(19 Aralık 1926, Aksaray 08 Ağustos 2015, Antalya) Ressam, fotoğrafçı, gazeteci, yazar
Babası önceleri asker daha sonraları da eczacı olan Vasıf Efendi annesi ise Naciye Hanımdır. Babası Vasıf Bey Yemende ve Anadolunun kurtuluş yıllarında askerlik yapmış, Konya ikinci ordudan emekli olduktan sonra eczacılık yapmaya başlamış, İsmet İnönünün silah arkadaşlarındandır. 24 Temmuz 1942, Reisi Cumhur İsmet Paşa, Adanadan Ankaraya geçerken öğle yemeğini bizim evde yedi. Yemekte Paşa, Vasıf, tığ gibi delikanlıydın! deyince heyecandan donuma işedim. Babam bize yalan söylememişti. İlk kez Paşanın fotoğrafını o gün çektim. Nereden, nasıl bilebilirdim ölünceye kadar fotoğraflarını çekeceğimi.
Sanatçı, kardeşleri de kendisi gibi sanatçı olan bir aileden gelmektedir. Ünlü besteci ve orkestra şefi Nedim Vasıf Otyam ile Nusret Kemal Otyamın kardeşidir.
Sanatçı ilk ve orta öğretimini Aksarayda okumuştur. Ortaokulda iken Fransızca öğretmeni olan Emekli Albay Lüleci Haşim Bey Lenduha ayaklı, cama çeken fotoğraf makinesini sanatçıya armağan etmiş sanatçının resim ve fotoğraf tutkusu bu şekilde başlamıştı. Fikret Otyam lise öğretimini kesintili olarak sürdürmüş, Ankara ve Kayseride öğrenim görmüştür. Ankara da öğrenci iken gezdikleri müzede öğrencilerden biri Hitit aslanının ağzına tükürmüş; tarih öğretmeni bunu yapan kişinin Fikret Otyam olduğunu zannedince ona Pis Anadolulu bunu sen yapmışsındır deyince Ankaradan ve okulundan ayrılmıştır.
Bu günlerini adı geçen röportajında şu şekilde ifade etmiştir. Galatasaray Lisesine hazırlık yapılırken Toprak Mahsulleri Ofisi Müdürünün tavsiyesiyle kendimi Kayseri Lisesinde yatılı buldum
Resim yapmayı çok seviyordum. Kutu boyalarla kontrplak üstüne resimler. Halkevinde sergi de açtım Bir gün Belediyenin önünde Nevşehir arabası bekleyen bir çocukla tanıştım. İstanbulda okuyormuş. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi diye bir okulda resim okuyormuş. Bu çocuk, rahmetle andığım Neşet Günaldı. Akşam babama Nihayet okulumu buldum dedim. Hocaların hocası, Çallının atölyesine adım attığımda çırılçıplak bir kadın karşımda duruyordu. Ağabeyler, ablalar gülerek gel, gel dediler. Çallıyla dede torun gibiydik. Liseden sonra ise İstanbula gelerek Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Orta Resim Bölümünde eğitime başlar. Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde resim öğretimini ünlü ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun atölyesinde almıştır.
Bu yıllarda gazeteciliğe de başlar. 1950 yılında Bab-ı Aliye adım atarak Cihad Baban ve Ziyyad Ebuziyanın Son Saat gazetesine gidip gelmeye başlar. Gazeteciliğe 1950 yılında "Son Saat" gazetesinde başlamış ve ömrü boyunca gazetecilik yapmıştır. 1953 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Orta Resim Bölümünde mezun olmuştur. 1953te Akademinin resim bölümünü bitirdiğinde Falih Rıfkı Atayın Dünya Gazetesinde Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Göğüşün yardımcısı ve yazarıdır.
1953 yılı onun için oldukça mühim bir yıldır. Aynı yıl evlenmiş ve bir yıl sonra da kızı Elvan dünyaya gelmiştir. Aynı yıl ilk kez Güneydoğu ve Doğu Anadoluyu gezmiş Cumhuriyet gazetesinden Yaşar Kemal ile röportaja çıkmıştır.
Akabinde askerlik günleri başlar; askerlikteki ilk görev yeri Polatlıdır. Polatlıdan sonra Ankarada Bando Mızıka Hazırlama Ortaokulu Resim Öğretmenliği yapmıştır. Sık sık Ankaraya gidip gelmekte ve Ulus gazetesinde de yazıları çıkmaktadır.
Gazetecilik hayatı elli dokuz yıl devam edecektir. "Son Saat" gazetesinde başladığı gazeteciliğini Dünya ve Ulus gazetelerinde devam ettirmiş daha sonra Cumhuriyet gazetesinde sürdürmüş uzun yıllar Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır. Sol çevrelerle sürekli irtibat halinde olan Otyam sol içerikli yayınlarda sol görüşlü kesimlere hitap eden yazılar yazarak dikkatleri üzerine çekmektedir. Bu yıllarda Abdi İpekçi cinayeti ortaya çıkar. Bu olay onun meslek hayatını da etkileyecektir. Abdi İpekçi cinayetinden kendi hayatının da tehlikede olduğunun fark edilmesi sonrasında emekli olmaya karar verir. Antalyanın Gazipaşa ilçesi Serinus Kalesi altında, Deliçay yanında, bir yer bulmuştur. Mimar Behruz Çinici ve Altuğ Çinicinin çizdiği projeye göre bir ev yaptırmıştır. 27 Mayıs 1979da bu eve yerleşmişler, fakat bir müddet sonra bu evden ayrılarak Antalya'nın merkezine 26 km uzaklıkta olan Geyikbayırı köyünde bitmemiş bir ev alarak eşi Filiz Otyam ile birlikte bu evi yaptırıp yerleşmişlerdir. Emekli olduktan sonra resme ağırlık vermiş kitaplarının basımı ile uğraşmıştır.
Kemalist ve sosyalist düşüncelere sahip olan yazar ve ressam Aydınlık gazetesinde haftalık yazılar yazmıştır.
Fikret Otyam, çocukluk yıllarında ailesinin Niğde-Aksaraydaki eczanesinde Anadolu insanlarının hikayelerini dinlemeye başlamıştı. Bir röportajında bu konudan şöyle bahsetmektedir; Halkımı o yaşlarda eczanede tanıdım. İnanılmaz bir fakirlik vardı. İkinci Dünya Savaşı yılları daha felaketti. Sıtma, uyuz, trahom halkı kırıp geçiriyordu. Dürüstlüğü, insan sevgisini babamdan öğrendim.
Gazete sayfalarına taşıdığı röportajlarını fotoğrafları ile de destekliyor, kitap kapakları yapıyordu ve tüm bu zaman zarfında resim yapma fırsatı bulamadığından yakınıyordu.1979 tarihinde gazeteden emekli olduğunda Antalyaya yerleşerek özgürce resimler yapmaya başladı. İlk tutkusu olan resim yapmayı hiç bırakmamıştır. Resim onun vazgeçilmeziydi. Tuvallerinde de tıpkı fotoğraf ve röportajlarında olduğu gibi Anadolu insanını resmetti. Akademiden, fotoğrafçılıktan, gazetecilikten biriktirdikleri, Anadoluya duyduğu aşkla birleşmiş, Fikret Otyamın resimlerinde yeni görsel imgelere bürünmüştür. Fotoğrafla yakaladığı ayrıntılar ve ifadeler resimlerinde yine ifadeci bir anlayışla ortaya çıktı. Bedri Rahmi Eyüboğlunun resim öğretileri, Anadolu-Batı sentezi aktarımları onun fotoğraflarında lekeci üslupta, resimlerinde benzer bir anlayışla insan duyarlılığı ve Fikret Otyamın kişiliği ile birleşmiştir.
Fikret Otyam, Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ile ilgili yazdığı röportajlarla tanınmış, bu röportajlarını çok sayıda kitapta toplamıştır. Gazipaşa yakınlarına taşındıktan sonra da yazılarını sürdürmüş ve Aydınlık gazetesinde haftalık yazılar yazmaya başlamıştır. Otyam halen, Aydınlık Gazetesinde her hafta yazmaya devam etmektedir. Antalya'da yaşamını sürdürmekte olan sanatçı Akdeniz Gazetecilik Vakfı ve Altın Portakal Kültür Sanat Vakfı'nın kurucu üyelerindendir. Fikret Otyam, dokuma ve fotoğraf sanatlarıyla ilgili sanatçı Filiz Otyam ile evlidir.
"Eserleri ile çevre bilinci ve doğa sevgisinin gelişmesine yaptığı katkılardan dolayı" Akdeniz Üniversitesi çevre sorunları araştırma ve uygulama merkezi tarafından kendisine verilecek olan 13. çevre hizmet Ödülünün aynı zamanda ve gerekçeler ile çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'na da verilmesi nedeniyle reddetmiştir.
Doğu Anadolu halkı ve Kürtler konusunda da özgürlükçü düşüncelere sahip olan Fikret Otyam Doğu Anadoluya sık sık gitmiş, orada pek çok türkü derlemiş ve röportajlar yapmıştır. Derlediği türküler özel arşivlerindedir. Söylediğine göre de pek çoğu gün yüzü görmemiştir.
Resimlerinde Turgut Zaim ve Namık İsmailin konu ve betimleme anlayışı etkisinde kaldığı, Bedri Rahmi Eyüpoğlunun izleğinde olduğu izlenimi vardır. Resimlerinde Anadolu motiflerinin sık sık kullanılıyor olması hocası Bedri Rahmi Eyüpoğlundan aldığı eğitim ve sanat anlayışı sebebiyle olmalıdır.
Resimlerinde keçi ve başı örtülü Anadolu kadınlarını figür olarak sık sık kullanmaktadır. Anadoluyu, insanlarını, hayvanlarını, bitkilerini ve mahalli unsurları işlemeyi seven bir ressam olarak dikkat çeker.
Resimlerinde göz figürleri üzerinde özellikle durmuş gözleri iri ve dikkat çekici olarak betimlemiştir. Fikret Otyama göre dünyada üç tane güzel göz vardır. Birincisi; Doğu Anadolu kadını gözü, ikincisi; eşek sıpası gözü ve üçüncüsü; ceylan gözü. Ressam iri gözlü Anadolu kadınlarının resimlerini yapmış, gözleri iri olarak betimlerken burunları ve ağızlarını küçük olarak betimlemeye gayret etmiştir.
Onun resimlerinde Türk geleneksel sanatı ürünlerinden camaltı resimlerinin masal/sahiciliği vardır. Şahmeranın gözleri gibidir genç kadınların gözleri, giysileri rengarenk çiçekler gibidir, yani figürler doğanın bir parçasıdır. Onlar Grubu üyelerinden biri olan Fikret Otyamın atölyesinden yetiştiği Bedri Rahmi Eyüboğlu hiçbir zaman kendi üslubunun öğrencilerini etkilemesine izin vermezdi. Çünkü her öğrencinin kendi üslubunu bulması gerektiğine inanırdı. Sadece ressam olunmaz, okumak lazım diyerek öğrencilerinin, okuyan birer aydın olması için tavsiyelerde bulunurdu. Anadolu sevdasının bu denli naif anlatımı Fikret Otyamın, Bedri Rahmi Eyüboğlundan aldığı resim işleyişinden kaynaklanır. Sanatçının akademik resim öğrenimi, renklerinde, konularında ve naif anlatımında bağlandığı geleneğin bir göstergesidir. Anadolunun çeşitli yerleri, dağlar, kar altındaki köyler, genç kadınlar, onların rengârenk kıyafet ve başlıkları, soru sorar gibi izleyene kocaman bakan gözleri, dağ keçileri, Harran Ovası, Fikret Otyamın en çok işlediği konulardır. Olaylara insandan yana bakan, her canlıya saygı duyan, yoğun boya katmanları ile tuvalini donatan bir halk aşığıdır. Önce kalemi, sonra fırça ve tuvaliyle insanın peşine düşmüştür Fikret Otyam. Özentisiz, taklitsiz, kuvvetli bir görme ve algılama gücüyle, zaman zaman durağan, zaman zaman hareket halindeki tuvalleriyle, bir uçtan bir uca beyaz, ya da simsiyah hareli atlarıyla, yalın ve sevecen tarzı Fikret Otyamı O yapan en önemli özellikleridir. Zaman zaman doğaya Türk halk resmi geleneğine göndermelerde bulunduğu resimlerinde, destansı biçemi çağdaş bir mit oluşturur. Önceleri resimsel bir fon olarak kullandığı doğa, sonraları doğrudan ve yoğun bir resimsel kimlik kazanır. Beyazların egemenliğinde, keçi ve insan gruplarının lekeci bir anlayışla yer aldığı son dönem resimlerinde bir doğu-batı sentezi belirginleşir. Büyük kent insanlarının özellikle aydınlarının, üniversite çevrelerinin gözleri önüne serdiği Anadolu gerçeklerinin dramatik kesitlerini, trajik yönlerini ortaya koyduğu eserleri ile birçok sergi düzenleyen Otyam, resimlerinde, popülizme düşmeden toplumcu ve gerçekçi bir dünya görüşünü temel alarak kurduğu estetik ile gerçekçi ve hümanist bir bakış açısı yaratır. Kullandığı teknik, biçim, öz, renk skalası tam bir uyum içindedir, eşyanın doğasına uygun, albenili, düşündürücü ve kendine özgü bir anlayışla eserlerini resmetmiştir.
Kitapları
Ha Bu Diyar, Dost yayınları
Gide Gide, Dost yayınları
Uy Babo (1962), Dost yayınları
Hu Dost
40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra
Kara Sevdam Anadolum
Mayınlar Çiçek Açmaz
Mayınlı Topraklar Üzerinde
Kanlı Gömlekler
Adı Yemendir
Harran Koçaklaması
Can Arkadaş
Ceylanlar Suya İndi
Arkadaşım Orhan Kemal ve Mektupları
Pavli Kardeş
Ağlama Anam Şu Bizim Gazipaşa
İsmet Paşalı Yıllar
Can Pazarı
Mutlu Olmak
Silivri 5. Ordu 1. Kitap
Fotoğraf Sergileri
1964 - 1974 Gide Gide Serileri
1979 Eğer Bizi Sual Eden Olursa
1983 Dünya Güzel Olmalı
1997 Otyam'ın Objektifinden
Filiz Otyam ve İbrahim Demirel ile karma sergi
Resim Sergileri
1947 - 1953 "Onlar Grubu" ile sergileri
1976 Memleketimden İnsan Manzaraları
1978 İnsan Manzaraları
1987 - 1997 Filiz Otyam ile ortak yurt içi ve yurt dışı resim ve dokuma sergileri
Ödülleri
1962 Gazeteciler Cemiyeti Basın Şeref Belgesi
1980 - 1990 On Yılın Basın Şeref Belgesi
1995 Atatürkçü Düşünce Derneği Onur Plaketi
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Fotoğraf Enstitüsü Onur Belgesi
1996 3. Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü
Pir Sultan Abdal Onur Belgesi
UNESCO AIAP Türkiye Ulusal Komitesi Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Onur Belgesi
Akdeniz Üniversitesi Onur Belgesi
Şanlıurfa Kültür Eğitim Sanat Araştırma Vakfı Onur Belgesi
(Kaynak: Fikret Otyam kişisel web sitesi)
Hazırlayan: Ayça Olcaytu İşçen