English
Men
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Sosyal Medya Adreslerimiz
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

KAPADOKYA’DA BİR İNGİLİZ CASUSU GERTRUDE BELL

KAPADOKYA’DA BİR İNGİLİZ CASUSU GERTRUDE BELL

Yazan: Yavuz İşçen
Mayıs 2009

1991 yılında Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgal etmesi sonrasında patlak veren Körfez Savaşı ve arkasından 2003 yılında A.B.D.'nin başını çektiği koalisyon ülkelerinin Irak'ı işgali ile başlayan süreç, günümüzde çoktan unutulmuş olan İngiliz casusu Gertrude Bell'in (1868-1926) yeniden hatırlanmasına neden oldu. Aslında bugünkü Irak'ın yaratıcısı, kızıl saçlı, mavi gözlü, her zaman şık ve zarif bu İngiliz soylusu kadın hafızamıza kazınacak o kadar çok şeye imza atmıştı ki…

A.B.D. ve İsrail'in Büyük Ortadoğu Projesi'ne bağlı olarak bölgeyi yeniden yapılandırma çabalarının önemli bir adımı, Irak'ın işgal edilmesiyle atıldı. İşgal ile birlikte Irak'ın sınırları ve toprak bütünlüğü tartışılmaya başlandı. Böyle bir ortamda Gertrude Bell adının gündeme gelmesi boşuna değildi. Çünkü değiştirilmek istenen sınırları yıllar önce çizen kişi Gertrude Bell'di. 2006 yılında Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice "yeni bir Ortadoğu'nun zamanı geldi" derken, kendisinden 88 yıl önce bu sınırları belirleyen bir İngiliz kadının bölüştürdüğü pastayı (ya da petrolü demek daha doğru olacak herhalde) yeniden pay etme telaşı içindeki bir ev hanımı gibiydi.
'Arabistanlı Lawrence' adını çoğumuz biliriz. I. Dünya Savaşı yıllarında Arap kabileleri isyana kışkırtarak Arap Yarımadası'nın Osmanlı Devleti'nden ayrılmasını sağlayan ünlü İngiliz casusudur. Sonradan adına filmler bile yapılmıştır. Başrolünü Peter O'Toole'nin oynadığı, Anthony Quinn ve Ömer Şerif'in de rol aldığı 7 Oscar ödüllü 'Lawrence of Arabia' (1962) isimli filmi belki de seyretmişsinizdir. Konusu nedeniyle Türkiye'de 'Geceyarısı Ekspresi' muamelesi görüp dışlanmış bir filmdir. Lawrence'ı herkesin tanıması doğaldır; çünkü Lawrence casusluk yaptığı yıllarda bile kendini afişe etmekten ve her yerde reklamını yapmaktan geri durmayan bir kişiliğe sahipti. Oysa onun akıl hocası ve Osmanlı Devleti'nin bölünmesi planlarının asıl hazırlayıcısı Gertrude Bell'di. Bell, sosyal statüsü ve aldığı eğitim gereği hiçbir zaman kendi adının ön plana çıkmasına izin vermedi. Bugün unutulmuş olmasının bir nedeni de budur.

Gertrude Bell ile tanışmam
Onu keşfetmem Irak işgali ile ya da Büyük Ortadoğu Projesi nedeni ile olmadı. Gertrude Bell adına ilk kez Kapadokya'da rastladım. Güzelyurt'ta konakladığım Karballa Otel'in odalarında bölgenin 1907 yılında çekilmiş siyah beyaz fotoğrafları vardı. Bu fotoğrafların altında ise adını ilk kez duyduğum bir isim yer alıyordu: Gertrude Bell. Doğrusu fotoğraflar fazlasıyla ilgimi çekti. Gerek bir fotoğrafçı olarak gerekse arkeoloji ve tarihe olan ilgim nedeniyle fotoğrafları tek tek inceledim. Çanlı Kilise'nin kubbesinin yıkılmadan önceki fotoğrafı beni çok etkiledi. Çünkü şu anda kubbesi yıkık olan kilisenin önceki halini belgeleyen böyle bir fotoğrafı ilk kez görüyordum. Bu heyecanla Gertrude Bell'i tanımak ve Türkiye'de çektiği fotoğraflara ulaşmak için çalışmaya başladım. Araştırdıkça şoktan şoka girdim. 1889 yılında Anadolu'yu ilk kez ziyaret eden Gertrude Bell, Anadolu gezilerini I. Dünya Savaşı'nın çıktığı 1914 yılı ortalarına kadar 25 yıl boyunca sürdürmüştü. Bu süre içinde defalarca ülkemize gelmiş ve tek başına at sırtında dolaşmıştı. Türkiye'de arkeolojik geziler yapmış, ünlü arkeolog William Ramsay ile birlikte Karaman Madenşehri yakınlarındaki Binbir Kilise kazılarını başlatmıştı. Birecik yakınlarındaki Hitit şehri Kargamış kazılarında daha sonra akıl hocalığını yapacağı İngiliz casusu T. E. Lawrence ile tanışmıştı.
Başlangıçta gezi amacıyla başlayan seyahatleri sonraları casusluğa yönelmişti. Bell'in Anadolu'daki casusluk faaliyetleri İngiliz çıkarları gereği, Osmanlı Devleti'nin parçalanması ve Arap toplulukların Osmanlı Devleti'nden kopartılarak ayrı bir devlet oluşturulması amacına yönelikti. İngiltere böylelikle yeni yarattığı devleti rahatlıkla denetleyecek ve Ortadoğu petrolü üzerinde egemenlik kurabilecekti. Bell'i tanıdıkça, yaptıklarını öğrendikçe aslında bugün Türkiye üzerinde oynanan oyunların ve Türkiye'yi bölme çabalarının hiç de yeni olmadığını, benzer senaryoların yıllar önce de oynandığını kavramak kanımı dondurmaya yetti. Bell'in araştırılması bu anlamda tarihi bir konu olduğu kadar aslında ülkemiz açısından çok da güncel bir yan içeriyor. Buradaki amacım siyasi içerikli bir yazı yazmak değil. Konumuz aslında Kapadokya ve genel olarak Gertrude Bell'in Kapadokya'daki gezi rotası üzerinde yoğunlaşmak istiyorum. Onun yaşamını, Osmanlı Devleti'nin parçalanması sürecini, Irak devletinin yaratılması hikayesini merak edenler için yazımın sonunda geniş bir Gertrude Bell bölümü var. İlgiyle okuyacağınızı tahmin ediyorum.

Kapadokya'da Gertrude Bell'in izinde
Gertrude Bell, doğu gezilerine başladıktan sonra yaklaşık 30 yıl boyunca yaşamını aslında Osmanlı Devleti sınırları içinde sürdürdü. Bugünkü Türkiye sınırları içinde ağırlıklı olarak bulunduğu tarihler ise, 1905 mart ve nisan, 1907 nisan, mayıs, haziran ve temmuz, 1909 nisan, mayıs ve haziran, 1911 yılında ise nisan ve mayıs aylarıdır. Bu tarihler haricinde de çeşitli ziyaret ve gezileri vardır. Bell'in Anadolu'da izini, çektiği fotoğraflar ve mektuplarındaki notlardan sürdüğümüzde neredeyse bütün Türkiye'yi baştan sona gezdiğini söyleyebiliriz. Yaptığı bu geziler sırasında, 1907 ve 1909 yılında Kapadokya bölgesine de gelen Gertrude Bell, ağırlıklı olarak Aksaray, Kayseri ve Niğde çevresinde dolaşmış, buradaki kilise, cami, medrese ve ören yerlerini gezmiştir. Nevşehir'de ise Göreme'ye uğradığını gösteren iki fotoğraf bulunmaktadır. Bunlar, Göreme Açık Hava Müzesi'ndeki, Elmalı ve Karanlık Kilise'ye ait fotoğraflardır. Bıraktığı bütün belgeler incelendiğinde belki Nevşehir gezisine ilişkin farklı bilgilere ulaşılabilir.

Aksaray Gezisi
Gertrude Bell 1907 yılında arkeolog William Ramsay ile birlikte Karaman'ın kuzeyinde Madenşehri'nde bulunan Binbir Kilise kazılarını başlatmak üzere Anadolu'ya gelir. İlk durağı Konya'dır. Buradan Karaman tarafına geçer. Daha sonra da Aksaray bölgesine bir keşif gezisi yapar. Önce Hasan Dağı'nın güneyinde ve güneybatı eteklerinde dolaşır. Uluören, Karacaören, Çukurkent, Çavdarlık ve Keçi Kalesi'ni gezer.
Buradan Hasan Dağı'nın kuzeyine, Helvadere tarafına geçer. Viranşehir kalıntılarını ilgiyle izler ve burada bulunan Kemerli Kilise ile Kara Kilise'nin fotoğraflarını çeker. Ardından Anatepesi Kilisesi ve Çanlı Kilise'yi görmeye gider. Buraları gezdikten sonra Helvadere'ye geri gelerek Hasan Dağı'nın çevresindeki tepelerde dolaşır. Süt Kilisesi, Yardıbaş Kilisesi ve 'Han Manastırı' olarak adlandırdığı bir hanı gezer. Sarıgöl'e giderek Sarıgöl Kilisesi'nin fotoğraflarını çeker. Yenipınar yakınlarındaki Kale Kilise'yi gezer. Burasını notlarına 'Karacakale' olarak yazar. Gertrude Bell, buradan Ihlara Vadisi tarafına geçer. Yılanlı, Ala ve Karagedik kiliselerini fotoğraflar.
Daha sonra Gelveri (Güzelyurt) tarafına yönelir. Yüksek Kilise, Cami Kilise ve 'St. Gregorius Cave' olarak adlandırdığı bugünkü yeraltı şehrini dolaşır. Manastırlar Vadisi'ne inerek Kalburlu ile Kömürlü kiliselerini görür. Emirgazi Köyü'ne giderek Emirgazi Türbesi'ni gezer. Güzelyurt'taki son durağı Sivrihisar Köyü'dür. Burada 'Kaya Kilisesi' olarak adlandırdığı bir kiliseyi ve Sivrihisar Kalesi'ni fotoğraflar. Arkasından Kızıl Kilise'yi gezer. Güzelyurt gezisini tamamladıktan sonra Aksaray'a geçer ve il merkezindeki, Ulu Cami, Eğri Minareli Cami ve İbrahim Bey (Kadiroğlu) Medresesi'ni gezer. Aksaray'dan Konya'ya hareket eder. Yol üzerindeki bugün tamamen yok olmuş olan Akhan'ın fotoğraflarını çeker ve Sultanhanı'na gelir. Buradan da Konya tarafına devam ederek Kapadokya'dan ayrılır.

Kayseri Gezisi
Gertrude Bell'in Kapadokya'ya ikinci gelişi iki yıl sonraya, 1909'a rastlar. Musul üzerinden Güneydoğu Anadolu'ya gelerek Diyarbakır, Mardin ve Malatya bölgelerini gezer. Haziran ayı ortalarında Pınarbaşı tarafından Kayseri bölgesine giriş yapar. Daha sonraki durağı Tomarza'dır. Tomarza ile Develi civarında Ermenilere ait bazı kilise ve manastırları dolaşır. 'Panagia Church' olarak adlandırdığı bir kiliseyi fotoğraflar. Bu kilise bugün Develi ilçesi, Gereme (Kereme) şehri kalıntıları içinde bulunmaktadır. Buradan Erciyes Dağı eteklerinden dolaşarak Talas'a gider ve Amerikan Koleji binalarına uğrar. 1880 yılında yapılan bu binalar, Bell'in gezdiği tarihte, okul ve hastane olarak kullanılıyordu. Hastanenin bahçesinde, Ramsay'la birlikte çalışan İstanbul Amerikan Koleji'nden Miss Dodd ile sohbet ederek kahve içerler. Daha sonra Kayseri şehir merkezine giderek ilk iş olarak Kayseri Kalesi'ni dolaşır. Ardından, Hunat Camisi ile medresesini, Hacı Kılıç Camisi'ni ve Çifte Medrese adıyla da anılan Şifahiye ve Gıyasiye medreselerini gezerek Niğde tarafına devam eder.

Niğde Gezisi
1909 haziran ayı sonlarına doğru Niğde'ye gelen Gertrude Bell, gezisine Niğde'nin 13 km kadar kuzeydoğusunda bulunan Aktaş beldesinden başlar. Buradaki Andaval Kilisesi'ni gezer. İstanbul'a adını veren Konstantin'in annesi Helena'nın Kudüs'e gidişi sırasında 4.yy'da yaptırılan kilise bugün 'Helena Kilisesi' adıyla da bilinmektedir. Buradan Niğde şehir merkezine gelir ve ilk olarak Hüdavend Hatun Türbesi'ni ve Gündoğdu Türbesi'ni dolaşır. Ardından Akmedrese, Sungurbey Camisi ve türbesi, Alaaddin Camisi, Hasan Çelebi Camisi ve Muratpaşa Camisi'ni gezdikten sonra Bor ilçesine gider. Fotoğrafları arasında Roma Havuzu olduğunu tahmin ettiğim bir fotoğrafın bulunması, Bor gezisinin buraya kadar uzamış olabileceğini düşündürmektedir. Bell, Bor'dan ayrıldıktan sonra Bağdat tren yolunun bir istasyonu olan Ereğli'nin kuzeydoğusundaki Bulgurlu'ya gelir. Ancak treni kaçırmıştır. Bunun üzerine Ereğli'ye giderek orada bir sonraki trenin gelişine kadar konaklar. Belgeleri arasında bulunan İvriz Hitit kaya kabartması fotoğrafı bu dönemde çekilmiş olmalıdır.

Gezgin, dağcı, tarihçi ve casus:
Gertrude Bell
 

İngiliz soylusu zengin bir ailenin kızı olan Gertrude Bell, 1868-1926 yılları arasında yaşadı. Eşsiz zekası, derin bilgisi ve cesareti ile öne çıkan bu kadının efsanevi yaşam hikayesi filmlere konu olacak kadar ilginçtir. Annesini henüz 3 yaşındayken kaybeden Bell, çocukluğundan itibaren Kraliçe Victoria geleneğine bağlı sıkı bir eğitime tabi tutuldu. İyi bir eş, kadın ve anne olabilmek için çocukluğu ve genç kızlığında doğru eğitim alması gerektiği kafasına sokuldu. Dönemin koşullarına uygun biçimde, İngiliz İmparatorluğu'nun 'evrenin gözcüsü' rolünü kavraması ve bundan gurur duyması sağlandı. Genç bayanları eğitmek üzere 1848'de kurulmuş olan ve 'Queen's Kolej' adıyla bilinen okula gönderildi. Burayı bitirdikten sonra Oxford'a kaydoldu. Oxford'un Tarih bölümünü birincilikle bitirdiğinde herkes şaşkınlık içindeydi. O yıllarda Gertrude Bell ile aynı sosyal sınıfa mensup kızlar ne kadar zeki olurlarsa olsunlar okula gönderilmiyorlardı. 17 yaşından sonra saraya ve sosyeteye tanıtılıyorlar, bunu izleyen 3 yıl içinde çıkacak bir koca adayı ile evlendiriliyorlardı. Okumuş bir bayan olarak Gertrude Bell bu yolu izlemek istemese de üvey annesinin zoruyla görücüye çıkmak durumunda kaldı. Bu eş bulma oyunundan sıkıldığını kavradığında uzun yolculuklara çıkmanın bir kurutuluş olduğunu düşünerek İngiltere'den uzaklaşmayı planladı. Kaçışı aslında bütün hayatı boyunca sürdü ve onun gezgin bir ruh edinmesini sağladı. Dünyanın çeşitli ülkelerine geziler düzenledi. İki kez dünya turu yaptı. Dağcılıkla uğraştı, Alplerde daha önce tırmanılmamış zirvelere tırmanışlar yaptı. Bugün bile adıyla anılan zirveler var. Ana dili haricinde, Türkçe, Arapça, Farsça, Almanca, İtalyanca ve Fransızcayı iyi derecede öğrendi. Sonradan Arap toplumu ve Ortadoğu'ya yakın ilgi duymaya başladı. 1905 yılından itibaren bölgeye sistemli olarak geziler düzenledi. Defalarca çölü geçti, arkeolojik araştırmalar yaptı, Arap kabile reisleri ile tanıştı, bölgenin etnik ve sosyal yapısını inceledi, haritalar çıkarttı. Gezi notlarını kitaplar haline getirerek yayınladı.
1907 yılında Karaman yakınlarındaki Madenşehri'nde William Ramsay ile birlikte yürüttüğü Binbir Kilise kazıları sırasında Binbaşı Doughty Wylie ve eşi ile tanıştı. Binbaşı ile aralarında gelişecek gizli aşkın ilk tohumları burada atıldı. Binbaşının ölümüne kadar birbirlerine tutkulu ve samimi aşk mektupları yazdılar. Muhtemelen, Binbaşı Doughty Wylie de İngiltere adına çalışan bir istihbaratçıydı; Anadolu'da ve dünyanın çeşitli yerlerinde göreve gönderiliyordu. Gelibolu çıkartmasını yöneten subaylardan biri olarak görev yaparken başından aldığı bir kurşunla hayatını kaybetti. Sevgilisinin ölümü Bell için tam bir yıkım oldu.

Ortadoğu'nun haritasını çizmek
İngiliz istihbarat birimleri Gertrude Bell'den zaten uzun zamandır bilgi alıyorlardı. Hükümet bu işbirliğinin resmen ülkesi adına casusluk yapması şekline dönüşmesini istiyordu. Bu görevi severek kabullenen Belll, 1915 kasımından itibaren Kahire'deki Arap Bürosu'nda çalışmaya başladı. Gelibolu çıkartmasının başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra gözler Ortadoğu'ya çevrilmişti. Bu bölgelerdeki başarı, Araplardan gelecek desteğe bağlıydı. Ancak buradaki aşiretler hakkında İngilizlerin elinde pek bilgi bulunmadığından, Bell'in önceki gezileri sırasında topladığı bilgi çok değer kazandı. Zaman içinde, onun önerdiği çözüm yolları I. Dünya Savaşı sırasında ve savaş sonrasında İngilizlerin bölgedeki politikası haline gelecekti.
Gertrude Bell, I. Dünya Savaşı sırasında ilk iş olarak Arapların Osmanlı Devleti'ne karşı başlatacakları isyanı planladı. Arap aşiretlerine çeşitli vaatlerde bulunuldu, para ve silah yardımları yapıldı. Başlatılan Arap isyanı planlandığı gibi Osmanlı Devleti'nin parçalanması sonucunu doğurmuştu. 1918 yılında I. Dünya Savaşı son bulduğunda Arap Yarımadası Osmanlı Devleti'nden kopartılarak, Ortadoğu'da daha önce hiç var olmamış olan Irak adlı bir devlet oluşturulmaya başlandı. Bu devletin sınırlarını çizmek, tüm Ortadoğu'nun haritasını yeniden çizmek anlamına geliyordu. Yeni devletin kurumları, yasaları, hükümeti ve politikaları olmak durumundaydı. Bu görev Gertrude Bell'e verildi. 1918 aralık ayında ailesine yazdığı bir mektupta söyle diyordu: "Bazen kendimi dünyayı bir haftada yaratma işine kalkışmış olan tanrı gibi hissediyorum. O da tıpkı benim gibi ortaya nasıl bir şey çıkacağını merak etmiş olmalı" Savaş sonrası yapılan uzun tartışmalar, toplantılar ve bir dizi anlaşmadan sonra bölge haritası ancak 1926'dan sonra kesinlik kazanabildi. Kesinleşen sınırlar, Bell'in savaşın bitiminden 6 ay önce 1918 yılında çizdiği sınırların aynısıydı.
W. S. Churchill, yeni oluşturulan Irak devletinin başına kimin getirileceğine karar vermek ve Ürdün ile Filistin sorununa bir çözüm bulabilmek amacıyla Kahire'de bir konferans toplamaya karar verdi. Kahire Konferansı'na bölgedeki casuslar, bölge uzmanları ve bazı Arap kabile şeyhleri de dahil olmak üzere toplam 40 kişi davet edildi. Konferansın tek kadın katılımcısı Gertrude Bell'di. 1921 mart ayında toplanan konferans, 13 gün sonra Churchill'in "kırk haramiler" diye takıldığı delegeler şerefine kadeh kaldırmasıyla ve delegelerin Bell'in bölge hakkındaki planlarını onaylaması ile sonuçlandı. Gertrude Bell'in şimdiki görevi, Arap isyanının başlatıcısı Şerif Hüseyin'in oğlu Faysal'ın tahta çıkartılmasıydı. Ancak bu iş göründüğü kadar kolay değildi. Bunun Britanya'nın bir tercihi olduğunu Arap halkına hissettirmeden yapılması gerekiyordu. 1921 yılı ağustos ayında Faysal'ın Irak kralı olmasını takiben Gertrude Bell "Irak'ın Taçsız Kraliçesi" adıyla anılmaya başlandı. Kişisel olarak da hayranlık duyduğu bu krala bir süre daha danışmanlık yaptı.
Bölge hakkında istediği ve planladığı her şeyi elde etmişti. Artık bölgede yapabileceği fazla bir şey kalmamıştı. Ayrıcalıklı konumunu giderek yitirmeye başlıyordu. Irak'ın taçsız kraliçesinin, dedikodu peşindeki kadınlar topluluğunun malzemesi olduğunu görmeden Irak'tan ayrılması belki de en doğru olanıydı. O kadar hızlı bir hayat yaşamıştı ki bu tekdüzelik ona göre değildi. Irak'ta kalmak ya da İngiltere'ye dönmek arasında bocalıyordu. Son sevgilisi Kinahan Cornwallis, Bell'in evlilik teklifini reddetmişti. Bell kendisini çok kötü hissetti. Böyle bir ortamda kardeşinin tifodan öldüğü haberini aldı ve bir kez daha sarsıldı. Kendini o kadar yorgun hissediyordu ki ailesine yazdığı mektubu yarım bırakarak 11 Temmuz 1926 gecesi 58 yaşına girmesine 3 gün kala doktorunun rahat uyuması için verdiği haplardan çok miktarda içerek yaşamına son verdi.
Öldüğünde, ailesine yazdığı her biri birer belge niteliğinde 1600 mektup ve 16 günlüğün yanı sıra bölgede çektiği 7 bin kadar fotoğraf bıraktı. Ayrıca bölge tarihi açısından çok önemli olan yayınlanmış 9 kitabı vardır. Tüm bu belgeler Newcastle Üniversitesi'nin Robinson Kütüphanesi'nde saklanmaktadır. Mal varlığı ve parasının tamamı ise vasiyeti üzerine Irak'taki İngiliz Arkeoloji Enstitüsü'ne kalmıştır. Ancak Bell'in asıl mirası kuşkusuz sınırlarını çizerek, kralını seçerek oluşturduğu Irak devletidir. Gertrude Bell, Irak'ın kurucusu olmakla birlikte çok yaşlı Iraklıların belleği hariç tamamen unutulmuştur. Bunun nedeni, 1958'de Irak'ta Abdülkerim Kasım tarafından yapılan darbeyle Haşimi hanedanlığına son verilmiş olmasıdır. Haşimilerin Irak'ta iktidarı kaybetmesi, bu sülaleyi iktidara taşıyan Gertrude Bell'in de yok sayılmasına neden oldu ve bu tarihten sonra onu hatırlayan kalmadı.

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Mayıs 2009 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz.
www.cappadociaexplorer.com

 

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 9845 Eklenme Tarihi Tarih: 2009-06-18

1894 G.Bell 26 yaşında
1894 G.Bell 26 yaşında
1909 Irak
1909 Irak
1907 Konya G. Bell ve Doughty Wylies
1907 Konya G. Bell ve Doughty Wylies
1907 Haziran G.Bell ve Fattuh
1907 Haziran G.Bell ve Fattuh
1907 Binbirkilise kazıları
1907 Binbirkilise kazıları
1916 Basra Bin Suud, Percy Cox ve G.Bell
1916 Basra Bin Suud, Percy Cox ve G.Bell
Lawrence ve Leonard Woolley
Lawrence ve Leonard Woolley
1909 Kayseri Tomarza Ermeni manastırı
1909 Kayseri Tomarza Ermeni manastırı
1907 Aksaray Akhan kervansarayı
1907 Aksaray Akhan kervansarayı


Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 65317080 ziyaretçi
Bugün : 9348 ziyaretçi
Dün : 47513 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 2.28 sn

toplu mail


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com