English
Menü
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Sosyal Medya Adreslerimiz
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

ÜRGÜP'TE DUVAR RESİMLİ EVLER

ÜRGÜP

DUVARA BOYANMIŞ YAŞAMLAR
ÜRGÜP EVLERİNİN İNCİLERİ

Yazan: Yavuz İşçen
Ağustos 2008

Ürgüp’te yaptığımız araştırma sonucu günümüze kadar ulaşmış duvar resimli 6 ev bulunduğunu tespit ettik. Bu evlerin bir kısmı Rum, bir kısmı ise Türk evidir. Türk evlerinde çoğunlukla çiçek ve manzara resimleri bulunurken Rum evlerinde insanlı resimler dikkati çekmektedir. Duvar resimleri genellikle şerbetlik adı verilen bir niş içine yapılmıştır. Nişlerin üst kısmında kullanılan Barok perde çizimleri dönemin sanat anlayışını gösteren nadir örneklerdir.

1924 Mübadelesi öncesi Ürgüp (Prokopi), ağırlıklı olarak Türklerin yaşadığı Rumların ise azınlıkta bulundukları bir yerleşim birimi görünümündedir. 1887 tarihli Konya Vilayet Salnamesi’ne göre Ürgüp’te nüfus 28.952 kişidir. Bunun 26.067’si Müslüman, 2885’i ise gayrimüslimdir. Gayrimüslim nüfusun %99’dan fazlası Rum’dur. Kapadokya’nın diğer bölgelerinde olduğu gibi Ürgüp’te de geleneksel evlerin oluşum süreci, yörede yaşayan insanların kültürel farklılıklarına göre gelişmiştir. Her iki toplum için de kültürel yapının merkezinde din olgusu yer almaktadır. Genel olarak Müslüman evlerinde evler haremlik ve selamlık olarak ikiye ayrılırken, Hıristiyan evlerinde böyle bir ayrım yoktur. Sadece evin erkeğine gelen konukların ağırlanacağı ‘başoda’ adı verilen bir oda bulunmaktadır. Evin en önemli köşelerinde dede ve ninelerin oturması için ayrılmış bölümlerin tasarlanmış olması, her iki kültürde de ailede büyüklere verilen önemi göstermesi açısından anlamlıdır.
Anadolu’da yaşayan azınlıklar Osmanlı Devleti döneminde birçok bakımdan serbest ve hatta Müslümanlardan daha ayrıcalıklı olmalarına karşın, bazı konularda da kısıtlanmışlardır. Bu konulardan biri ev yapımıdır. Örneğin uzun yıllar Hıristiyan evlerinin, Müslüman evlerinden daha yüksek yapılmalarına izin verilmemiştir. Aynı şekilde Hıristiyan evleri belli bir renge boyanmak ve düz çatılı (teraslı) olarak yapılmak durumunda bırakılmıştır. Çatıların ahşap ve kiremit örtülü olarak yapılmalarına sonradan izin verilmiştir. 1856 Islahat fermanı ve onun arkasından 1867 yılında çıkartılan yabancı uyruklulara taşınmaz mal sahibi olabilme hakkı veren yasal düzenlemeler sonrası bu kısıtlamaların çoğu kaldırılmıştır.
Bu tarihten sonra yabancılar hızla mülk sahibi olmuşlar ve daha önceki dönemlerdeki kısıtlamalara isyan edercesine gösterişli evler yapmaya başlamışlardır. Bugün Ürgüp’te ve Mustafapaşa’da gördüğümüz büyük konakların çoğu bu dönemin ürünleridir. Evlerin dışında gösterişli taş işçiliği sunan bezemeler, içlerinde ise ahşap süsleme ve duvar resimleri oluşturma geleneği de bu ‘isyanın’ devamı olarak düşünülebilir. Gayrimüslimlerde ev bu gelişimin sonucu olarak bir prestij yapısı haline dönüşürken, Müslüman evleri ise dış cephe ve iç düzenleme açısından daha sade bir tarz izlemiştir.

Akıllıoğlu Konağı
Eski dönemlerde Ürgüp belediye başkanlığı görevinde bulunmuş olduğunu bildiğimiz Manifaturacı İsmail Akıllıoğlu’na ait olan bu konak, bugün Kale Mahallesi’nde Vefa Küçük Parkı ile Kadı Kalesi arasında yer almaktadır. İki katlı olan konak, ortadaki avlunun ayırdığı iki bölümden oluşmaktadır. Konağın kışlık odaları alt katta, yazlık odaları ise üst katta yer almaktadır. Konakta mavi oda ve pembe oda olarak adlandırılan iki odada iki kardeşin yaşadıkları bilinmektedir. Genel mimari tarzı, kitabesi ve duvar resimlerinin özelliklerinden evin eski bir Türk evi olduğu anlaşılmaktadır. İsmet İnönü Cumhurbaşkanlığı sırasında Ürgüp’e gelmiş ve bu konakta misafir olmuştur. Konağın bir bölümü sonraki yıllarda ortaokul olarak kullanılmıştır. Konak günümüzde terk edilmiştir ve restorasyon halindedir.
Konağın üst taraftaki bölümünde karşılıklı iki odanın içinde duvar resimleri bulunmaktadır. Bunlardan biri üstü deniz kabuğu biçiminde şekillendirilmiş kubbemsi bir niş içindedir ve oldukça tahrip olmuştur. Anlaşıldığı kadarıyla barok tarz perdenin önünde resmedilmiş bir manzaradan oluşmaktadır. Diğer odadaki resim ise kısmen daha iyi korunmuş durumdadır. Buradaki resim, eski evlerde  “şerbetlik” ya da “çiçeklik” adı verilen duvara oyulmuş bir niş içine yapılmıştır. Resimde Barok tarz bir perde önünde içinde kırmızı güller bulunan vazo görünmektedir. Şerbetliğin kenarlarında “gilve” (lambalık) adı verilen küçük 6 adet oyuk bulunmaktadır. Şerbetliğin her iki tarafında üçlü gruplar halinde dizilen gilvelerin küçük değerli eşyalar ya da hanımların el işlerinin sergilendiği bölümler olarak kullanıldığı bilinmektedir. Şerbetliğin her iki yanında ve alt tarafında üzerleri ahşap işçilikli “yüklük” adı verilen dolaplar görülmektedir. Bu odada ayrıca tavan kenarlarını çevreleyen çiçekli bir bordür vardır.
Konağın alt tarafındaki ikinci bölümünün içinde duvar resimli iki oda daha bulunmaktadır. Buradaki karşılıklı odaların her ikisinde de dikdörtgen bir şerbetlik içinde barok stili perde ve önünde sehpa üzerinde duran içi çiçekli vazo resmi göze çarpmaktadır. Perdenin üst kısmında yarım daire biçiminde hayat ağacı motifine benzer bir resim vardır. Vazolu çiçek resimlerinden biri açık sarı zemin üzerine, diğeri ise koyu mavi zemin üzerine yapılmıştır. Bu odaların da tavan kenarlarında çiçek ve vazo resimleriyle süslü bir bordür bulunmaktadır. Evin bu bölümünde farklı bir odada dikdörtgen bir niş içinde oldukça tahrip olmuş durumda başka bir duvar resmi daha yer almaktadır. Bu resimde sadece barok tarz perde seçilebilmektedir.

Sucuoğlu Konağı
Bugün Yunak Mahallesi’nde Yunak Otel yakınında bulunan Sucuoğlu Konağı, 20 kadar odaya sahip eski bir Türk evidir. Konağın ilk sahibi Sucuoğlu hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz. Konak, 1993 yılında Nevşehir İl Özel İdaresi’nce satın alınıp Kültür Bakanlığı’na devredilmiş, bakanlık kanalı ile restorasyon çalışmaları başlatılmış, ancak bu çalışmalar sırasında arkadaki peribacasının yıkılması sonucu çalışmalar yarıda bırakılmıştır. Konak bugün terk edilmiş vaziyette kaderine bırakılmış durumdadır.
Sucuoğlu Konağı’nda girişin hemen yakınındaki bir odanın iki duvarına yapılmış oldukça etkileyici duvar resimleri bulunmaktadır. Bu resimler Ürgüp’teki diğer duvar resimli evlerden farklı olarak niş içine yapılmamıştır. Resimlerden girişe göre sol taraftaki İstanbul manzarası, sağ taraftaki ise Edirne manzarasıdır. Dikdörtgen biçimli olan resimler 100x300 cm boyutlarındadır. İstanbul resmi sol üst tarafından tavandan nem aldığı için biraz yıpranmıştır. Resimler genel olarak kirlenmiş, tozlu, bakımsız ve korumasız haldedirler. İstanbul resminin altında çerçeve içinde Osmanlıca “İstanbul ve Galata 1331” yazısı bulunmaktadır.
Tarihinden 1915’de yapıldığı anlaşılan İstanbul resminde, boğaz manzarası içinde Galata Köprüsü, Sarayburnu, Eminönü, Sultanahmet, Beşiktaş ve Üsküdar kıyıları görünmektedir. Özellikle Kız Kulesi, Galata Kulesi ve Beyazıt Kulesi gibi yapılar dikkat çekicidir. O yıllarda oldukça yeni olan zeplin ve uçan balonun gökyüzüne yerleştirildiği resimde, dikkat çeken bir diğer unsur aynı rengin farklı tonları kullanılarak yaratılan derinlik duygusu ve bazı yapıların gerçekten farklı yansıtılmış olmalarıdır. O yıllarda özellikle Anadolu’daki Osmanlı konaklarında İstanbul manzaralarına sıklıkla rastlanmaktadır. Bunun bölgedeki en güzel örneklerinden biri Göreme Mehmet Paşa Konağında bulunan İstanbul resmidir.  Bu temanın yaygınlığı İstanbul’a duyulan özlem ile bağlantılı olmalıdır.
Diğer duvarda yer alan Edirne resminde ise, biraz farklı resmedilmiş olmakla birlikte Selime Camisi, Tunca Nehri üzerindeki Saraçhane Köprüsü ve önden geçen bir tren dikkati çekmektedir. Yine gökyüzünde bir Zeplin ve sanırım tek motorlu bir tayyare (uçak) resmi bulunmaktadır. Resmin üzerinde Osmanlıca “Edirne’nin resmidir” yazısı yer almaktadır. Bölgede Mustafapaşa’da Ali Sümer Evi’nde de bir Edirne resminin yer aldığı bilinmektedir.

Çayçı Mehmet Evi
Topal Mehmet lakabıyla da bilinen Çaycı Mehmet’e ait olan bu Türk evi, Ürgüp’teki duvar resimli evler içinde kaya oyulmuş olan tek evdir. Yunak Mahallesi’nde, Esbelli Evi’nin önünden devam eden Aksakal Sokağı’nın sonunda sol tarafta yer alan ev bugün terk edilmiş vaziyettedir. Çaycı Mehmet’in mirasçısı olmadığından öldüğünde ev hazineye kalmıştır. Günümüzde Maliye Bakanlığı’nın denetiminde olan ev yıkık ve bakımsız haldedir.
Evin kayaya oyulmuş odalarından birinde çeşitli duvar resimleri vardır. Duvar resimlerinin ciddi şekilde tahrip edildiği gözlenmektedir. Tahribatın büyük bir bölümünü Asmalı Konak dizisinin çekimlerini izlemek için buraya gelen ziyaretçilerin yaptığı bilinmektedir. Odadaki duvar resimlerinin üzeri ne yazık ki bu ziyaretçilerin isimleri ile doludur.
Oda girişinin sağ tarafında bir niş içine yapılmış Barok tarz perde altında çiçek resmi bulunmaktadır. Bu ana temanın yanı sıra oda duvarlarına dağılmış olarak birçok resme rastlanmaktadır. Gaz lambası, vazo, vazoda çiçek, sehpa, servi ağaçları, nargile, saat, çaydanlık ve üzerine bıçak saplanmış bir karpuz gibi resimler dikkat çekicidir. Oda duvarlarında bu resimlerden başka Osmanlıca çeşitli ayetler bulunmaktadır. Odadaki nargile resmine yakın bir yerde Osmanlıca 1316 tarihi okunmaktadır. Buradan resimlerin 1900’de yapıldığı söylenebilir. Araştırmacı Mustafa Kaya evin resimlerinin muhtemelen evin sahibi tarafından yapıldığını düşünmektedir. M. Kaya’ya göre, evin sahibinin daha önce İstanbul’da yaşamış ve burada gördüğü yenilikleri Ürgüp’teki evinin duvarına resmetmiş olma ihtimali kuvvetlidir. Odanın duvarında yer aldığı bilinen av sahnesi ise bugün tamamen yok olmuş durumdadır. Evin tavan kısmında kayaya kabartma olarak yapılmış bir de “tavan göbeği” vardır.

Mahmut Altan Evi
Karağandere Mahallesi’nde Barbaros Hayrettin Sokak’ta bulunan Mahmut Altan Evi, eski bir Rum evidir. Eve ulaşmak için Sacred House’u geçtikten biraz sonra soldan ayrılan sokağa girilmelidir. Evin ilk sahibi olan Rum hakkında bilgi sahibi değiliz. Daha sonra, PTT’den emekli Mahmut Altan’ın 1950’li yılların başından itibaren eve sahip olduğu bilinmektedir. Ev, bugün Mahmut Altan’ın mirasçılarından evi satın alan Alman Jurgen Kramer ve eşine aittir. Alman çift evde özenli bir şekilde restorasyon çalışmalarına devam etmektedir.
İki katlı olan ev küçük bir avlunun içinde bulunuyor. Avluyu geçip kapıdan girildiğinde kısa bir giriş bölümünden sonra yukarı kata çıkan merdivenli bölümde duvar üzerinde sol tarafta duvar resimleri dikkati çekmektedir. Ancak sıvası dökülmüş olduğundan tam olarak neyin resmedildiğini anlamak zordur. Elinde tüfek tutan ve nöbetçiye benzeyen yabancı bir asker figürü seçilmektedir. Üst kata çıkıldığında karşılıklı iki odada duvar resimleri yer almaktadır.
Sol taraftaki odaya girildiğinde, karşı duvarın üzerinde tanıdık bir resimle karşılaşılmaktadır. Oldukça tahrip olmuş durumda olan bu resmin, Mustafapaşa’da Temel Öztürk Evi’nin duvarında bulunan “Bahar” tablosunun aynısıdır. Bugün Old Greek House adıyla bilinen Temel Öztürk Evi’nde 1887’de yapıldığını bildiğimiz resimde salıncakta sallanan bir erkek ve bir kadın figürleri bulunmaktadır. Bu resmin Erifos Georgio adlı bir sanatçıya ait olduğu bilinmektedir. Bu benzerlikten yola çıkarak, Mahmut Altan Evi’nin resimlerinin de aynı sanatçı tarafından yapılmış olabileceği düşünülmektedir. Bu odanın girişe göre sol tarafında yüklük dolapları arasına yapılmış bir şerbetliğin iki tarafında üçer adet gilve bulunuyor. Şerbetliğin ortasında barok tarz bir perdenin altında çeşmeden testisine su dolduran bir kız figürü vardır. Resmin, Mustafapaşa duvar resimli evlerle tarz olarak benzerliği hemen dikkati çekmektedir. Tavan altındaki bordür ve süslemeler ise odanın resimlerini bütünlemektedir.
Merdivenleri çıktıktan sonra sağ taraftaki odada, şerbetlik içinde başının üzerinde buğday başaklarından bir demet taşıyan kız figürü vardır. Kızın arka tarafında kale surları ve tahminen Avrupa’dan bir şehir görüntüsü bulunmaktadır. Her iki odadaki kız resimlerinin yüzlerindeki anlamlı bakış, resimleri yapan ustanın konuya yoğunlaştığını göstermektedir.

Kadılar Evi
İki katlı olan bu konak Ürgüp’te eskiden Türk mahallesi olarak bilinen bugünkü Dere Mahallesi Kadıkalesi mevkiinde yer almaktadır. Kadılar Evi, 15 odalı, haremliği, selamlığı ve yaverliği olan tipik bir Türk evidir. Evin ilk sahibi Yeşil Ağa adıyla tanınmaktadır. Hatta evin önündeki yokuşa da eskiden ‘Yeşil Ağa bayırı’ denildiği bilinmektedir. Ürgüp Kadısı bu evi Yeşil Ağa’dan satın alıp uzun yıllar bu evde oturmuştur. Ev bu nedenle bugün Kadılar Evi adıyla anılmaktadır. Kadılık makamının 1725 yılından itibaren Damat İbrahim Paşa tarafından Ürgüp’ten taşınmış ve yeni oluşturulan kaza merkezi Nevşehir’e alınmıştır. Kadı’nın oturduğu dönemlerde ev tek kişinin mülkiyetindeydi. 1950’li yılların başında iki hisseye bölünen evin bir bölümü kadı’nın kızlarında (4 kızı vardı) kalırken, diğer bölümü Aksalur’dan Bekir adlı bir kişiye satılmıştır. Evin bugün iki sahibi vardır. Güney cepheye bakan bölüm Argeus Seyahat Acentası’nın ortaklarından ve Uçhisar’daki Kale Konak otelinin ortaklarından Veli Tören’e aittir. Veli Tören bu bölümü Kadı’nın torunlarından satın almıştır. Evin Aksalur’dan Bekir’e ait olan bölümü ise Veli Tören’in İtalya’dan arkadaşı Beatrice Naretto tarafından satın alınmıştır. Veli Tören kendine ait olan bölümü restore ederek ev olarak kullanmayı planlamaktadır.
Evin Aksalur’dan Bekir’e ait olan bölümünde duvar resimli iki oda bulunmaktadır. Resimlerden biri odadaki şerbetlik içine yapılmıştır. Şerbetliğin iki tarafında 4’er adetten 8 tane gilve (lambalık) yer almaktadır. Resimde barok tarz perdenin yarattığı derinlik duygusunun içine resmedilmiş muhtemelen bir İstanbul manzarası vardır. Araştırmacı Mustafa Kaya, halk arasında bu tür perdelere “cennet penceresi” adı verildiğini söylemektedir. Bu odanın tavan kenarlarında yine çiçek desenli bordürler göze çarpmaktadır. Bu bölümdeki diğer odada ise, benzer biçimde kubbemsi bir şerbetlik içine yapılmış manzara resmi bulunmaktadır. Resim oldukça tahrip olmuştur. Şerbetliğin kenarlarında toplam 6 adet gilve vardır. Şerbetliğin üzerindeki rozet biçimindeki çiçek bezemesi ile şerbetliğin sağ kenarında bulunan ahşap kapaklı uzun ince dolap dikkat çekicidir. Bu dolabın silahlık olarak kullanıldığını öğrendik. Daha çok tüfek koymak için kullanılan bu tür dolaplara Ürgüp’te gezdiğimiz evler içinde ilk kez bu konakta rastladık.
Kadılar Evi’nin eskiden Kadı’ya ait olan bölümünde ise duvar resimli bir oda bulunmaktadır. Üst katta yer alan bu odada güzel biçimde korunmuş olan 6 gilveli şerbetliğin iki tarafı ve alt kısmı tamamen yüklük denilen dolaplarla kaplıdır. Şerbetliğin üst kısmında tüm duvarı kaplayacak şekilde bir manzara resmi bulunmaktadır. Şerbetliğin içinde artık alıştığımız biçimde barok tarz perde altına resmedilmiş manzara resmi vardır. Resim, sanki bize bir sarayın penceresinden dışarı bakıyoruz hissi vermektedir. Önde küçük bir havuz, arkada bir köprü görülmektedir. Ahşap olan tavanın kenarlarında yine çiçek desenli bir bordür odayı çevrelemektedir. Yaşlı bir Ürgüplü kadının verdiği bilgiye göre, bu evin resimlerini yapan usta İzmir’den gelmiştir.

Güzelgöz Evi
Yenicami Mahallesi’nde İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Güzelgöz Evi, Alfina Otel’in karşısına düşmektedir. Mustafa Güzelgöz’e ait olan ev, bir dönem Kültür Bakanlığı tarafından Konuk Evi olarak da kullanılmıştır. Bugün Kapadokya Meslek Yüksek Okulu tarafından kiralanan bina, okul tarafından restore edilerek kullanıma açılacağı günleri bekliyor. Evin bulunduğu mahalle eski dönemlerde Rum mahallesi olarak bilinmekteydi. Evin ilk sahibi de Hacı İftim isimli bir Rum’dur. Bize ulaşan bilgiler arasında Hacı İftim’in gıda maddeleri imalatı ve toptan satışıyla uğraşan bir esnaf olduğu yer almaktadır.
İki katlı olan ev iki bölümden oluşmaktadır. Evin avlusundan sağlı sollu iki merdivenin bağlandığı bölüme çıkıldığında sağda ve solda birer odayla karşılaşılmaktadır. Bu odaların her ikisinde de çeşitli duvar resimleri vardır. Sağdaki odada, iki yanı kurdeleli bir çiçek sepeti bezemesi dikkati çekmektedir. Sepetin iki yanına ise birer meyvelik resmedilmiştir. Bu odanın tavan ve duvarlarının birleşim yerleri ise çiçek desenli bordür ile çevrelenmiştir.
Yazlık oda olarak adlandırılan soldaki odada şerbetlik denilen kubbe biçimli niş içinde elinde çiçek sepeti taşıyan kız figürü bulunmaktadır. Bu resim halk arasında “çiçek satan Alman kızı resmi” olarak adlandırılmaktadır. Hatta buna uygun bir anlatım da vardır. Kızın evi yaptıran Hacı İftim’in kavuşamadığı Alman sevgilisine ait olduğu söylenir. Kızın sağ tarafında Grekçe iki kelime yazılıdır. Nişin yukarısında iki melek içinde taç bulunan bir çelenk taşırken resmedilmiştir. Meleklerin iki yanında birer tavus kuşu bulunmaktadır. Madalyonun ortasında iki başlı kartal görülmektedir. Bu bölümde de iki satır Grekçe bir yazı ve resimleri yapan ressamın imzası ile resimlerin yapıldığı tarih olan 1912 yazısı okunmaktadır. Buradaki imzadan resimleri yapan ustanın Kostis Meletyades olduğu anlaşılmaktadır. Odanın diğer duvarında ise çiçekli vazonun arasında Osmanlı arması tasviri bulunmaktadır. Tavanı göbekli olan odanın tavan birleşim yerlerinde çiçek desenli bordürler görülmektedir.
Osmanlı dönemi duvar resimli evlerinin çoğunda resimleri yapan sanatçının adına rastlanmaz. Ürgüp’teki duvar resimli evler içinde sanatçının imzasının olduğu bilinen tek ev Güzelgöz Evi’dir. Kostis Meletyades adına Mustafapaşa’da 4 evde daha rastlıyoruz. Sanatçı ile ilgili elimizde fazla bilgi olmamakla birlikte sanatçının Roma ve Venedik’te eğitim görmüş ve orada müzik dersleri vermiş usta bir klarnetçi olduğu bilinmektedir. Sanatçının 1895 yılında Mustafapaşa’da bulunan Kostantin-Helena Kilisesi’nin fresklerini onardığı belirtilmekle birlikte burada adına rastlanmamaktadır. Ancak Mustafapaşa’daki Aziz Vasilios Kilisesi’nin bazı resimlerinde adının olması bu görüşü güçlendirmektedir.

Teşekkür: Ürgüp’ün duvar resimli evlerini bizimle birlikte dolaşarak sözlü bilgiler aktaran ve elindeki bilgileri kullanımımıza sunan araştırmacı Mustafa Kaya’ya, Kadılar Evi’ni gezmemize izin veren Uçhisar Kale Konak’dan Veli Tören’e, Mahmut Altan evini görmemizi sağlayan Ürgüp Antikite Ali Baba’dan Ali Rıza Kürkçü’ye teşekkür ederiz.

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Ağustos 2008 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz.
www.cappadociaexplorer.com

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 7327 Eklenme Tarihi Tarih: 2009-06-23

Akıllıoğlu Konağı
Akıllıoğlu Konağı
Akıllıoğlu Konağı
Akıllıoğlu Konağı
Çaycı Mehmet Evi
Çaycı Mehmet Evi
Kadıoğlu Konağı
Kadıoğlu Konağı
Kadıoğlu Konağı
Kadıoğlu Konağı
Mahmut Altan Evi
Mahmut Altan Evi
Mahmut Altan Evi
Mahmut Altan Evi
Sucuoğlu Konağı
Sucuoğlu Konağı
Sucuoğlu Konağı
Sucuoğlu Konağı


Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 34306109 ziyaretçi
Bugün : 7745 ziyaretçi
Dün : 14158 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 0.43 sn

evlilik sitesi toplu mail stand hostesi Stromverteiler hazır site


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com | web tasarım