English
Men
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Sosyal Medya Adreslerimiz
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

NEVŞEHİR RUM MAHALLESİ

NEVŞEHİR RUM MAHALLESİ

EVLERİ, OKULLARI, KİLİSELERİ, KÜTÜPHANESİ, HAMAM ve ÇEŞMELERİYLE

Yazan: Yavuz İşçen
Mayıs 2010

1924 Mübadelesi öncesinde Nevşehir’de yaşayan Rumlar, ‘Kahveci Dağı’ olarak adlandırılan dağın eteklerinde bir mahalle oluşturmuşlardı. Bugün halk arasında Rum Mahallesi olarak bilinen bölgede eskiden, Rum Baş, Rum Orta ve Rum Aşağı olmak üzere üç bölümlü bir Rum Mahallesi yer alıyordu. Nevşehirli Ortodoksların 1911 yılında kurmuş olduğu Papa Yeorgios Cemiyeti, 1912 ve 1913 yıllarında Karamanlıca olarak yazılmış Nevşehir Salnamelerini yayınladı. Bu salnamelerden edindiğimiz bilgilere göre, Nevşehir Rum Mahallesi yukarıdan aşağıya, antik Yunan tiyatrolarında olduğu gibi basamaklı biçimde yapılandırılmıştı. Mahallede konak tipi gösterişli evlerin yanı sıra, çeşmeler, çarşı, dükkanlar, çeşitli okullar, kütüphane, iki kilise ve bir hamam bulunuyordu. Rumların refah içinde yaşadıkları bu mahalle, uzun yıllar Niğde sancağına bağlı olarak varlığını sürdürmüş olan Nevşehir’e, Niğde tarafından gelirken ilk dikkati çeken yer oluyordu. Hatta burası İstanbul’daki Pera’ya benzetiliyordu. Rumların 1924 mübadelesi ile bölgeyi terk etmelerini takiben Rum Mahallesi günden güne bakımsız hale geldi ve birçok yapı yıkılarak yok oldu. Nevşehir’deki Rum Mahallesi bugün Cumhuriyet Mahallesi adıyla anılmakta ve harabe görüntüsü ile içimizi acıtmaktadır. Yazımızın ilerleyen bölümlerinde Nevşehir Rum Mahallesi’ndeki yapılar ve yaşam tarzı hakkında bilgi verilecektir.

Nevşehir’in Post-Bizans Kiliseleri
Anadolu’da Türk ve Müslüman toplulukların 1000’li yıllardan itibaren yerleşmesine bağlı olarak gayrimüslim unsurların bazı kısıtlamalarla karşılaştıkları söylenebilir. 1453 yılında İstanbul’un fethi ve Bizans adı verilen Doğu Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla bu süreç yeni bir kimlik kazanmıştır. İstanbul’un fethi sonrasında Fatih Sultan Mehmet, gayrimüslim azınlıklara dini özgürlükler tanımakla birlikte yeni kilise yapılmasını yasaklamıştır. Bu yasak 18. yy’ın ikinci yarısına kadar devam etmiş ve Osmanlı Devleti’nin güç kaybetmesiyle bağlantı olarak yapılan anlaşmalarla ortadan kaldırılmıştır. I. Abdülhamid döneminde, Rusya ile 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ve 1779 yılında imzalanan Aynalı Kavak Antlaşması sonrasında gayrimüslim azınlıklar yeni kilise inşa edebilme hakkı kazanmışlardır. Daha sonra çıkartılan Tanzimat ve Islahat Fermanları ile bu haklar daha da genişletilmiştir. Bu yıllardan sonra yapılan kiliseler batılı yazarlar tarafından Bizans sonrası anlamında, ‘Post-Bizans Kiliseler’ olarak adlandırılmaktadır.
Nevşehir merkezde yapılmış olan Post-Bizans kilise sayısı üçtür. Bunlardan biri Karasoku Mahallesi’nde Karasoku Camisi yakınlarında yapılmış olan Ermeni Kilisesi’dir. Bu kilisenin çevresinde 100 kadar evden oluşan geniş bir Ermeni Mahallesi bulunuyordu. Yaşlıların ‘kisle’ olarak adlandırdıkları bu mevkii, şimdiki Nar Caddesi’nin batı tarafında kalmaktadır. Ermeni Kilisesi şehrin yeniden yapılandırılması sırasında yıkılmış ve yerine blok apartmanlar inşa edilmiştir. İki katlı ve localı bir yapısı olan kilisenin bazı taşlarından 1950 yılında inşa edilen Nevşehir Lisesi’nin giriş merdivenlerinin yapıldığı bilinmektedir. Bu kiliseden günümüze başka bir kalıntı ulaşmamıştır. Diğer iki kilise ise araştırmamızın konusunu oluşturan Rum Mahallesi’nde bulunmaktadır. Ortodoks Rumlar tarafından yapılmış olan bu kiliseler, bugün sadece çan kulesi bize ulaşmış olan Çanlı Kilise ve sonradan bir süre cezaevi olarak da kullanılmış olan Meryemana Kilisesi’dir.

Çanlı Kilise (Hagios Georgios Kilisesi)
Nevşehir merkezde Cumhuriyet Mahallesi’nde İbrahimpaşa İlkokulu’nun bulunduğu yerde yapılmış olan kiliseden günümüze 4 katlı çan kulesi ve bazı duvar kalıntılarının dışında bir şey ulaşmamıştır. İlkokul bugün yıkık ve kullanım dışıdır. Kilisenin 1797 yılında yapıldığı bilinmektedir. 1860 yılında kubbesi, 1885 yılında kadınlar bölümü yapılmış, 1870 yılında ise avlusuna 4 katlı bir çan kulesi eklenmiştir. Kesme taşlardan yapılmış çan kulesi, 1992 yılında Kültür Bakanlığı tarafından onarım programına alınmıştır. Bugün okulun bahçesinde görülebilir durumdadır.

Meryemana Kilisesi (Koimesis Theotoku Kilisesi)
Nevşehir merkezde Cumhuriyet Mahallesi’nde eskilerin ‘kilise önü’ dedikleri mevkidedir. Günümüze kadar ulaşmış olan yapı bugün oldukça bakımsız durumdadır. Adını içinde bulunan ‘Meryem’in Ölümü (Koimesis)’ sahnesinden aldığı düşünülen kilise günümüzde Meryemana Kilisesi adıyla anılmaktadır. Kilisenin 1849 yılında yapılmış olduğu bilinmektedir.
Kesme taşlardan yapılmış olan kilise dışarıdan bakıldığında 5 nefli bir bazilika görünümündedir. 1 ve 5. nefler yarı açık biçimde olup narteksle birlikte yapıyı “U” biçiminde kuşatır konumdadır. 3. nef diğerlerinden daha geniştir ve yapının ana apsisini oluşturur. Apsisin bulunduğu kısım haricinde, dış cephede sütunların taşıdığı kemerli bir ön bölüm kullanılmıştır. Bu bölümlerde ikisi duvarların içine gömülmüş biçimde, diğerleri ise serbest taşıyıcı unsurlar olarak toplam 13 sütun yer almaktadır. Yapının çatısı ters biçimde duran “W” gibidir. Kilisede neflerin yuvarlak kısımlarında bulunan birer pencerenin yanı sıra yapının bütün cephelerinde 5’er pencere olmak üzere toplam 25 pencereden bahsedilebilir. Bunlara ilaveten apsisin olduğu kenar ile bunun simetrik olarak karşısında bulunan kenarda yuvarlak birer pencere ile kalan diğer iki simetrik kenar üzerinde de dikdörtgen iki pencere daha görülmektedir. Kilisenin dışında sol başta bulunan nef üzerinde bir çan kulesi bulunuyordu. Çan kulesinin boyu yapının çatı yüksekliği ile hemen hemen aynıydı. Bu kule günümüzde yok olmuştur. Dikkat edilirse nef üzerinde temel kalıntıları görülebilir.
Rumların 1924 mübadelesi sonrası bölgeyi terk etmelerini takiben kilise bir süre boş olarak durmuştur. Daha sonra cezaevi olarak kullanılmasına karar verilmiş ve içinde çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeler sırasında yapıda çatıyı taşıyan sütunların araları duvarlar ile örülerek küçük koğuşlar oluşturulmuştur. Oldukça yüksek tavanlı olan kilise, ikiye bölünerek iki katlı hale getirilmiştir. Kazanılan alanlara çeşitli odalar, banyo ve tuvaletler ilave edilmiştir. Yapı düzenlenen yeni haliyle 1950-1983 yılları arasında Nevşehir Cezaevi olarak kullanılmıştır. 1983 yılında yeni cezaevi yapılınca yapı boşaltılmış ve 1986 yılında Milli Emlak Müdürlüğü tarafından, kültürel amaçlı faaliyetlerde kullanılması şartıyla Nevşehir Belediyesi’ne tahsis edilmiştir. Bu tarihten sonra yapı ile ilgilenildiği söylenemez. 2003 yılında dönemin belediye başkanının kiliseyi kültür merkezine çevirmek üzere bir restorasyon projesi hazırlattığı, ancak yerel seçimler sonucu belediye başkanı değişince bu projenin yarım kaldığı bilinmektedir. Kilise bugün kaderine terk edilmiş durumdadır. Kilisenin üzerinde Nevşehir Belediyesi tarafından koyulmuş bir tabela göze çarpmaktadır. Tabelada, “Bu bina A-22 envanter nolu K.T.V.K. kurulunca tescilli korunacak bina olup yıkılması yasaktır” yazmaktadır. Rum Mahallesi’nde üzerlerinde benzer tabelaların yazılı olduğu çeşitli evlerin yıkıldığı gözönüne alınırsa bu tür tabelaların yeterli korumayı sağlamadığı bir gerçektir. Yapının acilen restorasyon programına alınması ve çok geç olmadan gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir.

Meryemana Kilisesi’nin ünlü konukları
Kilisenin, cezaevi olarak kullanıldığı yıllarda ve sonrasında önemli bazı konukları olmuştur. Bunlar arasında, Yılmaz Güney, Kemal Tahir, Türkan Şoray, Hakan Balamir, Mükremin Tokmak ve Fener Rum Patriği Bartholomeos sayılabilir. Kimisi cezasını çekmeye, kimisi film çekmeye, kimisi ise dikkat çekmeye gelmiş Meryemana Kilisesi’ne. Bu konukları kısaca tanıtmak yapının tarihi kimliğini hissetmemiz açısından anlamlı olacaktır.
Yılmaz Güney
Çok yönlü sanatçı kişiliği ile tanıdığımız Yılmaz Güney Tatlı Bela isimli filmin çekimi sırasında 1961 yılında gözaltına alınarak Üsküdar Paşakapısı Cezaevi ve ardından Nevşehir Cezaevi’ne nakledilmiştir. “Benim ilk okulumdur” diye nitelendirdiği Nevşehir Cezaevi’nde kendine yeni bir hayat akışı belirleyen sanatçı, roman yazmaya ilk kez burada başlamıştır. ‘Boynu Bükük Öldüler’ romanı, Nevşehir Cezaevi’nin siyasiler koğuşunda geceli gündüzlü on altı aylık bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkmıştır. 20 ay kadar Nevşehir Cezaevi’nde kalan sanatçı, 1962 Aralık ayında sürgün cezasını çekmek üzere Konya’ya gönderilmiştir.
Kemal Tahir
Edebiyatçılarımızdan Kemal Tahir ise, Nazım Hikmet’le birlikte yargılandığı Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nce 1938 yılında tutuklanarak “askeri isyana teşvik” suçlamasıyla 15 yıl hapse mahkum edilmiş ve sırasıyla, Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya ve Nevşehir cezaevlerinde hapis yatmıştır. Romancımızın 1948-1950 yılları arasında Nevşehir Cezaevi’nde bulunduğu bilinmektedir. Kemal Tahir çıkartılan genel af sonrasında 1950 yılında serbest kalmıştır.
Mahpus film ekibi
1983 yılına kadar cezaevi olarak kullanılan kilisede, cezaevi olarak kullanıldığı yıllarda bir de film çekimi yapılmıştır. Başrollerini Türkan Şoray ve Hakan Balamir’in oynadıkları 1973 yılı yapımı Mahpus filminde kullanılan cezaevi, bir zamanlar Meryemana Kilisesi adıyla bilinen Nevşehir Cezaevi’dir. Kocasını çok seven bir kadının, kocası uğruna cinayet işlemesi ve daha sonra cezaevinde kocası tarafından başka bir kadın için terk edilmesini konu alan film dramatik konusu ve kilisenin 1973 yıllarındaki durumunu görmek isteyenler için bulunmaz bir belge niteliğindedir.
Mükremin Tokmak
Günümüzde ÖDP Nevşehir il başkanlığını yapan Mükremin Tokmak 1980 askeri darbesinden sonra tutuklandığında Nevşehir Cezaevi’nde yatmış. Kendisi ile yaptığımız bir sohbette, cezaevine geldiğinde kilisenin içinde bulunan fresklerin üzerinin boyanarak kapatılmış durumda olduğunu ve sol görüşlü tutukluların bunları temizlemek üzere cezaevi yönetimine başvurduklarını, yönetimin bu talebi kabul etmesi üzerine restorasyon titizliğinde freskleri temizlediklerini anlatmıştı. Ancak daha sonra yapılan bir koğuş değişikliğinin ardından aynı koğuşa yerleştirilen sağ görüşlü tutukluların fresklerin üzerini tekrar boyadıklarını öğrendiğinde çok üzüldüklerini gülerek anlatmıştı. 
Bartholomeos
Meryemana Kilisesi’ni geçtiğimiz yıl Fener Rum Patriği Bartholomeos ziyaret etmiştir. Romanya Patrikhanesi’nin 2009 yılını Kayserili Aziz Basileos’a ithaf etmesi nedeniyle Fener Rum Patriği Bartholomeos, Romanya Patriği Daniel ve beraberindeki heyet 2009 yılında Kapadokya’yı ziyarete gelmiştir. Bu ziyaret çerçevesinde gezilen yerler arasında Nevşehir’deki Meryemana Kilisesi de yer almıştır. Patriğin harabe haldeki bu kiliseyi görmek istemesi kilisenin içler acısı haline dikkat çekmek olarak yorumlanabilir.

Rum Hamamı
Nevşehir merkezde Rum Mahallesi’nde Rumlar tarafından yaptırılmış güzel bir hamam yer alıyordu. Yüksekçe bir dış duvar tarafından çevrelenen hamamın geniş bir bahçesi vardı. Hamamın yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 1800’lü yılların başında yapıldığı tahmin edilmektedir. Rum Hamamı ya da “Gavur Hamamı” adıyla bilinen yapı bugün Meryemana Kilisesi’nin üst tarafında biraz yukarıda yer almaktadır. Suyunun Rum topluluğunun çabalarıyla 1812 yılında Göre tarafından açılan tüneller aracılığıyla takviye edildiğini bildiğimiz Rum Hamamı, günümüzde büyük oranda yıkılmış durumdadır. Kubbesinin bir bölümü son yıllarda çökmüştür. İçinde duvara boyanmış çeşitli süslemeleri ve ana giriş kapısının üst alınlığında yer alan çift başlı kartal kabartmasıyla bilinen bu yapıda süslemelerin çoğu yok olmuştur. Çift başlı kartal kabartması ise çalınmak istenmiş, ancak hırsızlar yakalanmış ve kabartma Nevşehir Müzesi’nde koruma altına alınmıştır.

Rum Mahallesi’nde su sistemi ve çeşmeler
Damat İbrahim Paşa’nın sadrazamlığı ve Nevşehir’in 1725 yılında il yapılmasını takiben Nevşehir merkezde 18 tane çeşme yaptırılmıştı. Bu çeşmelerin çoğunun suları Güvercinlik Dağı’ndan getirilmişti. Şehrin hızlı büyümesi karşısında yetersiz kalan su şebekesinin takviyesi amacıyla şehirde yaşayan Rumlar, özellikle kendi mahallelerinin su ihtiyacını karşılayabilmek için 1812 yılında bir girişimde bulundular ve Göre tarafından kaya içinde oluşturulan tüneller aracılığı ile şehre su getirmeyi başardılar. Getirilen su daha sonra yeraltına döşenen künkler yardımı ile mahalle çeşmelerine dağıtıldı. Göre’den getirilen su lezzetli bir içme suyu olduğundan halkın bu çeşmelerin suyuna ilgisinin fazla olduğu bilinmektedir. Göre suyu Nevşehir’e ulaştığında önce Rum Hamamı’na geliyor ve buradan da çeşmelere ulaşıyordu. 2004 yılında Göre’de yer altı şehri olması muhtemel bazı mekanlarda araştırma yapmıştık. Bu sırada kaya oyma bir deponun sahibi deposuna bitişik uzun tünelleri bize göstermişti. Bu tünellerin Nevşehir’e kadar devam ettiğini (yaklaşık 6-7 km) söylediğinde doğal olarak abarttığını düşünmüştüm. Oysa şimdi o gün kısmen içine girdiğimiz tünellerin 1812 yılında açılan suyolu olduğunu anlıyorum.
Suyun şehre getirilmesini sağlayan kişi Marenko adıyla bilinen bir fırıncıdır. Bu iş için İstanbul’a giderek Padişahtan ferman çıkarttığı söylenmektedir. Getirilen sudan, Rum Mahallesinde bulunan 16 çeşmenin yanı sıra Müslüman mahallelerindeki çeşmelere de belli bir ölçüde su verildiği bilinmektedir. Marenko, Nevşehirli Ortodoksların 1911 yılında kurmuş olduğu Papa Yeorgios Cemiyeti’nin başkanı Papa Yeorgios’un babasıdır. Papa Yeorgios, Müslümanlar tarafından da sevilen ve sayılan bir kişidir. Müslümanlar onu ‘küçük keşiş’ lakabı ile anmaktadır. Bu bakımdan 1812 yılında Nevşehir’e getirilen su, halk arasında ‘keşişin suyu’ olarak adlandırılmıştır. Bu dönemde Rum Mahallesi’nde Meryemana Kilisesi’ne giden yol üzerinde yapılan çeşmelerden biri Müslümanlarca “Keşiş Çeşmesi” adıyla anılıyordu. Bu çeşme günümüzde yok olmuştur. Rum Mahallesi’nde Keşiş Çeşmesi’nin yanı sıra bize bilgileri ulaşan Kilise Çeşmesi adıyla anılan iki çeşme daha bulunuyordu. Bunlar mahalledeki iki kilisenin bitişiğinde yer alıyordu. Meryemana Kilisesi dış duvarı üzerindeki çeşme günümüze ulaşmamıştır. Çanlı Kilise çeşmesi ise bugün yıkık durumdaki İbrahimpaşa İlkokulu’nun duvarında görülebilir.

Rum Mahallesi’nde okullar ve eğitim
Şemsettin Sami, Kamus-ül-Alam adlı kitabında 1870 yılında Nevşehir’de 8528 Rum, 469 Ermeni ve 29194 Müslüman yaşadığını yazmaktadır. Rumlar genel okulların yaygınlaştığı 1850’li yıllar öncesinde, çocukların eğitimi için belli bir örgütlenme yaratmışlardı. Bu örgütlenme aile içi eğitim ve özel öğretmenler tarafından yürütülen ‘ev okulları’ temeline dayanıyordu. Ev okullarının, sonradan açılan genel okulların yanında 1880 yıllarına kadar varlığını sürdürdüğü bilinmektedir.
Nevşehir’de Rum topluluğa ait cemaat okullarının açılabilmesi için örgütlü çabalar 1820 yılında başlatılmıştır. İstanbul’da yaşayan Nevşehirlilerin bu amaçla aynı yıl bir eforiya (mütevelli heyeti) oluşturdukları bilinmektedir. Bu örgütlenme 1856 yılında Nevşehir’deki Rum okullarının idaresini üstlenen Filippos Aristovulos’un olağanüstü çabalarıyla hız kazanmış ve ilk sonuçlarını vermeye başlamıştır. Bu dönemde Rum Mahallesinde, 3 anaokulu (Nepiagogeia), 6 sınıflı (yıllık) bir kız okulu (Partenagogeion) ve 7 sınıflı (yıllık) bir erkek okulu (Astiki Sholi) açılmıştır. Bu okullarda uygulanan ders programları Yunanistan’daki okullardan pek farklı değildir. Nevşehir’deki ilk kız okulu 1869 yılında, erkek okulu 1870 yılında derslere başlamıştır. 1872 yılında öğretime başlayan ana okulunun ise açıldığında 4-7 yaş arası 65 kız ve erkek öğrencisi olduğu bilinmektedir. 1800’lü yılların sonunda anaokullarında 300, kız okulunda 257, erkek okulunda ise 357 öğrenci olmak üzere toplam 914 öğrencinin okuduğu saptanmıştır. 1904 yılında bu sayı 1200 olarak belirlenmiştir. Rum okullarının idaresini üstlenen Aristovulos görevi süresince (1856-1893) Rum Mahallesi’ndeki kütüphaneyi de geliştirmiştir. Öldüğünde bu kütüphanede 1300 kitap bırakmıştır.
Kısa sürede yaşanan hızlı gelişmede, İstanbul’da yaşayan Nevşehirlilerin oluşturdukları eforiyanın (mütevelli heyeti), imar faaliyetlerine hız verebilmek amacıyla 1875 yılında ‘mektep parası’ denilen bir tür zorunlu bağış politikası uygulamasının payı büyüktür. Bu politika ile İstanbul’da yaşayan Nevşehirli peynir tüccarları sattıkları her teneke peynir başına belli bir bağış ödemek zorunda bırakılmışlardır. Toplanan paralar okulların yapımına aktarılmıştır. Hatta 1902 yılında inşa edilen ‘Nevşehir Hanı’ da bu paralarla yaptırılmıştır.
İttihat ve Terakki partisi döneminde Rum okullarının üzerinde belli bir baskı uygulanmaya çalışıldığı gözlenmektedir. 1913 ve 1915’te yayınlanan eğitimle ilgili talimnamelerle, Rum okullarında Türkçe dersinin Türk öğretmenler tarafından okutulacağı karar altına alınmıştır. 1914 yılında I. Dünya Savaşı’nın başlaması okullardaki eğitimi ve Rumların imar faaliyetlerini sekteye uğrattığı bilinmektedir. Nevşehir’de 1913 yılında temeli atılan spor kompleksinin yapımının bu nedenle yarım kaldığı düşünülmektedir. Spor kompleksi inşaatının İstanbul Beyoğlu’nda Ermiş Pastanesi sahibi Kiriakidis’in bağışlarıyla başlatıldığını biliyoruz. 1919 yılında başlayan Türk Kurtuluş Savaşı, Anadolu’daki Rum topluluğun sıkıntılı günlerinin başlangıcıdır. Bu süreç, savaş sonrası 1924 yılında imzalanan Lozan Antlaşması ve alınan mübadele kararı sonrasında Rumların her şeylerini bırakarak Anadolu’yu terk etmelerine kadar devam etmiştir.

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Mayıs 2010 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz. www.cappadociaexplorer.com

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 21800 Eklenme Tarihi Tarih: 2010-08-22


Nevşehir Rum Mahallesi
Foto: Nevşehir Dergisi Sayı 11
Nevşehir Rum Mahallesi Foto: Nevşehir Dergisi Sayı 11
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi
Çanlı Kilise
Çanlı Kilise
Çanlı Kilise
Çanlı Kilise
Rum Hamamı
Rum Hamamı
Rum Hamamı
Rum Hamamı
Foto: Mükremin Tokmak Arşivi
Foto: Mükremin Tokmak Arşivi
Foto: Mükremin Tokmak Arşivi
Foto: Mükremin Tokmak Arşivi
Yılmaz Güney
Yılmaz Güney




Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 65314634 ziyaretçi
Bugün : 6902 ziyaretçi
Dün : 47513 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 2.32 sn

toplu mail


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com