Yazan: Yavuz İşçen
Nisan 2007
Hiç bütün gücünüzle birbirinize bağırdığınız halde yanınızdaki ile anlaşamadığınız oldu mu? Ya da küçük gökkuşaklarının altında yürürken baştan aşağıya sırılsıklam ıslandığınız? Tüm bu duyguları kayalardan adeta patlarcasına fışkıran Kapuzbaşı Şelaleleri’nin yanına sokulursanız fazlasıyla hissedebilirsiniz. Yanına sokulursanız diyorum ama 40 metreden dökülen bu devasa şelalelere yaklaşabilmek mümkün mü? 50 metre yaklaşsanız bile ıslanmaya başlıyorsunuz. Bunaltıcı yaz sıcağında bu serin duş aslında fena olmuyor ama fotoğraf makinenizi, cep telefonunuzu korumayı sakın ihmal etmeyin.
Ülkemizdeki takım şelalelerin kuşkusuz en görkemlisi olan Kapuzbaşı Şelaleleri, son yıllara kadar gizemli bir şekilde varlığını sürdürdü. Bunun temel nedeni bu şelalelere ulaşımın gerçekten zor olması. Oysa Kapuzbaşı Şelaleleri’ni görebilmek için Kapadokya bölgesi en uygun ulaşım seçeneklerinden birini oluşturmaktadır. Kapuzbaşı Şelaleleri’nin önüne adeta bir sur gibi çekilmiş olan Aladağlar, batı yönünden şelalelere ulaşımı imkansız hale getirmektedir. Şelalelere doğu yönünden ulaşım sağlayan yollar ise çok bozuk ve belli merkezlere uzaktır. Belki de bu nedenle Kapuzbaşı şelaleleri son yıllara kadar sadece Aladağlar geçişi yapan dağcıların ziyaret ettikleri bir vaha olarak kalmıştır.
Kapuzbaşı Şelaleleri’ne ulaşım
Niğde Aladağlar’ın doğusunda yer alan Kapuzbaşı Şelaleleri’ne Kapadokya bölgesinden ulaşabilmek için Ürgüp’ten hareket edildiğinde yaklaşık 160 km’lik bir yolculuk yapmak gerekmektedir. Ürgüp çıkışından Yeşilhisar yolu takip edilmeli ve Yeşilhisar’dan sonra da Yahyalı yoluna devam edilmelidir. Ürgüp-Yeşilhisar arası 57 km, Yeşilhisar-Yahyalı arası ise 42 km’dir. Yahyalı’dan yapım çalışmaları bitirilmek üzere olan yeni yolu takiben 60 km ilerlendiğinde Kapuzbaşı Köyü’ne ulaşılmaktadır. Bu yol yer yer Zamantı Irmağı kenarından devam etmektedir ve oldukça güzel manzaralara sahiptir. Şelalelerin Kapuzbaşı Köyü’ne olan uzaklığı 1 km’dir.
Dağcılar ve trekking yapanların ödülü
Dağcılar ve trekking yapanlar tarafından daha çok, Aladağlar geçişinin son durağı olarak bilinen Kapuzbaşı Şelaleleri, bu özelliğini günümüzde de devam ettirmektedir. Aladağlar geçişi, ülkemizdeki zorlu trekking parkurlarından biridir. Ancak, zorlu olduğu kadar etkileyici ve büyüleyicidir. Yükseklikleri 4000 m’ye yaklaşan zirvelerin eteklerinden sürdürülen bu yürüyüş sırasında su kaynakları sadece belli noktalarda bulunur. Bu kaynakların çoğu ise yazın kurumaktadır. Bu bakımdan bir hafta kadar süren yorucu ve susuz bir dağ geçişinin ardından ulaşılan Kapuzbaşı Şelaleleri dağcılara sunulmuş bir ödül gibidir.
Milli parka hoşgeldiniz
Kapuzbaşı Şelaleleri bugün oldukça turistik bir mekan haline gelmiş durumdadır. Böyle olmasında şelalelere doğu tarafından yeni açılan yolun etkisi büyüktür. Şelalelere günübirlik turlarla gelenlerin yanı sıra, yakın merkezlerdeki yöre insanlarından da bir hayli ziyaretçi akın etmektedir. Eski adı Barazama Şelaleleri olan Kapuzbaşı Şelaleleri 700 m rakımda yer almaktadır. Şelalelerin yer aldığı alan 1995 yılında milli park olarak ilan edilmiştir. Park sınırları içinde çadırlı kamp yapılabilse de gece dağcılardan ve trekking yapanlardan başka konaklayan kişi olmamaktadır. Milli parkın girişinde ufak bir ücret ödenmekte, çadırla konaklayanlardan da ayrıca geceleme ücreti alınmaktadır. Kamp yerinde tuvalet ve araç park yeri bulabilmek mümkündür. Yöre köylülerinin keçi kesip, gelenlere kilo hesabı sattıkları milli park içinde mangal yapmak, ateş yakmak serbest, ancak içki içmek yasaktır (tabelada öyle yazıyor).
Yedi farklı şelaleden oluşan bir cennet
Genellikle şelale denildiğinde akarsu ve onun akışı sırasında belli bir yükseklikten düşüşü akla gelir. Kapuzbaşı Şelaleleri’nin en belirgin özelliği, şelalelerin bir akarsuyun set yaptığı bölümden düşerek oluşmamış olmasıdır. Kapuzbaşı Şelaleleri, dağın yamacı üzerinden adeta patlarcasına fışkıran yedi farklı kaynaktan oluşmaktadır. Aladağlar çanağı olarak adlandırılan 3000 m yükseklikteki plato, Aladağlar’a kışın yağan karların eriyen sularını toplar. Ancak bu sular, karstik bir yapıya sahip olan geçirimli yüzeyde yazın küçük göller oluştursa da çoğu yeraltı kaynaklarını besler. Bu yeraltı kaynaklarının bir kısmı yer üstüne çıktığı bölümde gerçekten çok görkemli yedi tane şelale oluşturur.
Bütün şelaleleri görmeden sakın dönmeyin...
Kapuzbaşı Şelaleleri kabaca iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde vadinin yamacı üzerine dizilmiş, kayalardan fışkırarak akan dört şelale yer almaktadır. Şelaleler, yaklaşık 30-40 m yükseklikten aşağıda akan Aksu Deresi üzerine dökülmektedir. Şelalelerin içinde yer aldığı kısım dar ve dik bir vadi olduğu için saat 10:00 ve 14:00 arasında güneş almaktadır. Özellikle fotoğraf çekeceklerin bu saatleri kaçırmamaları yerinde olur. Vadinin sonuna kadar yüründüğünde Büyükçakır Köyü’nün yaylası durumunda olan küçük bir yerleşim birimine gelinmektedir. Burada yukarıdan gelen başka bir dere, Aksu Deresi ile birleşmektedir. İki dere birleştikten sonra akışına biraz daha devam edip ilerdeki Zamantı ırmağına karışmaktadır (Zamantı ırmağı ülkemizin önemli rafting parkurlarından biridir. Her yıl 5 Haziran’da burada yarışma ve şenlik düzenlenmektedir). Yaylanın içinden geçen yolu takiben, yukarıdan gelen dere izlendiğinde, bu derenin büyük oranda kayaların içinden fışkıran üç şelale tarafından oluşturulduğu gözlenmektedir. Yayla içinden 15 dakika kadar yüründüğünde bu üç şelaleyi görebilmek mümkündür. Gördüğünüz toplam yedi şelalenin hepsine birden Kapuzbaşı Şelaleleri adı verilmektedir.
Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Nisan 2007 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz.
www.cappadociaexplorer.com