English
Menü
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Facebook-Twitter Sayfalarımız
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

MUSTAFA KAYA İLE RÖPORTAJ

MUSTAFA KAYA İLE RÖPORTAJ

ARAŞTIRMACI YAZAR MUSTAFA KAYA:
“İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ DERYANIN KIYMETİNİ BİLMEK GEREK”

Röportaj: Ayça Olcaytu İşçen
Mayıs 2008

Hani bazı insanlar vardır, doğdukları, yaşadıkları yere duydukları aşkla anılırlar. Ürettikleriyle, memleketlerine kazandırdıkları eserlerle biraradadır adları daima. İdeallerinin peşinde koşarken karşılaştıkları zor koşullardan yılmayarak devam ederler yollarına. Kimi zaman değerlerinin farkına varılması uzun yılları alsa da, etraflarında saygı ve sevgiyle pervane olanlar hep vardır. Ürgüplü Mustafa Kaya da bu insanlardan biri. 23 yılı bulan araştırma hevesiyle Kapadokya ile ilgili pek çok makale hazırlamış, kitap yazmış, konferanslar vermiş, hatta sergiler açmış. Kendi deyimiyle, “içinde yaşadığı deryanın” paha biçilemez kıymetini, korunması gerektiğini çağdaşlarına ve gelecek kuşaklara anlatabilmek için ter döküyor. Zamana karşı yarışarak yaşayan Mustafa Kaya, kitaplarla, belgelerle dolu evinde bizi ağırlayarak sorularımızı yanıtladı.  

Peribacası Dergisi: Tarih, arkeoloji ve folklora ilginiz ne zaman başladı?
Mustafa Kaya: Turistlerden olduğunu zannediyordum, fakat daha sonra ilkokul, ortaokuldaki öğretmenlerimizden olduğunu keşfettim. Çünkü, kitaplarımın arasında küçük bir kitapçık buldum; 10 yaşımdayken Ürgüp’deki tarihi eserleri elimle çizmişim. Öz olarak öğretmenlerimin teşvikinin çok rolü olduğunu anladım. Eski öğretmenlerde bir birikim vardı; örneğin, ilkokuldayken tüm sınıf yürüyerek Göreme’ye giderdik. Yürürken, öğretmenimiz bir yandan anlatır, bilgi verirdi. Atatürk devrimleriyle aydın yetişen bu öğretmenler, kültürün korunması ve sonraki kuşaklara aktarılmasına ciddi emekler verdiler. 1985’de otel işletmeye başladığımda da gelen yabancılarla sohbet ettikçe çok eksiğimiz olduğunu öğrendim.

Peribacası D. : Ne konuda?
Mustafa K.: Mesela üstünde yaşadığımız Kapadokya’nın değerini bir bakıma turistlerden anladık. Kültürel eserlerin korunması ve evlerin orijinal haliyle muhafaza edilmesi gerektiğini onlardan öğrendik. Çok değer verip hayran oluyorlardı. Bu insanlar niçin geliyor, değer veriyor dedikçe biz de içinde bulunduğumuz deryanın farkına vardık. Örneğin, NASA’dan gelen kişileri ağırlamıştık. Onlar, bırakın dünyada, diğer gezegenlerden gelen fotoğraflarda dahi böyle bir coğrafi yapıya rastlanmadığını söyleyince biz hemen “tanıtımdan önce koruma olmalıdır” diye seminerler vermeye başladık; ancak pek bir faydası olmadı. Çünkü yöneticiler ve halk bir an önce ekonomiye katkı bekliyorlardı. Dolayısıyla koruma çabalarımız yetersiz kaldı. Ben de bu sorun nedeniyle başladım kültür ve tarihini araştırmaya. Geçmişi iyi anlatırsak, geleceğe doğru bunları teminat altına alabiliriz diye düşündüm.

Peribacası D.: Peki günümüzde koruma çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Mustafa K.: Yeterli değil. Ekonomik kazanç bu kültürün korunmasının daima önünde gitmeye devam ediyor; yıkım ve tahribat süreci hızlanıyor. Turizm yüksek seviyelere çıktığında bozulma da artmaya başlıyor. Bu bölgede en çok üzen sorun bu. Hatta Nevşehir Ticaret ve Sanayi Odası, Nevşehir’e 3 yıl önce bir pankart astı “kalkınmamıza engel olan SİT alanlarına karşıyız” diye. Biz onlara bir faks çekerek bu konuyu televizyonda tartışalım diye önerdik. Oda başkanı hemen telefon etti ve “bu kadar önemli olduğunu bilmiyorduk, özür dileriz” dedi. Henüz bilinçli değiliz. Pek çok kişi SİT’in anlamını bilmiyor. Ama SİT alanını koruyan kurumlarca da hatalar yapılıyor tabii. Vatandaşa gereksiz yere zorluk çıkarılıyor, yapılan bazı yanlışlar halkın öfkesini ve tepkisini çekiyor.

Peribacası D.:  Sizce ne yapılabilir? Ne öneriyorsunuz?
Mustafa K.: Öncelikle tüm bu yerleşimlerin koruma amaçlı imar planları yapılmalı. Sadece Mustafapaşa ile Göreme’nin var. İkinci olarak, STK’ların ve kamu kurumlarının ilköğretim ve lise öğrencilerine sık sık konferanslar, geziler düzenlemesi lazım. Bölge nedir, içinde bulunduğunuz bu eserler nelerdir, bunların kıymeti nereden kaynaklanıyor, anlatılması şart. Öğrenciler bilmiyor. Kendi okulumda bu yakın çevrenin tanınması için geziler düzenliyorum. İbrahimpaşa, Nar, Nevşehir Müzesi’ne götürüyorum. Öğrencilerle her yıl sınıfta sözlü anketler yaparım. %80’i hiçbir yeraltı şehrini, %40’ı Göreme’yi görmemiş. Bölgenin insanı bile içinde yaşadığı deryayı bilmiyor.

Peribacası D.: Araştırmaya ve yazmaya ne zaman başladınız?
Mustafa K.:
1985 yılında otelcilikle birlikte başladım. Daha çok arşiv, sözel tarih ve mikro tarihle ilgilenip bunların kaybolmadan biran önce derlenmesi ana amacımdı. Bunları derledikçe bazı arkadaşlar yazılması gerekir dediler, onu da doğru bularak yazmaya başladım.

Peribacası D.: Özellikle Nevşehir Dergisi’ndeki yazılarınızda benzer çalışmalar yapmış kişileri de tanıttınız. İçlerinde etkilendiğiniz biri var mı?
Mustafa K.: Kayserili Kazım Yedekçioğlu’nun Kayseri’nin merkezinden derlediği 1700 sayfalık atasözleri, deyimler ve kelimeler kitabı var, çok değerli bir insan. Halkevleri eski başkanlarından, şimdi İstanbul’da yaşıyor. Onu geniş bir makale yazarak tanıttım ve arkasından Kültür Bakanlığı Yedekçioğlu’na yılın folklor ödülünü verdi. Ayrıca, Hasan Şahin’i tanıttım, o da çok değerli bir arşivci, çok da fedakar. Elindeki Kırşehir, Nevşehir türkülerini bir yere de vermek istiyor, yer bulamıyoruz, onlar da ayrı bir sorun.

Peribacası D.: Araştırmalarınızda elbette karşılaştığınız sorunlar da var. Hiç yıldığınız, pes ettiğiniz olmadı mı? 
Mustafa K.: Yunanistan’da bir araştırmacı arkadaşımız var; Dimitri Katsikas. Annesi Ürgüplü, dedesi Yeşilhisarlı. Onunla 10 yıldır her yaz, 10 veya 15 gün Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri’nin tarihi eserlerinin olduğu kasabalara, köylere gideriz. Buradan giden Rumlar ellerindeki kaynakları Asya Minör Araştırma Vakfı’na hediye etmişler. Haddinden fazla kaynak var. O bize oradan istediğimiz kaynakları getirdi, ama çeviri büyük bir sorun. Zaman yetmiyor. Kimi projeler için ekip lazım, yardımcı çalışan ve yer sıkıntısı çekiyorum. ‘Nevşehir Folkloru-1’ kitabı için çalışırken ilginç bir sorun yaşadım. Bazı atasözlerinin içinde hayvan kelimesinin geçmesini müstehcen bulduklarından 24 sayfasını çıkarmak zorunda kaldık. Güzel bir kitap oldu yine de. 4 bin adet basılıp ildeki tüm öğretmenlere birer adet verildi. Arkasına eklenen boş sayfalarla, onların da derlemesi teşvik edildi. Onlardan gelen atasözlerini de kullanarak Nevşehir Folkloru-2’yi basacağız. Tüm bu zorluklar beni yıldırmıyor, tam tersine daha da isteklendiriyor.

Peribacası D.: Nevşehir Dergisi nasıl çıkmaya başladı?
Mustafa K.:
Nevşehir Belediyesi bünyesinde tüm köylerdeki envanterin derlenmesi çalışmasına başlamıştık. Fakat siyasi muhalifler engel olunca, iş yarım kaldı. Onun üzerine, bu derlediklerimizi yazılı bir kaynağa dönüştürmeye karar verip dergi çıkarmaya başladık. Nevşehir Üniversitesi de çalışmalara katılmayı kabul etmişti ama kısa sürede vazgeçince pek çok işini yapmak bana kaldı diyebilirim. Postaya verilmesi bile bana ait. Belediyenin masrafı karşılaması büyük bir kazanç. Yayıncılık geçmişi olan Belediye Başkanı Hasan Bey bu işe sıcak bakıyor. Birinci sayıyı beşyüz mü, bin adet mi basalım diye düşünürken 4 bin basıldı, arkasından da 4 bin ek baskı yapıldı. Benim için zor oluyor ama dergi çok beğeniliyor. Özellikle İstanbul ve Ankara’da yaşayan Nevşehirlilerin aşırı ilgisi var.

Peribacası D.: Aralık 2008’de öğretmenlikten emekli olacaksınız. Zamanınız çoğalacak, peki sakıncası yoksa projelerinizden de bahseder misiniz?
Mustafa K.: Nevşehir Dergisi’ne devam edeceğim. Ürgüp folkloru üzerine derleme yapıp kitap haline getireceğim. Bir de hazır olan bir kitap var; Ürgüp şairleri antolojisi çıkaracağız ki içindeki şiirlerin çoğu yayınlanmamış şiirler olacak. Ürgüplü Mahfi, Fethi Baba, Ortahisarlı Hüsnü, Celbi gibi. Ayrıca, Ürgüp antolojisi hazırlayacağım. Kurtuluş Savaşı sonrasında Ortahisar’da öğretmenlik yapmış Ürgüplü bir öğretmenin günlüğünü yayınlayacağız. Ayrıca, vakitsizlikten görüşemediğim kaynak kişileri ziyaret edeceğim. Sela verilirken kulak kesilirim, acaba benimkilerden biri gitti mi diye! Geçenlerde Sinasos’da biri vefat etti çok üzüldüm. İncesu’da çeviri yapan bir adam vardı. 15 gün ona gidip geldim. 87 yaşındaydı, okurken yoruluyordu. İşin bitmesini bekledikten 10-12 gün sonra vefat etti. İdeal bekletiyor.

Peribacası D.: Bugüne kadar yaptığınız çalışmalar ve bu güzel sohbet için çok teşekkür ederiz. Dileriz idealleriniz hiçbir zaman tükenmesin.

Mustafa Kaya kimdir?
1947’de Ürgüp’de Dereler Mahallesi’nde doğdu. Ürgüp Ortaokulu, Nevşehir Öğretmen Lisesi, Konya Eğitim Enstitüsü ve Eskişehir Açık Öğretim Üniversitesi mezunu. Silifke, Ağrı, Kırşehir, Kayseri’de görev yaptı. 1992’den bu yana, Ürgüp Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı dersi veriyor, müdür yardımcılığı yapıyor. Yayınlanmış ilk araştırması folklor üzerinedir. Arkasından İş Bankası Dergisi’nde Ürgüp evlerindeki duvar resimleriyle ilgili yazısı yayınlandı. Folklor Edebiyat Dergisi’nde makaleleri yayınlandı. Ürgüplüler Derneği tarafından 14 yıldır yayınlanan Ürgüp Dergisi’nde sayısız yazısı ve araştırması basıldı. Bunların arasında eski Ürgüp çeşmeleri, yazıtları, eski hanları, kaleleri, kahvehaneleri, atasözleri, deyimleri, gelenek-görenekleri konulu yazıları sayılabilir.
Nevşehir Belediyesi tarafından 3 yıldır yayınlanan Nevşehir Dergisi’nde sorumlu yazı işleri müdürü olan Kaya’nın Ürgüp üzerine yayınladığı ilk kitabı ‘Geçmişten Günümüze Ürgüp’tür (1993). Kapadokya İnanç Turizmi kitapçığının (2001) ardından Kemal Talih Türkmen’in ‘Bilinmeyen Kapadokya’dan Bir Kesit: Ürgüp’ çalışmasının kitap olarak basılmasını sağladı. ‘Kapadokya Bir Sofa, Bin Gizem’ isimli şiir kitabını Emrullah Güney ve Hüseyin Güney ile birlikte hazırladığı ‘Nevşehir Folkloru-1’ (2007) izledi. Nevşehir Belediyesi’nde görevli olarak envanter derlemelerine çıktı. Koruma ile ilgili pek çok konferansa konuşmacı olarak katıldı. 1986 yılında Ürgüp’de açtığı ilk açık hava sergisini 1987’de Avanos’da genişletilmiş bir biçimde yineledi. 1998’den beri ÇEKÜL (Çevre ve Doğal Değerler Koruma ve Tanıtma Vakfı) Ürgüp temsilciliğini yapıyor. Aynı zamanda TÜKODER (Tüketiciyi Koruma Derneği) Ürgüp Şubesi’nin kurucusu ve başkanı.

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Mayıs 2008 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz.
www.cappadociaexplorer.com

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 13777 Eklenme Tarihi Tarih: 2009-06-23






Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 20333448 ziyaretçi
Bugün : 15733 ziyaretçi
Dün : 33168 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 1.22 sn

evlilik sitesi toplu mail stand hostesi Stromverteiler hazır site


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com | web tasarım