HAVACILIK VE BALONLA BÜTÜNLEŞMİŞ BİR YAŞAM
Yazan: Yavuz İşçen
Mayıs 2008
Hani bazı insanların özgeçmişine baktığınızda insana aşağılık kompleksi gelir ya, bu duyguyu yaşamak istemeyenlerin İsmail Keremoğlu’nun özgeçmişine hiç bakmamalarını öneririm. İsmail Keremoğlu, ülkemizde havacılığa tam anlamıyla gönül vermiş ve bu konuda ilklere imza atmış bir isim. 1985 yılından bu yana, Türk Hava Kurumu bünyesinde paraşüt, planör ve balon öğretmenliği görevlerinde bulunmuş. Aynı zamanda motorlu uçak pilotu.
Bu alanlarda ulusal ve uluslararası birçok yarışmanın organizasyonu, hakemliği ve bizzat yarışmacısı olmuş. Milli sporcu sıfatıyla katıldığı yarışmaları ve aldığı dereceleri sıralamaya kalkarsak birkaç sayfa yer ayırmak gerekecek. Keremoğlu, Kapadokya’da şu anda Sultan Balloons’un ortaklarından ve aynı zamanda pilotlarından biri. Türkiye’ye balonun gelişi ve Kapadokya’da balonculuğun başlamasının yakın tanıklarından. Biz en iyisi konuyu fazla uzatmadan sözü ona bırakalım.
Peribacası Dergisi: Havacılık merakı sizde nasıl başladı?
İsmail Keremoğlu: Çocuklukta inşaatlardan aşağıdaki kum birikintileri üzerine atlardık. Epey inşaat atlayışım vardır! Bu uçma merakı sayesinde 1984 yılında Türk Hava Kurumu’nda (THK) paraşütle başladım. Bursa’da ilk atlayışımda çatıya düştüm. Hava çok kötüydü bizi deneme maksadıyla atlatmışlardı. O günden bu yana 485 kez paraşütle atladım. Paraşüte devam ederken aynı anda planör kurslarına da başladım. Bunu motorlu uçak takip etti.
Peribacası D.: Arada bir de balon var. Balona olan ilginiz nasıl gelişti? Bu konuda ne tür görevlerde bulundunuz?
İsmail K.: Türkiye’ye sıcak hava balonlarının gelişi 1985 yılında THK aracılığı ile oldu. O yıllarda bizde balondan anlayan kimse yoktu. Paraşüt okulu hocalarımızdan Akın Özbekligil balonla ilgilenmeye başladı. Sonra Belçika’dan bir balon pilotu getirdiler ve ilk uçuşlar başladı. Ben de Akın Hoca’nın yer ekipliğini yaparak balonla tanıştım. 1986’da Türk Kuşu Genel Müdürlüğü’nün kadrolu personeli oldum ve lisansımı alarak uçmaya başladım. 1989-92 yılları arasında Türk Kuşu’nda balon uçuş kısım amirliği görevinde bulundum. 1995-97 yılları arasında 1. Dünya Hava Oyunları balon komisyonu başkanlığı ve şampiyona yöneticisi olarak çalıştım. Aynı yıllarda Uluslararası Balon Komisyonu (CIA) Türkiye delegesi görevini yürütüyordum. 2002 yılına kadar da CIA tarafından onaylı balon yarışmalarında Türkiye Milli Baş Hakemi olarak görev yaptım.
Peribacası D.: Balon yarışmaları nasıl oluyor. Bu yarışlarda amaç nedir?
İsmail K.: Balon yarışmalarında, yarışma organizasyonu içinde yarışma direktörü ile birlikte, belli bir puan sistemine göre davet edilen dünyanın önde gelen pilotları, hakemler ve uzman kişiler bulunur. Bu komite o gün yapılacak yarışmanın şeklini belirler. Her yarışmada o günkü rüzgarın durumu esas alınır. Uzmanlar rüzgara göre yarışmanın hedeflerini oluştururlar. Yarışmada amaç yarışma direktörünün belirlediği hedefler üzerine alçalmak ve hedefe en yakın noktaya ‘marker’ adı verilen kurdeleyi bırakmaktır. Yarışma senaryoları değişik olabilir. Rüzgarı en baştan iyi hesaplayabilmek ve iyi bir plan yapmak bu tür yarışmalarda başarının temel şartıdır.
Peribacası D.: Paraşüt ve planör alanında da birçok başarıya imza attığınızı biliyoruz, ancak sohbetimiz balon üzerine olduğu için balonla devam edelim istiyoruz. Biraz da katıldığınız yarışma ve organizasyonları anlatır mısınız?
İsmail K.: Balon konusunda ilk kez 1990’da uluslararası bir organizasyonda Türkiye adına yarıştım ve üçüncü oldum. Bu yarışma Kıbrıs Dostluk Festivali kapsamında yapılmıştı. 1994 yılında İstanbul Boğazını balonla geçen ilk Türk pilotu oldum. ABD’de 1995’de yapılan Dünya Balon Şampiyonası’nda milli hakem olarak görev yaptım. 1997’de Türkiye’de ilk kez balon şampiyonası düzenlendi. Bu şampiyonada birinci olarak Türkiye şampiyonu oldum. Aynı yıl Uluslararası Balon Federasyonu tarafından bana takdir belgesi verildi. 1997’den sonra Türkiye’de tekrar bir yarışma düzenlenmedi. Bu bakımdan benim birinciliğim hala geçerliliğini koruyor. 1997’den sonraki yıllarda ABD, Japonya, İngiltere, İsviçre, Fransa, Almanya gibi çeşitli ülkelerde yapılan balon yarışmalarına katıldım. 1998’de Marmara Denizi’ni balonla geçerek hem bu konuda bir ilke imza attım, hem de 112 km’lik uçuş gerçekleştirerek Türkiye mesafe rekorunu kırdım. Şu anda da balonla uçuş yükseklik, zaman ve mesafe rekorlara bana aittir. Katıldığım birçok uluslararası organizasyon var ama ilk aklıma gelenler bunlar.
Peribacası D.: Kapadokya’ya nasıl geldiniz? Buradaki etkinlikleriniz neler oldu?
İsmail K.: Kapadokya’ya 1989 yılında Robinson Club’ün balonları olduğu zaman görevli olarak geldim. Tanıtım-reklam amaçlı iki balon getirtmişlerdi ve bunları yabancı iki pilot uçuruyordu. O yıllarda Türkiye’de yabancıların yalnız olarak uçmaları yasaktı. THK bu tür uçuşlara gözlemci pilot yolluyordu. Ben de gözlemci pilot olarak Kapadokya’daki ilk uçuşlara eşlik ettim. Daha sonraki yıllarda 1996 ve 1997’de 1. Dünya Hava Oyunları yarışmaları kapsamında Kapadokya’da bulundum. 2002 yılından itibaren Kapadokya’ya yerleştim diyebilirim. Bu yıllarda Göreme Balloons firması kuruldu. Ben bu firmada baş pilot olarak 4 yıl görev yaptım. 2005 yılında Neil Robertson ile ortak olarak Sultan Balloons firmasını kurduk. 2006 yılından itibaren başlayan uçuşlarımız halen devam ediyor. Kapadokya’da sevdiğim bir işi yapmaktan çok memnun olduğumu söyleyebilirim.
Peribacası D.: Bir balon pilotu olarak gününüz nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz?
İsmail K.: Mevsimin yaz ya da kış olmasına göre günlük programımız değişiyor. Kış aylarında genellikle 05:00 gibi kalkıyoruz, 07:30 gibi balon havalanmış oluyor. Yaz aylarında ise benim için gün 03:00’de başlıyor. 03:30 gibi arazide olup rüzgarı ve havayı kontrol ediyorum. Daha sonra balonlarımız ve konuklarımız geliyor. 04:30’da balonlar hazırlanmaya başlıyor; en geç 05:00 gibi havalanmış oluyoruz. Uçuş 1 saat 15 dakika kadar sürüyor. İnişten sonra yarım saat yerdeki organizasyonlar devam ediyor. Sertifika verilmesi ve şampanyalı kutlama yapılıyor. 07:30 civarında konuklarımızı otellerine bırakmış oluyoruz. Bundan sonra ofisteki işlerimiz başlıyor ve gün boyu devam ediyor. Çalışma saatlerimiz nedeniyle gündüz uyumak durumunda kalıyoruz ama gece uykusuna benzemiyor. Doğayı çok seven biriyim. Burada küçük bir çiftlik oluşturduk. Günün devamında buradaki hayvanlarımla ilgileniyorum. Bazen atıma biniyorum. Köpeklerim var, onlarla oynuyorum. Tavus kuşlarımız ve güvercinlerimiz var. Bazen güvercinlerimi uçurup onları seyrediyorum. Aslında kendimi fazlasıyla şanslı hissediyorum çünkü yaşadığım hayattan mutluyum. Çoğu zaman uçuşlar sonrasında konuklarımızla sohbete dalıyoruz onların da gözünden kaçmıyor bu durum. Hep söylüyorlar, “siz işinizi çok seviyorsunuz” diyorlar. Gerçekten de Kapadokya’da bu işi yapmaktan çok zevk alıyorum. Uçurduğumuz insanların bir kısmıyla sonradan dost oluyoruz. Bunların arasında yıllardır görüştüklerim var. Yazışıyoruz, birbirimizi davet ediyoruz bunlar hoş şeyler.
Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Mayıs 2008 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz.
www.cappadociaexplorer.com