English
Men�
Kapadokya Rehberi
Peribacası Dergisi
Peribacası Kapadokya Yayınları
Kapadokya Firmaları
Kapadokya Fotoğrafları
Kapadokya Fotoğrafçıları
Kapadokya Haritaları
Kapadokya Karikatürleri
Kapadokya ve Sanat
Kapadokya Yazıları
Kapadokya Yayın Arşivi
Kapadokya Efemera Arşivi
Kapadokya Video-Film Arşivi
Sosyal Medya Adreslerimiz
Sivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefonlar ve Linkler
Site Güncellemeleri
Belge ve Fotoğraflarda Kapadokya
Firma Arama
Şehir
İlçe-Belde
Hizmet Alanı
Firma
Anket

Sanat ve müzik festivalleri Kapadokya'ya olan ilginin artmasını sağlıyor mu?
       
Evet.
Hayır.
Mail List
Yeni Kayıt
Şifremi Unuttum

TYANALI APOLLONİUS

TYANALI APOLLONİUS

TYANALI APOLLONİUS:
“CAHİL BİR KİŞİYİ HİÇBİR ZAMAN ONURLANDIRMAYIN,
ÇÜNKÜ ONUR APTALLARA BAĞIŞLANAMAZ”

Yazan: Yavuz İşçen
Mayıs 2009

Bugün Niğde ilimize bağlı Kemerhisar beldesi sınırları içinde bulunan Tyana, ilk çağ filozofu Apollonius’un doğduğu kenttir. Apollonius yaşadığı tarihler itibari ile Hz. İsa’nın çağdaşıdır. Yaklaşık yüz yıl yaşadığı bilinen Apollonius, MÖ. 4 yılında doğmuş ve MS. 1. yüzyılın sonlarına doğru ölmüştür. Tyana o yıllarda Kapadokya’da en ünlü Paganist (çoktanrıcı) merkez konumundadır. Apollonius da doğal olarak bu geleneklere göre yetişmiştir.

Pisagorcu öğreti
Ataları Tyana’nın kurucuları arasında sayılan Apollonius, zengin ve kültürlü bir ailenin çocuğudur. İyi bir eğitim aldığı bilinmektedir. Ailesinin yönlendirmesiyle 16 yaşında eğitim için Tarsus’a gitmiş ve Pisagorcu okula kaydolmuştur. Matematik sözcüğünü dağarcığımıza kazandıran ve Pisagor teoremi ile adını bütün dünyaya duyurmuş olan ünlü düşünür Pisagor’un (MÖ. 580-504) kurmuş olduğu bu okul, sayısal gizem ve felsefe temelinde yarı dinsel bir öğreti sunmaktaydı. Orphism ile ortak yanları bulunan bu öğreti, Apollonius’un Tarsus’da okula başladığı yıllarda Orphik dinsel bir örgüt biçimini almıştı. Okulun kurallarına göre yeni kaydolanlar ilk beş yıl hiç konuşmazlar ve sadece eğitim alırlardı. Kadınlarla ilişki kurmaları ve et yemeleri ömür boyu yasaklanmıştı. Saç ve sakallar kesilmez, sabah ve akşam olmak üzere yaz kış soğuk su ile yıkanılırdı. Bedenlerinin bir yerinde özel bir işaret (dövme, yara izi vb) taşırlardı. Örgüt üyeleri arasında bir tür büyü ve gizem kardeşliği bulunmaktaydı. Buradaki büyü, bugün anladığımız anlamda değil, sayılar ve bunların dinsel ve yaşamsal anlamları üzerine kuruluydu. 

Tanrının oğlu Tyanalı Apollonius
Tyanalı Apollonius okulu bitirdikten sonra İran, Mısır, Hindistan, Atina, Roma ve Efes gibi önemli merkezleri kapsayan gezilere çıkmıştır. Buralarda bazen imparatorlarla, bazen halktan kişilerle konuşmuş, din adamları, filozoflar ve bilgelerle sohbet etmiştir. Zamanla 1. yüzyılın en ünlü şifa ve büyü ustası olarak ünlenmiştir. Ahlak ve dürüstlük gibi erdemler ile özgürlük gibi kavramlar üzerinde durmuş, zulme ve zalimliğe karşı söylemlerde bulunmuş, gezdiği yerlerde hiçbir karşılık beklemeksizin insanlara şifa dağıtmıştır. Sevgi onun felsefesinde tüm evrendeki tek ölümsüzlüktür. Bunun için her gittiği yerde insanları sevgide birleşmeye davet etmiştir. Ancak zaman zaman ‘büyücülük’ yaptığı bahanesiyle hakkında şikayetlerde bulunulmuş ve davalar açılmıştır. Bu davaların temelinde aslında halk arasında Apollonius’un tanrının oğlu olduğu görüşü ve bu görüşün imparatorluk çevrelerinde yarattığı rahatsızlık yatmaktadır. Eğer Apollonius tanrının oğlu ise imparatorun ilahi güçlerine de sahip demektir. Bu yaklaşım doğal olarak iktidar çevrelerini tedirgin etmiştir.

Mucizevi yok oluş
Tyanalı Apollonius’un ilk yargılanması İmparator Neron zamanındadır. Apollonius sahte tanrı olmakla suçlanmıştır. İmparatorun huzurunda yapılan yargılamada şikayetçi olan kişi, Apollonius’un bakışından çok etkilenmiş ve davasından vazgeçmiştir. Hatta onun sahte tanrı değil gerçek tanrı olduğunu söylemiştir. İkinci yargılanışı ise İmparator Domitian döneminde olmuştur. Apollonius bu kez imparatora karşı darbe örgütlemek ve küçük bir çocuğu öldürerek iç organlarını incelemekle suçlanmıştır. İmparator daha çok konunun darbe kısmıyla ilgilenmektedir. Bu duruşma sırasında kendisine idam cezası verilmek üzereyken mahkeme kayıtlarına da geçen bir mucize yaşanmış ve Apollonius birden bire ortadan yok olmuştur. Bu tarihten sonra kendisinden bir daha haber alınamamıştır. Bu olaydan çok sonra 1892 yılında Prof. Dr. Richard Gottheil, Asur el yazmaları üzerinde çalışırken Tyanalı Apollonius’un Arap dünyasında saygın bir bilge olan Balinius adıyla bilinen kişiyle aynı kişi olduğunu saptadığını öne sürmüştür. Gottheil’e göre, Apollonius ortadan yok olduktan sonra ölümüne kadar Balinius adıyla Arapların arasında yaşamıştır.

Kraliçe Julia Domna Tyanalı Apollonius’u öne çıkartıyor
Tyanalı Apollonius ölümünden yaklaşık yüz yıl kadar sonra Roma İmparatoru Septimius Severus döneminde (193-211) tekrar hatırlanmıştır. Öldükten sonra Paganist Roma geleneklerine göre Ankara’daki Augustus Tapınağı’nda yakıldığını bildiğimiz Kraliçe Julia Domna (170-217), Roma İmparatoru Septimius Severus’un karısıdır. Bilge ve güçlü bir kişiliğe sahip olan kraliçe, dönemin ünlü hatip ve yazarlarından Atina’da yaşayan Flavio Flastro’ya (Flavius Philostratus) imparatorluk arşivindeki bütün belgeleri verir ve yazardan, Tyanalı Apollonius’un hayatını biyografik bir kitap haline getirmesini ister. Arşivdeki belgeler, 40 yıl kadar Apollonius’un yanından ayrılmamış sadık öğrencisi Ninovalı Damis’in tuttuğu notlar ile bizzat Apollonius’un yazarak Damis’e verdiği yazılardan oluşmaktadır. Roma İmparatorluğu'nda tahtın arkasındaki en güçlü kadın olan Julia Domna'nın isteği aslında masum bir araştırma talebinden öte anlamlar taşımaktadır.
Roma İmparatorluğu bilindiği gibi çoktanrılı bir dine sahipti. Bu inanç biçiminde, imparatorun ilahi güçleri olduğuna inanılıyordu. Roma’da Hıristiyanlığın hızlı bir şekilde yayılmaya başlaması, imparatorun ilahi konumunu sarsmaktaydı. Güçlü bir iktidar kurabilmek için imparatorun tanrısal konumunun inandırıcı olması gerekiyordu. Julia Domna, Hıristiyanların İsa’sına karşı, çoktanrılı inançlarla uyumlu birini bulup halkın bu kişi etrafında  toplanmasını sağlayabilirse, Hıristiyanlığın gelişimini engelleyebileceğini düşünüyordu. Tyanalı Apollonius bu iş için en uygun seçimdi. Çünkü Paganist gelenekten geliyor, şifacı olarak tanınıyor ve bazı mucizeler gerçekleştirdiğine inanılıyordu.

Tyanalı Apollonius’un hayatı kitap haline getiriliyor
Septimius Severus Tyanalı Apollonius için bir mabet yaptırarak işe başladı. Arkasından İmparator Caracalla’da (211-217) Apollonius için bir anıt mezar yaptırdı. Yazar Flavio Flastro, kitap üzerinde 6 yıl çalıştı ve 217 yılında ‘Apollonius’un Hayatı’ adlı kitabı tamamladı. Ancak Julia Domna kitabı eline aldığı yıl öldü. Böylelikle kitabın amacına ulaşama şansı en baştan azaldı. Ancak bu kitap olmasaydı Tyanalı Apollonius belki hiç keşfedilmeyecek ya da bugünkü kadar bilinmeyecekti. Julia Domna’nın ölümünden sonra bu yöndeki çabalar bir süre daha devam etti. İmparator Alexander Severus (222-235) mabede Apollonius’in heykelini koydurdu. Bytnia Valisi İznikli Hierocles, 302 yılında Hıristiyanlığı ‘barbarca bir serüven’ olarak niteledi ve Tyanalı Apollonius’un mucizeleri ile Hz. İsa’nın mucizeleri arasında paralellik kurmaya çalıştı. Bu çabalar kilise çevrelerince tamamen dışlandı ve yasaklandı.

Birinci Ekümenik toplantısı: İznik konsülü ve Hıristiyanlığın yayılması
Konstantin (311-337) Roma İmparatoru olduğunda yeni bir devlet ve yeni bir devlet dini yaratabilmeyi kendine amaç edindi ve o güne kadar baskı görmüş Hıristiyanları bu amaca uymaları karşılığı koruyacağını açıkladı. Bu açıklama Hıristiyanlığın yayılmasında çok önemli bir aşama oluşturmaktadır. Önündeki son engel olan Licinius’u da yendikten sonra, 325 yılında İznik’te bir konsül topladı. Bu konsüle imparatorluğun tüm bölgelerinden seçilerek gelen 230 piskopos katıldı. Kiliseyi devletin denetimi altına alabilmeyi hedefliyordu. Bunun için standart Grekçe bir İncil yazımı için konsüle görev verildi. Devlet İncili dışındaki bütün İnciller (2500 kadar İncil bulunuyordu) yasaklandı ve yok edildi. Aynı anda Paganist inanç ve geleneklere karşı da yoğun bir saldırı başlatıldı. Bu saldırılardan Tyanalı Apollonius da nasibini aldı. Kitapları yakıldı, adına yapılmış mabetler yıkıldı, heykelleri ve büstleri kırıldı.

İsa gerçekte yaşadı mı?
Bu noktada Tyanalı Apollonius’a ait mucizelerin ve yaşanmış bazı olayların yeni yazılan İncil’de Hz. İsa’ya mal edilerek kullanıldığına ilişkin görüşler öne sürülmektedir. Hatta Hz. İsa’nın hiç yaşamadığını, Tyanalı Apollonius esas alınarak oluşturulmuş sanal bir kişilik olduğunu söyleyenler de vardır. Bu görüşler üzerindeki tartışmaları konunun uzmanlarına bırakarak Tyanalı Apollonius’a dönersek; bu dönemden sonra uzun bir süre unutulduğunu, tam 1176 yıl sonra, Kraliçe Julia Domna’nın hazırlattığı ‘Apollonius’un Hayatı’ adlı kitabın yeniden yayınlanmasıyla hatırlandığını görüyoruz. 1501 yılında Venedik’te yayınlanan kitabın Katolik Kilisesi’nin hiç hoşuna gitmediğini söylememe sanırım gerek yok. 1501 yılından günümüze kadar Tyanalı Apollonius hakkında 300 kadar kitap yazılmış, Hıristiyanlıkla ilgili çeşitli iddialar ortaya atılmış ve bu konudaki tartışma günümüze kadar sürmüştür. Bu konudaki ilginç ve güncel bir gelişme de, ‘Mesih Masalı’ adlı kitap ve bu kitabın yazarı, emekli rahip İtalyan Luigi Cascioli’nin bölge kilisesine 2006 yılında açtığı davadır. Bu dava şu anda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşınmış durumdadır. Davanın konusu, Hz. İsa’nın gerçekte hiç yaşamadığı, Katolik Kilisesi’nin bu kişiyi yaşamış gibi göstererek insanları aldattığı ve kilise vergisi aldığı doğrultusundadır. Mahkemenin Luigi Cascioli’yi haklı bulması durumunda dünyada ciddi bir tartışmanın başlayacağı ve bütün dengelerin değişeceği bir gerçektir. Bundan Hz. İsa’yı ve onun kutsal kitabı İncil’i tanıyan Müslüman toplumu da etkilenecek gibi görünmektedir.

Not: Bu yazı Peribacası Kapadokya Kültür ve Tanıtım Dergisi’nin Mayıs 2009 sayısında yayınlanmıştır. Derginin telif hakları ile korunmaktadır. Hiçbir şekilde kopyalanamaz.
www.cappadociaexplorer.com

Okunma Sayısı Okunma Sayısı: 20114 Eklenme Tarihi Tarih: 2009-06-23






Nevşehir Hava Durumu
Seçimi Hatırla
İl Seç
İstatistik
Toplam : 121580949 ziyaretçi
Bugün : 12862 ziyaretçi
Dün : 44381 ziyaretçi
S. Yükleme Süresi : 0.47 sn

toplu mail


Copyright 2009 - Tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki tüm fotoğraf, yazı, doküman ve düşünce ürünleri 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kaynak gösterilerek dahi kopyalanamaz. Aksine davrananlar hakkında avukatımız aracılığı ile hukuki takibat yapılacaktır.
 

cappadocia@cappadociaexplorer.com