English
Men
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Sosyal Medya Adreslerimiz
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

DÜĞÜMLERİN DİLİ

DÜĞÜMLERİN DİLİ

TÜRKLERDE HALI

Yazan: Yavuz İşçen
Temmuz 2007

Sabırlı ve titiz bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkarılan halılarımızın her düğümünde yoğun bir emek ve göz nuru saklıdır aslında. Yapımında kullanılan kök boyaların yıllara meydan okuması gibi onlar da hayata direnirler ve tutunmaya çalışırlar.

Halı dokuyuculuğu eski Türklerde Orta Asya'da göçebe olarak yaşanılan dönemde geliştirilmiş bir sanat olarak karşımıza çıkmaktadır. Halıcılığın gelişmesi, Türklerin yaşama biçimleri ve kültürleri ile yakından ilgilidir. Göçebe kültüründe şimdiki evin yerinde çadır bulunmaktadır. Türklerde halı, çadırın sadece zeminine bir yaygı olarak değil, aynı zamanda duvarına süs ve koruma amaçlı olarak da serilirdi. Bir çadır sahibinin zenginliği çadırında sergilediği halılar ile ölçülürdü; çünkü çadırın tek mobilyası ve aksesuarı halıydı. Günümüzde bile Anadolu'da göçebe geleneğini sürdüren topluluklar arasında halı hala bir zenginlik ölçütü olarak değerlendirilmektedir.
Eski Türklerde halı, aynı zamanda bir tören malzemesiydi. Eğlencelerde çadırın içi ve dışı halılarla donatılırdı. Eğer hükümdar çadırın dışında ise oturacağı yerin altına mutlaka halı serilir ve taht bu halının üzerine koyulurdu. Bu gelenek Osmanlı Devleti döneminde de sürmüştür. Bu geleneğe tanıklık eden çok sayıda Osmanlı minyatürü müzelerimizde bulunmaktadır. Günümüzde de resmi törenlerde ya da önemli konukların ülkemizi ziyaretleri sırasında yerlere kırmızı halılar serilmesi sanırız bu geleneğin bir devamıdır.

Duygulardan sembollere, sembollerden motiflere
Türk halılarının karakteristik özelliklerinden biri 'Türk düğümü' (Gördes düğümü) adı ile bilinen çift düğüm tekniği ile yapılmalarıdır. Anadolu'da her bölgenin kendine özgü geliştirdiği ve kullandığı desenler olmakla birlikte, bunların hepsi Türk kültürünün birer parçaları olarak karşımıza çıkmaktadır. Halıyı Anadolu'da genellikle genç kızlar ve kadınlar dokur. Durum böyle olunca halıya duyguların ve düşüncelerin karışmaması mümkün değildir. Bu duygular çoğu zaman gizli sevdalar, aşk, ayrılık ve özlemdir. Toplumsal engeller sonucu duygular sembollere dönüşür ve semboller motifler olarak halıya yansır. Türklerde halı bunun için sosyal hayatın bir aynası gibidir ve başlı başına bir kültürdür. Bizde halı sadece yer yaygısı olarak üretilmez. Sedir, yastık, beşik, heybe, eyer, torba ve duvar halısı, seccade ve çadır içinde perde olarak kullanılmak üzere değişik halı tipleri bulunur. Geleneksel tarz halı yapımında kullanılan malzeme genellikle yündür. Daha az olmakla birlikte halı yapımında keçi kılı ve devetüyü kullanıldığı da olmaktadır. Tabii ki ipek halıları da unutmamak gerekir.

Dünyanın en eski halısı bir Türk halısı
Halıcılığın bir sanat dalı olarak yüzyıllardan beri Türklerle birlikte anılması boşuna değildir. Düğümlü dokuma türü olarak bilinen halının ilk ortaya çıkışı Orta Asya'da Türklerle birlikte olmuştur. Türklerin göçlerine bağlı olarak halıcılık dünya üzerinde yayılmıştır. Yapılan arkeolojik araştırmalar bu görüşü destekler niteliktedir. Rus arkeolog Rudenko tarafından 1947 ve 1949 yılları arasında Altay Dağları eteklerinde, Pazırık'da bir mezar odasında yapılan kazılar sırasında ortaya çıkan halı, bugüne kadar dünyada bulunmuş en eski halı örneğidir. Arkeologlar bu halının M.Ö. 2-3 ya da 3-5. yy'da dokunmuş olabileceğini belirtmektedirler. Mezar odası içine dolan suyun buz tutması ve halının bu buzun içinde kalması günümüze kadar korunarak gelmesini sağlamıştır. Bugün Leningrad Ermitaj Müzesinde sergilenen bu halıyla birlikte ortaya çıkarılan diğer mezar odası buluntuları ve Göktürk yazısı ile yazılmış Türkçe kelimeler, halının Hun Türkleri ile bağlantı olduğunu ortaya koymuştur. Pazırık halısı Türk düğümü olarak bilinen Gördes düğümüyle dokunmuştur ve devrine göre oldukça ileri bir tekniğe sahiptir. Bu da halıcılığın Türklerde çok daha eskilere dayanan bir geçmişi olduğunu düşündürmektedir.

Anadolu'da Halıcılığın yayılması
Binli yıllardan itibaren Selçukluların Anadolu'ya taşıdıkları halı sanatı, doğal olarak Orta Asya geleneğinin devamı niteliğindedir. Anadolu Selçukluları'ndan günümüze ulaşan 22 adet halı İstanbul'da Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde sergilenmektedir. Osmanlı devletinin kuruluşunu takiben dokunmaya başlanan Osmanlı halıları, kendi içinde erken, klasik ve geç dönem Osmanlı halıları olarak sınıflandırılmaktadır. Osmanlı halılarında başlangıçta Selçuklu geleneği tümüyle devam etmiştir. Erken dönem Osmanlı halılarında genel karakteristik, halı zemininin karelere ayrılması ve her kare içine sekizgen motiflerin yerleştirilmesidir. Kenar bordürlerde ise kufi yazı ile yazılmış yazılar ve çiçek desenleri yer almaktadır. 6.yy'ın ikinci yarısından itibaren Osmanlı halıları klasik biçimine ulaşır. Halı sanatımızdaki Orta Asya geleneği yerini, o yıllarda Osmanlı toprakları içinde bulunan Mısır ve İran etkilerine bırakır. 17. ve 18. yy Osmanlı devletinin gerilemeye başladığı dönemlerdir. Gerilemenin etkileri halı sanatımıza da yansımıştır. Bu dönemin dikkat çekici özelliği saray için yapılan üretimlerin dışında halıcılığımızın Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde de yaygınlaşmasıdır.

Halılarımızda İngiliz etkisi
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerini yaşadığı 19. yy'ın ikinci yarısında, İngiliz şirketleri Anadolu'da birçok halı atölyesi kurmuşlardır. Daha sonra bu şirketlerin hepsi aralarında tek bir şirket halinde birleşmişlerdir. 'The Oriental Carpet Manufactures Ltd' adlı bu şirket kısa bir süre içinde ülkemizin tüm halı üretimi ve ticaretini ele geçirmiştir. Bu şirketin ülkemizdeki egemenliği, 1929 dünya ekonomik bunalımı sırasında şirketin iflas etmesiyle son bulmuştur. Bu şirketin kapanmasından sonra da ne yazık ki ülkemizde İngiliz tarzına benzer halılar üretilmeye devam edilmiştir. Bu tip halıların yaygınlaşması, Türk halılarında geleneksel çizgilerin kaybolmasına neden olmuştur. Çünkü yabancı firmalar, Avrupa zevkine uygun olarak tamamen kendi çizdikleri desenlerde halı üretimi yaptırmışlardır. Günümüzde geleneksel Türk halıcılığı kendi özgün tarzını yeniden yakalamaya çalışmanın yanı sıra, süratle yaygınlaşan makine halıları ve Türk pazarına giren ucuz Çin halıları karşısında varlığını korumaya çalışmaktadır.

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Temmuz 2007 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz.
www.cappadociaexplorer.com

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 2931 Eklenme Tarihi Tarih: 2009-06-18









Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 65314353 ziyaretçi
Bugün : 6621 ziyaretçi
Dün : 47513 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 0.42 sn

toplu mail


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com