Metro Grosmarket tarafından çıkarılan yemek kültürü dergisi Metro Gastro, Kapadokya mutfağını ele alıyor. Ekim-Kasım-Aralık 2016 tarihlerini kapsayan 83. sayısında Yörelerimizden başlığında 16 sayfalık bir yazıyla işlenen Kapadokya Mutfağı-I dosyası, derginin 84. ve 85. sayılarında da devam edecek. Kapadokya Mutfağı dosyası, derginin yayın yönetmeni ve editörü olan yemek kültürü araştırmacısı Nilhan Aras tarafından hazırlanıyor. Merkezi Göremede bulunan Middle Earth Travel tarafından desteklenen çalışmanın bölgedeki organizasyonunu firma ortaklarından Atıl Ulaş Cüce yürütüyor.
Bölge mutfağına dair ilginç bilgilerin yer aldığı derginin ilk sayısında, Kapadokya halkından Dürdane Özmen, Mustafa Büyük, Emine Yılmaz, Nuray Özgür, Necla Gündüz, Emine Keleş, Menşur Avcı, Saide Bozkurt, Nurten Karagöz, Şeküre Koçdemir, Güllü Metin, Leman Dirikoç, Hanife Metin, Hafize Ökke, Yüksel Ökke, Fatma Bozkurt, Gülseren Yaman, Hatice Ataseven, Nezahat Tuna ve Emine Ceylan tarafından, kabak dalı, göğ domates yemeği, soğan suyu, kokoşka, kaçamak, hamursuz, loğma, kuşdili mantı, popbara, tatlı yahni gibi bölgeye özgü çeşitli yemeklerin tarifi de veriliyor.
Editör Nilhan Aras, yazının macerasını derginin giriş bölümünde şöyle anlatıyor:
Kapadokyaya gittiğimizde bahardı. Dışarda tatlı sert bir hava vardı, kapalı alanlardaysa ısıtma sistemleri hâlâ devredeydi. Gezmesi, görmesi güzeldi. Mutluyduk o coğrafyada. Ne var ki, konuştuğumuz yerli halkın anlattıkları epey üzdü bizi, aslında gayet aşina olsak da. Örneğin bu yıl yeteri kadar yağış olmamış, hayvanlar beslenememiş. Akşam aç dönüyorlardı. dedi Arzu. Sonra, herkes iki buğdaydan söz ediyor, şahman ve albustan buğdaylarından; ama hemen ardından bir süredir yok olduklarını ekliyordu. Gerekçe çok tanıdık: Verimi az! Şahman sert ve kırmızı bir buğday. Özellikle Gelverinin ekmeği bu unla yapılırmış yakın geçmişe dek. Albustan ise görece yumuşak. Çoğunlukla karıştırılarak kullanılan bu buğdaylara neyse ki Avanosta birkaç aile sahip çıkıyor. Bu atalık buğdayları kendi ihtiyaçları kadar yetiştiren bu ailelerden biri işlettikleri güzel bir fırın ve restoranda Avanosa özgü keskiç, hamursuz ve gevrek isimli hamur işlerinde bu buğdayları kullanıyor. İstanbula dönüşümüzde Uçhisar mutfağı üzerine hazırlanmış bir lisans tezi geçti elime. 1999 yılına ait. Orada bir tuzdan söz ediyor öğrenci, tuzdan ve tuz değirmeninden. Uçhisara gidiş gelişlerimde karşılaş(a)madığım bu değirmene bölgeye bundan sonraki ilk gidişimde mutlaka uğrayacağım. Hatta gittiğimde ilk işim bu olacak. Neden görmediğim ya da fark etmediğim üzerine durmuyorum, çünkü o da yine çok alışıldık bir nedenden kaynaklanıyor: Kullanılmadığı için işlevini yitirmiş, atıla düşmüş, kolayca gözden yitirilecek durumda.
Kapadokya çok özel bir alan. Çağlar boyu bir arada yaşamış ama birbirinden hayli farklı özellikteki kültürlerle örülmüş rengarenk mozaiği seyrele seyrele bugün neredeyse tek boyutlu bir hale gelmişse de şöyle biraz dikkatli bakıp kulak verince elinizi pek boş koymuyor. O nedenle biz de istedik ki Kapadokyanın mutfağını bir solukta anlatmayalım, hatta bir kez gidip bulduğumuzu alıp gerisini bırakmayalım. Bunun için ilkin bölgenin sınırlarını belirledik, kendi içinde bölümledik ve kendimize bir güzergah çizdik. Umuyoruz ki, 3 sayıda tamamlayacağız çalışmamızı. Hala kalan olursa, sonrası için saklayacağız.
Metro Gastro dergisi
Metro Gastro dergisi, Metro Grosmarket tarafından, bir sosyal sorumluluk projesi olarak, Türk mutfağının unutulan lezzet ve değerlerinin kayıt altına alınması ve bu değerlerin uluslararası platformlarda temsil edilmesi hedefiyle oluşturulan Metro Kültür Yayınları kapsamında 2000 yılından bu yana yayınlanıyor. Üç ayda bir yayınlanan derginin lokomotifini ise Yörelerimizden başlığı oluşturuyor.
Dergi, ülkemizin mutfak kültürünü alışılmışın dışında bir bakış açısıyla ele alarak mutfaklarımızın tüm lezzet ve renklerini açığa çıkarmayı amaçlıyor.