Yazan: Danielle North
Ağustos 2010
Kapadokya’nın en gözde trekking parkurlarından biri olan Güllüdere II Vadisi’nde yer alan ve birbirine bir geçitle bağlı iki küçük şapelin kayaya oyulmasından meydana gelen Ayvalı Kilise’ye ulaşmanın en kolay yolu Avanos’a bağlı Çavuşin Köyü’nden ayrılan toprak yola girmektir. Bu yol, yaklaşık 1 km sonra sizi Güllüdere II Vadisi’nin girişine getirecektir. Vadiye girdikten sonra yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüşle Ayvalı Kilise’ye ulaşılmaktadır. Girişinde demir bir kapı bulunan kiliseyi gezmek ücretlidir. Kilise görevlisi Ahmet Doğan, aynı zamanda soğuk içecekler bulabileceğiniz bir vadi büfesi de işletmektedir.
İki nefli kaya kilise
Ayvalı Kilise’yi oluşturan şapellerden kuzeyde yer alanı bir mezar şapelidir. Güneydeki şapelin ise daha çok kutlamalarda kullanıldığı düşünülmektedir. Başlangıçta her iki şapelin de girişinin bağımsız olduğu, zamanla mezar şapelinin girişinin kapandığı ve buraya ancak güneydeki şapelden girilebildiği düşünülmektedir. Çok sonraları güvercinlik olarak kullanılan kiliseye güvercinlerin girmesi için küçük delikler açılmış ve bu işlem sırasında resimlerin bir kısmı tahrip olmuştur.
Kilisenin freskleri
Her iki girişin de kemerlerini çepeçevre kuşatan freskler, korunmasız olmalarına karşın günümüze kadar ulaşmayı başarmışlardır. Güneydeki şapelin girişindeki kemerin üzerinde Bizans İmparatoru Konstantin annesi Helena ile birlikte başlarının üstünde bir madalyon ve içinde kutsal haçla (İsa’nın çarmıha gerildiği haç) resmedilmişlerdir. Konstantin ile Helena bu haçı bulmak için Anadolu’dan geçerek Kudüs’e gitmişler, haçı orada bulduklarını söyleyerek İstanbul’a getirmişlerdir. Ancak bu haç, Haçlı Seferleri sırasında kaybolmuştur. Kilisenin içinde, güvercinlerin girmesi için açılan deliklerden ve kapıdan gelen ışık dışında herhangi bir aydınlatma yoktur.
Birinci şapelin freskleri ince bir is tabakasıyla örtülü olmasına rağmen seçilebilmektedir. Her iki şapelin de freskleri tahrip edilmiştir.
Şapellerdeki freskler iki katmandan oluşmaktadır. Birinci katmana ait boyamalar, üst katmandaki fresklerin yıprandığı noktalarda görülebilmektedir. Bunun bir örneğine, güneydeki şapele girişin solunda rastlanmaktadır. Burada, kocaman gözlerini sonuna dek açmış sivri sakallı bir adam tasvir edilmiştir. İlk katmandaki resimlemenin basitliği, acemi bir ressam tarafından yapıldığını göstermektedir. İlk resimlemenin hangi yüzyılda yapıldığını tahmin etmek zordur; ancak benzer kiliselere bakarak 9. yy.’ın ikinci yarısında yapıldığı öne sürülebilir. İkinci katmanın yapılışının 913-920 yılları arasına rastladığı, kilisede hala görülebilen tarihler sayesinde kolaylıkla söylenebilir. Ayrıca, Ayvalı Kilise’nin ikinci katındaki fresklerin bazılarında daha ustalıklı bir teknik kullanılmış olması, üst katmanın iki farklı ressam tarafından yapıldığının kanıtıdır.
Üst katmandaki fresklerde iki tema işlenmiştir. Güneydeki şapelde İsa’nın hayatındaki önemli sahnelerle birlikte İncil’den sahneler resmedilmiştir. Nefin duvarlarında bir bant içinde yer alan bu sahnelere örnek olarak, İsa’nın tapınağa sunulması ile Yusuf’un rüyası sahneleri verilebilir. Kuzeydeki şapel bir mezar şapeli olduğundan sahneler ağırlıklı olarak ölümle ilişkilidir. Buradaki renkler diğer şapele göre daha canlıdır. En ilginç sahnelerden biri Meryem’i ölüm döşeğinde gösteren sahnedir. Bu sahnede Meryem, etrafında havarilerin ve İsa’nın dizildiği bir yatakta yatarken resmedilmiştir. Meryem’in ağzından çıkıyormuş gibi resmedilen kundaklanmış bebek, ruhunun bedenini terk ettiğini simgelemektedir. İsa’nın bu bebeği nazikçe elinde tutuyor oluşu Meryem’in ruhunu aldığına işaret eder. Kemerde ise havariler bir kez daha resmedilmiştir.
Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Ağustos 2010 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz. www.cappadociaexplorer.com