleri için cilalı bir hal almışlardır.
Kilisenin 1850’li yıllardan itibaren Müslümanlar tarafından da ibadet yeri ve tekke olarak kullanıldığı bilinmektedir. Halk arasında ‘Erenler Tekkesi’ adıyla hatırlanmaktadır. Tekke olarak kullanıldığı dönemde kiliseye ait duvar resimlerinin üzeri sıva ve boya ile kapatılarak örtülmüştür. Erenler Tekkesi döneminde özellikle akıl hastalarının şifa bulmak için geldikleri bir yer olarak öne çıkmıştır. Getirilen akıl hastaları burada bir odada demir halkaya bağlanıp bir gün süre ile tutuluyorlardı. Daha sonra Şemmas Baba’nın (Aziz Mamas’ın) kemikleri ve tekke şeyhinin eli öptürüldükten sonra şifa buldukları düşünülerek gönderiliyorlardı.
Hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilmesinde, azizin mezarını ziyaret edenlerin şifa bulduklarına inanılmasının payı büyüktür. Bu inanış aslında Aziz Mamas Kilisesi’nin Erenler Tekkesi’ne, Aziz Mamas’ın da Şemmas Baba’ya (Pir Şemmas) dönüşüm sürecinin başlangıcıdır. Bu sürecin tam olarak nasıl gerçekleştiğini bilemiyoruz. Anadolu halkının uygun görme ve yakıştırma alışkanlığının yanı sıra yok sayma ve kendimize mal etme becerimizin (!) de bunda rol oynadığı düşünülebilir. Bizans döneminden bu yana Mamasun olarak bilinen köyün adının Gökçe Köyü olarak değiştirilmesinde de aynı mantığı ya da mantıksızlığı görebilmek mümkündür. Aziz Mamas Kilisesi’nin Şemmas Baba Türbesi’ne dönüştürülmesiyle bugün kilise tam bir türbe görünümü almıştır. Girişte buraya gelenlerin bir gece konaklamaları için ayrılmış sedir ve yatakların bulunduğu bir bölüm vardır. Bu bölümde seccadeler, tespihler ve abdest ibrikleri dikkati çekmektedir. Kilisenin iç zemini camilerde olduğu gibi tamamen halı ve kilimlerle kaplıdır.

Anadolu’daki Şemmas Baba mezarları
Şemmas Baba’nın Mamasun köyü ile bir bağlantısı olduğu konusunda elimizde bir bilgi bulunmamaktadır. Şemmas Baba, Emeviler döneminde Anadolu’da yaşamış ulu bir kişilik olarak tanınmaktadır. Şemmas Baba’nın Bizans’a karşı yürütülen savaşlar sırasında Hüseyin Gazi ve onun oğlu Battal Gazi’ye yardım ettiği bilinmektedir. Bu savaşlar sırasında 740 yılında öldüğü bilinen Battal Gazi, Anadolu’da halk destanlarına konu olmuş bir kahraman olarak tanınmaktadır. Şemmas Baba’nın daha önceden Hıristiyan olduğu, ancak gördüğü bir rüyanın etkisi ile bu dönemde din değiştirerek Müslümanlığı kabul ettiği söylenmektedir. Bugün Anadolu’da Aksaray’ın Mamasun köyü haricinde, Şemmas Baba’ya ait olduğu ileri sürülen çeşitli mezar ve türbeler bulunmaktadır. Bunlar arasında Sivas Divriği Duruköy, Çorum’un Alaca ilçesi, Sivas Kangal Bulak köyü, Kayseri’nin Bünyan ilçesi sayılabilir.

Türk-Yunan dostluk festivalleri ve Aziz Mamas
1923 yılında Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye’de köklü değişimler yaşandı. 1924 yılında Yunanistan ile karşılıklı nüfus mübadelesi yapıldı ve Hıristiyanlar bölgeyi terk ettiler. 1925 yılında ise tekke ve zaviyeler kapatıldı. Erenler Tekkesi de bu dönemde kapandı. Böylece Aziz Mamas Kilisesi ve mezarı tekrar unutulma sürecine girdi. Tekkenin kapatılmasından sonra buradaki kemikler ceviz bir sanduka içinde Ankara’ya götürüldü. Yıllar sonra götürülenler geri gönderildi ancak kemikler üzerindeki gümüşler sökülmüş ve sandukasız olarak! Bugün Aziz Mamas’ın mezarı içinde, biri üzeri yazısız gümüş plakalı olmak üzere iki bacak kemiği kalmıştır.
Son yıllarda bölgede düzenlenen Türk-Yunan dostluk festivalleri kapsamında Aziz Mamas Kilisesi ve içindeki mezar yeniden hatırlandı ve ilgi görmeye başladı. Özellikle Aziz Mamas’ın anma günü olan 2 eylül tarihinde köye ziyaretçi akını olduğu bilinmektedir. Hatta biraz abartırsak bu gelişimi kilisenin ikinci kez keşfi olarak da değerlendirebiliriz. Doğru ele alınır ve iyi bir tanıtım yapılırsa kilisenin önemli bir ziyaret yeri olacağı kesin.

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Ağustos 2009 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz. www.cappadociaexplorer.com

 

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 10375 Eklenme Tarihi Tarih: 2010-01-06









Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 67566420 ziyaretçi
Bugün : 22177 ziyaretçi
Dün : 41748 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 0.45 sn

toplu mail


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com